Almanya birkaç senedir yoğun diplomasi ve propaganda girişimleri ile, dünyanın CO2 yüzünden ısındığını kabul ettirmeye çalışmış ve, en azından ihracat sektörüne büyük artışlar katarak başarılı da olmuştur. Bağımsız bilim adamlarının ve araştırma kurumlarının, küresel ısınmanın insanların ürettiği Karbondioksitten kaynaklanmadığına dair bulguları ise, sadece bilimsel rapor sayfalarında kalmış, medyanın yaydığı psikozu ve politikayı etkileyememiştir.
Almanya ise, yeni linyit termik santralları kurmaktan geri durmamaktadır.Almanya şimdi de, havadaki çok ince taneli tozlar konusunda yeni bir cinnet geçirmeye başlamıştır. Konu havadaki çok ince taneli toz parçacıklarıdır. AB-yönetmeliklerine göre 1 m³ havada, 50 mg (Miligram) dan fazla toz bulunmamalıdır. Alman şehirlerinin birçoğunda birkaç senedir hava içindeki toz miktarı saat başı ölçülmekte ve kaydedilmekdir. Bu ölçme sonuçlarına göre havadaki toz miktarı, yere ve zamana bağlı olarak 1 metreküp havada 300 mg a, yani AB-normlarının 6 misline kadar yükselmektedir. Alman Hükümetinin (ve bazı lobilerin) iddiasına göre, bu hava kirliliği, araba ekszozlarından çıkan is taneleri yüzünden olmaktadır. Almanya’da bu hava kirliliğini önlemek için, belli şehirlere sadece az toz çıkaran arabaların girmesine izin verilmesi, diğerlerinin şehrin dışında bırakılması için yapılan kanun 1 Ocak 2008 de yürürlüğe girmiş ve Hamburg, Hannover, Berlin şehirlerinde uygulanmaya başlamıştır. Daha birçok şehir de uygulama hazırlıkları içindedir.Bu yönetmeliğe göre, her motorlu araç sahibi, arabasının tipine göre, az toz ürettiğini gösteren bir plaket alıp bunu ön camına yapıştırmak zorundadır. Uygulamanın başladığı yerlerde bu plaket olmaksızın şehre arabayla giren sürücüler, 40,00 € ceza ödeyeceklerdir. Gerek bu plaketlerin satışı ve gerekse bu bahaneyle kesilecek cezalar, ilgili belediyeler için iyi bir gelir kaynağı olacaktır (sadece plakettlerden 255 Milyon Euro bekleniyor, + cezalar, + ek önlemlerden alınacak vergiler).Yönetmelik, normal bir kişi tarafından anlaşılması mümkün olmayan bir metindir. Almanya’da dünyanın her yerinde farklı zamanlarda üretilmis ve farkli miktarda toz üreten çeşitli motorlu araçlar trafiktedir. Şimdi bu araçlar belli şehirlere giremeyecekler, Almanya’nın diğer bölgelerinde dolaşacaklar. Yönetmeliğin uygulandığı şehirdeki bazı sürücüler ya arabalarını satacak veya atacaklar, veya yüzlerce hatta bin € üzerinde masraf ederek, ek filtreler vs. Taktıracaklar. Tabii bir de, dış ülkelerden gelen ve geçici olarak Almanya’da bulunan araçlar sorunu var. Kısacası karmakarışık bir iş. Pekiyi, bu önlemler, o bölgelerde havadaki toz miktarını azaltacak mı? Íşte burada yine politika ile bilim tamamen birbirinden ayrılıyor. 