TSK, BOP ve TÜRBAN
Tarih: 03-10-2007 12:22


İlker Başbuğ’un  24 Eylül 2007’de yaptığı açıklamada iki mesaj var;

 

- ‘’ABD Irak’ta Türkiye’yi oyalıyor; bu arada Kürdistan projesini yürütüyor TSK (ve Türkiye) bunu kabul edemez’’. Bugüne kadar yapılan en sert uyarı.

 

-‘’AKP yeni anayasa çalışmaları ile, İslamcı bir düzen ve devlet yapısı getirmeye çalışıyor; TSK buna da karşı koyacaktır’’.

 

Kısacası, ‘’TSK ABD’nin Kürdistan ve ılımlı İslam Projelerine karşı duracaktır’’ diyor.

 

Aslında her iki proje de ABD açısından bir bütünün parçaları:

 

1)      Ilımlı İslam adı altında, ‘’İşbirlikçi şeriatçıların egemen olduğu’’ bir oligarşiyi ABD desteği ile iktidarda tutmak.

 

       2)  Bu iktidarı bir maşa gibi kullanarak Kürdistan Projesini geliştirmek. Bu proje ile Irak, İran, Türkiye ve Suriye’nin değiştirerek Bop için ilerleme sağlamak.

 

TSK 12 Nisan 2007’den itibaren emperyalizm (ve ABD) ile yüzleşmeye başladı. Türkiye parçalanmaya doğru götürülüyordu; AKP hükümeti ortaya ‘Siyasi bir irade koyamıyordu’’. ABD’ye hayır diyemeyecek konumdaki hükümet yerine söylenmesi ve yapılması gerekenleri TSK ortaya koyuyor. İçimizdeki oligarşi bu uyarıyı duymuyor, görmüyor.

 

Türkiye’deki bütün demokratik kuruluşların, kamu kurumlarının TSK’nın bu duruşuna destek vermeleri gerekir. Hem gerçek demokrasinin sağlanması için; hem de emperyalizmin ‘’Türkiye’yi bir İsalam devletine dönüştürüp parçalamasını engellemek için’’ bu destek gereklidir.

 

 

ABD’nin Kullandığı Kozlar

 

ABD AB ve İsrail için Kürdistan , BOP’un koçbaşı niteliğinde. İran, Türkiye, Irak ve Suriye’ye karşı kullanılan bir koçbaşı, ileride Azerbaycan’da da bir köprü başı kurmak isteyecekler.

 

Bölgedeki Arap ülkeleri Türk Dünyası ve İran; Kürdistan maşası ile emperyalizm tarafından parçalanmak istiyor.

ABD Türkiye’ye karşı şu kozları kullanıyor:

-PKK ve Barzani Türkiye’yi silahlı olarak ve askeri alanda ‘’taciz’’ ediyorlar. Silah, para, eğitim ve siyasi destekler ABD AB ve İsrail’den geliyor.

 

- Ankara’ya ‘’BOP emrime girmezsen PKK ve Barzani’yi üstüne salarım’’ diyor.

 

- ‘’Kerkük Türklerini Barzani ile karşı karşıya bırakır yok ederim’’ diye şantaj yapıyor.

 

- Bir yandan da Türkiye’de ‘’Ilımlı İslam’’ adı altında işbirlikçi bir şeriat düzeninin hazırlıklarını sürdürüyor. Ortadaoğu’da Sünni yeşil kuşağı tamamlıyor.

 

 

 

Türkiye İkiye Ayrılmış

 

 

ABD’nin talepleri doğrultusunda ‘’İran’a saldırma çılgınlığına’’ evet diyenler bile var. Dikkat ederseniz bunlar İran’ı sürekli kötülerler.

 

Bölücüler, işbirlikçi şeriatçılar ve yeni liberallar bu cephede yer alıyor. Büyük sermayenin önemli bir kısmı, ‘’Washington istediği için’’ aklı yatmasa bile evet diyor.

 

İş bu noktaya gelince Amerikancı liderlerin bazıları telaşlandı. :

 

-Amerika’ya ve onun emperyalizmine itirazımız yok…

-Türkiye’nin Batı kapitalizmi tarafından işgaline de hayır demeyiz..

-Ama şeriatçılar sisteme hakim olursa bizim de rahatımız kaçar. ‘’sarıklılar Amerika için çalışsın; ama onlarla aynı yatağa giremeyiz’’ diyerek softalardan korkmaya başladılar!..

 

 

Türban ve Mahallenin Namusu

 

Şeriatçılar sorunu, ‘’cambaza bak’’ diyerek türbana dayandırdı. Türban meselesi gerçekte türbanla ilgili değil.

 

İşbirlikçi şeriatçıların ABD ile işbirliği adına yaptığı bir alışveriş. Türban Türkiye’nın haritasının ve kimliğinin değiştirilmesini saklamak için kullanılan bir araç bir simge.

 

Türban bir (şifre)dir; herkes onu kafaya takılan bir giysi sanıyor, o aslında yeni emperyalizmin Türkiye’deki Kod adıdır.

 

- Türkiye’de aklı başında insanların laikliği (ve türbanı iyi anlaması gerekir). Türban yalnız şeriatın değil aynı zamanda emperyalizmin de bir simgesidir.

 

‘’Ben emperyalizme karşıyım’’ diyemeyen bir insanın . ‘’Ben Türban’a karşıyım’’ demeye hakkı yoktur. Türban hem şeriat düzeninin hem batı emperyalizminin ortak simgesidir.

 

Graham Fuller, Morton Abromowitz, Richard Holbrooke gibi siyasiler ve senaryo yazarları, emperyalizmin Türkiye’deki egemenliğini ve şeriatçı düzeni hep birlikte andılar. Türban ikisini birleştiren bir simge….

 

‘’Versace’’ markasını taşıyan bir türbanlı, bunun en açık kanıtı değil mi? Ya da Yaşar Nüri Öztürk’ün dediği gibi ithal malı bir ‘rahibe’ kıyafeti…


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku