ÇARPAN ANAYASA
Tarih: 19-08-2008 09:17


Anayasalar tür türdür, Aldıkaçtı Anayasası da çarpan türünden.

            Bakmayın siz Özal’ın ona küçük bir delik açtığına ve şimdilerde delik deşik olduğuna.

            Daha çok delineceğe benziyor ayrıca.

            Çiçek Cemil, Ağustos 2008’den sonra çıkarılacak yüzotuzun üzerindeki yasanın 1982 Anayasası’na aykırı olacağını, o nedenle değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.

            Yani yasaları anayasaya uygun yapmak yerine, önce anayasayı çıkacak yasalara göre değiştirmek istiyorlar.

            Haksız sayılmazlar, çünkü bu değişiklikler yapılmazsa yasalar Anayasa Mahkemesine takılacak.

            Önce Haşim Kılıç söylediydi (Anayasa Mahkemesi Başkanı demeye dilim varmıyor).

            Sonra Toptan Köksal’ın gönlünden öyle geçmiş diyorlar.

Recep Erdoğan’ın aklından hiç çıkmıyormuş zaten.

Dir Mengir (sonradan Türk vatandaşı mı olmuş ne ?)’in rüyalarını süslüyormuş yeni bir anayasa.

Kısası bunlar, bu Alaca Karanlıkçılar, benim ret oyu verdiğim, demokratik bulmadığım, 1982’de Türk halkına dipçik zoruyla dayatılan Orhan Aldıkaçtı Anayasası’nı değiştirmek istiyorlar.

Değiştirebilirler mi ?

Evet kimi maddelerini değiştirdiler ve kimi maddelerini de değiştirebilirler.

Ancak Köksal gibi Toptan değiştiremezler.

Çünkü onların asıl değiştirmek istedikleri Aldıkaçtı’nın bile o anayasaya koymamazlık edemediği başlangıç ilkeleridir.

O ilkelerin başında birlik ve bölünmezlik (unité ve indivisibilité) ilkesi gelir ki, Fransa’dan sonra sadece Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluş ilkeleri arasında olup, dünyanın geri kalan 150 cumhuriyetinden hiçbirinin olmazsa olmazı değildir.

Alaca Karanlıkçı anayasa profesörleri bile bu ilkeyi, ülkemizin somut olarak bölünmesi çabaları ile karıştırmaktadırlar. Anlamamışlardır, kavrayamıyorlar, sadece öyle algılıyorlar ve ancak algılayabiliyorlar sadece.

Birlik ve bölünmezlik, halkımızın ya da ülkemizin birlik ve bölünmezliği kadar ve ondan çok daha ileride cumhuriyetimizin olmazsa olmaz niteliğidir ve Fransa’dan sonra sadece Mustafa Kemal Türkiye’sinde yaşama geçirilmiştir.

Tek devlet, tek millet, tek vatan ve tek bayrak demekle ilgisi yok değil, ama anlamı daha ilerilerde.

Bunlar somutta, yani sözde ve görünürde böyle olabilirler ve ağzı olan konuşabilir.

Oysa soyutta, yani özde ve gerçekte, egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusa ait olduğu, ulusla  devletin birlik ve bütünlüğüdür sözkonusu olan.

Milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve devrimcilik bu ana ilkenin türevleridir.

Bir o kadar önemli laiklik ilkesi de öyle.

Laiklik ilkesi de, dünya üzerindeki 150 Cumhuriyet, 20’den fazla Krallık ya da Sultanlık, 10 kadar Federasyon ya da birlik ve 3 Prenslik’ten hiçbirinin anayasalarının, ki hemen hemen tümünde anayasa vardır, olmazsa olmaz ilkesi değildir.

Demek ki, anayasanın maddeleri de değiştirilebilir kendisi de.

Ancak Türkiye Cumhuriyet’inin kurucu ilkeleri değiştirilemez.

Değiştirmek isteyenleri de çarpar.

O ilkeler ancak Türkiye Cumhuriyet’i ortadan kaldırıldığında değiştirilmiş olur.

Bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının ne aklından ve ne de gönlünden bu geçmeyeceğine göre ;

Anayasayı değiştirmeyi kimler istiyor ola ki?


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Habip Hamza Erdem tarafından yazıldı