ÖZET TERCÜME:
Norveç
kıyılarındaki ilk petrolü 1969 da Philips-Petroleum isimli Amerikan şirketi
buldu ve 1971 de çıkarmaya başladı; onu
diğer petrol şirketleri izledi.
Dünya petrol
rezervinin sadece yüzde biri Norveçte olmakla beraber, bu Avrupa petrol ve
doğalgazının yüzde 75 idir ve Norveç
petrolünün yüzde 90ı Avrupa ülkelerine ihraç edilmektedir. Norveç ekonomisi petrol sayesinde hızlı bir
gelişme göstermiş, kişi başına gayri safi milli hasıla 2002’lerde 34.530
Dollara yükselmiştir; işsizlik oranı ise yüzde 3,5 civarındadır.
Norveç halkının
petrol nimetinden faydalanabilmesi, izlenen özel politikalar sayesinde
olmuştur. Enternasyonal pazar ve petrol
şirketleri karşısında, ulusal
çıkarlara öncelik tanınmıştır.
Ílk petrol arama
izninin verilmesinden hemen birkaç ay sonra Norveç Parlamentosu „STORTING“, 31
Mart 1963 tarihinde, „Deniz
altı da dâhil olmak üzere, Norveç kara sahanlığındaki bütün doğal kaynakların
ve bunların aranması, çıkarılması ve ihracatının sadece Norveç
Devleti’nin egemenliğinde olduğunu“ ilân etmiştir. (Dikkat buyrula:
karasuları değil, kıta sahanlığından bahsediliyor.) Doğal kaynakların
değerlendirilmesinde devletin etkisi, Norveç için normal bir durumdur; çünkü
hidroelektrik santrallar, balıkçılık ve çelik sanayiinde de hükümet işin
içindedir.
Norveç 1972 de
Stavanger merkezli, üç kollu bir Petrol –Yönetimi (NPD) kurdu. Denizdeki
bütün petrol çalışmaları konusunda bu „Oljedirektoratet „ yetkili
kılındı. Parlamento Haziran 2003’de
aldığı bir kararla, Ocak 2004’den itibaren, petrol sanayiinin çalışma şartları
ve güvenliğinden sorumlu bir de „Petroleum Safety Agency „ yönetimini
hayata geçirdi.
Aynı sene (1972) yine Stavanger merkezli bir de
Norveç devletine ait petrol çıkarma şirketi „STATOIL“ kuruldu.
STATOIL yanında, 1999 da birleşen, yarı devlet kurumu „NorskHydro“ ve
özel „Saga Petroleum“ şirketleri de petrol üretimine katıldı.
Petrol –Yönetimi (NPD) ve STATOIL şirketinin üst
yönetimi önce Sanayi Bakanlığının petrole bakan
bölümüne verildi. Sonradan, 1978’de „Petrol ve Enerji Bakanlığı“, bir
sene sonra da bakanlıklar birleştirilerek „Sanayi ve Enerji Bakanlığı“ kuruldu. Paralamento
bu arada, „son sözü söyleme“ hakkını kendi elinde tuttu.
Devlete ait STATOIL yönetimindeki üç Norveç petrol şirketinin katılımı,
Kuzey Denizindeki Petrol üzerinde devletin kontrolünü garanti etmek
içindi. (Çevirenin notu: AKP hükümetinin veto edilen
kanun teklifinde, devletin petrol yatakları üzerindeki kontrolü tamamen kaldırılmak
istenmektedir)
Başlangıçta bu yeni konudaki teknik bilgi eksikliği ve deniz
platformlarının yapımındaki yüksek malî riziko yüzünden, Statoil ve NorskHydro
şirketleri, yabancı şirketlerle birçok işbirliği anlaşması yapmak zorunda
kaldılar ve çoğunlukla ABD’den uzmanlar getirttiler. Özellikle ABD’den gelen
uzmanların kibirli ve çokbilmiş davranışları, Norveç mühendislerinde reaksiyon
yarattı ve onlar işlerini ABD’li uzmanlar olmadan yapıp, ABD’yi de teknolojik
olarak geçmeye karar verdiler ve
başardılar. Daha 1980’lerin başından
itibaren Statoil, 300 metreden fazla derinlikte doğalgaz boruları döşeyebilen tek şirket olmuştu, buna
başka hiçbir petrol şirkeri cesaret edemiyordu. 1983’den bu yana Norveç, 6000
km lik bir su altı boru şebekesi kurmuş ve bütün dünyanın taktirini
kazanmıştır.
NPD bugüne kadar verdiği 17 petrol çıkarma izni ile petrol çıkarma
alanlarını sadece Norveç şirketleri arasında paylaştırmadı; Shell, ExxonMobil,
TotalFinaElf gibi yabancı şirketlere de,
oldukça düşük harçlar karşılığı izin
verdi. Ama Norveç Devleti, satılan petrol değerinden aldığı yüzde 78 oranındaki vergi sayesinde, bundan büyük paralar kazanmaktadır. Yabancı
şirketler ise bu yüksek vergi oranından sürekli şikayet etseler de, kendileri
de iyi kazandıkları için çalışmaya devam etmektedir. (Çevirmenin notu: AKP hükümetinin veto edilen kanun teklifinde, Türk Devletine
verilecek pay sadece yüzde 12,5 olarak öngörülmüştü)
Devlete ait Statoil şirketinin yüksek gelirleri, onun çalışma alanını
genişletmesine neden oldu. Bugün
Statoil, dünyada 25 ülkede faaliyet içindedir, Afrika, Asya ve Latin-Amerika’da
petrol çıkartmaktadır, Kuzey ve Doğu Avrupada 2000 benzin istasyonu vardır ve
ayrıca bütün dünyaya, petrol çıkartma sanayii için gerekli makine aksamını
satmaktadır.
Norveç, gelecek kuşaklarının da petrol ve doğalgaz zenginliğinden
yararlanabilmesi için, dünyada başka örneği olmayan bir yol bulmuştur ve on
seneden fazladır uygulamaktadır. Norveç 1990’da
petrol gelirlerinin biriktirildiği ve işletildiği bir fon kurmuştur. Bu
fonda şu gelirler biriktirilmektedir:
-
Petrol
şirketlerinde alınan vergiler,
-
Devlete
ait ve birçok denizden petrol çıkarma girişimine ortak „Öl-Holding Petoro“ şirketinin kârları,
-
Statoil
ve NorskHydro şirketlerinin devlet elindeki hisselerinin kâr ödemeleri.
Bu gelirler
başlangıçta çok az görünseler de, 1990’lı yılların sonuna doğru büyük artış
göstermişlerdir. 2002 senesinde bu fonda 86 milyar Avro birikmiştir. Norveç Merkez Bankası tahminlerine göre 2010
senesinde bu fonun varlığı, Norveç gayri safi milli hasılasının yüzde 93 üne
ulaşacaktır. Bu varlığın, yapılan optimizasyon hesapları sonucu, yüzde 40 ı hisse
senetlerine ve yüzde 60 ı diğer menkul değerlere yatırılmıştır. Böylece bu
Norveç fonu, bugün dünyanın en büyük menkul değer yatırımcılarından biri
olmuştur. Norveç merkez bankasının yatırım listesine bakıldığında, dünyanın
yatırımcı bankalarının listesi elde edilebilir. Bu arada, ahlâki sınırlar da
konmaktadır; çevreyi kirleten, çocuk çalıştıran veya silâh üreten ve satan
şirketlere yatırım yapılmamaktadır.
Bu maddi kaynak,
doğal olarak istekler uyandırmaktadır; „Bunları ileriki kuşaklara ayırıyoruz
ama, bugün yaşayanların hiç hakkı yok mu?“ gibi. Büyük sosyal görevler üstlenen
bir devletin, özellikle sağlık ve eğitim konularında büyük kaynaklara ihtiyacı
vardır. Norveç parlamentosu bu arada, bu fon gelirlerinden yüzde 4 ünü ,
bütçeye gelir olarak kullanma kararı almıştır, yüzde 96 sı , gelecek kuşaklara
ayrılmıştır.
Bu yazı, Ínternette
Konrad Adenauer vakfının
http://www.kas.de/db_files/dokumente/die_politische_meinung/7_dokument_dok_pdf_2882_1.pdf
Das Magazin „Politische Meinung“ der Konrad
Adenauerstiftung“ Seite 74 Nr. 407 · Oktober 2003
Von einem Ölfonds
wollen auch kommende
Generationen profitieren
Mit dem Nordseeöl
in die Zukunft
Roland Löffler
Makalesinden
alıntıdır.
Bu yazı,
AKP petrol yasası Türkiye’de görüşülürken yazılıp „AYDINLIK“ dergisine
gönderilmiş fakat değerlendirilmemiş ve yayınlanmamıştır.
Dr. Yavuz
Dedegil
|