14 Ocak 2008 de, Alman 1. Devlet televizyon kanalı ARD’de „FAKT“ isimli yayında, bu konuda bilim adamlarına da söz verildi. Hem de bu bilim adamları, Almanya’nın en ünlü „kullanılan teknik araştırmaları enstitüsü“ Frauenhofer-Gesellschaft’ın bilimcileri ve havadaki toz araştırmalarını da Alman devletinin yıllardır finanse ettiği bir proje içinde yapmışlar, birçok şehirde havadaki toz miktarını saat başı ölçüp kaydetmişler. Onların vardığı sonuç ise, devletin yukarıda anlatılan önlemlerinin tamamen anlamsız ve yararsız olduğu. Çünkü, havadaki bu çok ince taneli tozlar, atmosferdeki hava akımları ile bir kıtadan bir kıtaya bile taşınabildiği gibi, bulundukları yükseklikler de, tamamen günlük iklim şartlarına bağlı. Örneğin, yeryüzü soğuk iken yukarıdan bir sıcak hava akımı gelince, özgül ağırlığı yüksek olan hava yeryüzünde kalıyor ve tozlar alt tabakalarda günlerce birikebiliyor veya yer yüzüne çöküyor. Buna karşı birkaç saat üstüste güneş açınca, yeryüzü ve ona yakın hava tabakaları ısınarak yukarıya hareket ediyorlar (termik) ve çökelmiş tozları da beraberlerinde kaldırıyorlar. Trafiğin yoğun olduğu iş saatleri ve trafiğin hemen hemen olmadığı tatil günlerinde yapılan ölçmeler karşılaştırıldığında, insanların solunum yaptığı hava katmanlarındaki toz miktarının hemen tamamen trafikten bağımsız ve hava şartlarına bağlı olduğunu gösteriyor. Bu ölçme ve değerlendirmeleri hükümet namına yapan uzmanlar, hükümetin yaptığı yönetmeliklerin pratikte hiçbir yarar getirmeyeceğini, ölçmelerine dayanarak iddia ediyorlar. Ama halktan bu bahane ile toplanacak paralar, „fakir“ Alman hükümeti ve tabii bundan çıkar sağlayacak lobiler için kaçırılmaz bir fırsat.Havadaki ince toz, küresel rüzgar sistemleri ile başka kıtalardan da gelmektedir. Almanya’da, örneğin Karlsruhe’de, yaz ortasında Cezayir’in Büyük sahrasından gelen bir ince toz kirlilği yaşanmıştır. Macaristan’ın ünlü Pusta ovaları, yine Büyük Sahra’dan gelen ince kumların çökelmesi ile ortaya çıkmıştır ve küresel rüzgar sisteminin bir sonucudur.Küresel ısınma ve havadaki toz miktarı, Almanya’nın ilk cinnetleri değildir. Ondan önce de, havadaki Ozon oranı sorun yapılmış, ozon’un da araba dumanlarından kaynaklandığı iddia edilerek, havada ozon miktarının metreküpte 80 microgramı geçtiği günlerde araba kullanmak bütün Almanya’da yasaklanarak 80,00 DM cezaya bağlanmıştı. Yıllar önce, Karlsruhe’de yaz ortasında 70 gün üstüste yağmur yağmış ve birden güneş açınca halk, göllere akın etmişti, ama bilmedikleri şey, güneş yüzünden (arabalardan değil) ozon miktarının 80 microgrammdan yükseğe çıktığıydı. Bunun üzerine polis bütün gölleri dolaşarak, oradaki her arabaya 80,00 DM ceza yazınca, zaten yağmurdan cinnet geçirme seviyesine gelen halk isyan etti ve belediye bütün bu cezaları iptal etmek zorunda kaldı ve o günden beri, halen yürürlükte olan bu yönetmelik bir daha gündeme gelmedi. Son iki günde yayınlandığına göre, örneğin Münih’de, lokallerde sigara içme yasağı lokallerin yarısında uygulanmamakta ve Mühih polisi bu konuda kontrol yapmamaktadır. Çünkü bu da yine bir „cinnet“ sonucudur.Yorum:Yukarıda bahsedilen, Ozon, CO2 ve şimdi de havadaki toz meseleleri, Alman kültürü için semptomatik olaylardır. Almanya’nın iç ve dış dengelerinde şu etkenlerin rol oynadığını bilmek, bu ülkeyi anlamayı kolaylaştırır.1.Alman halkının yüzde takriben 80 i , histerik reaksiyona eğilim gösterir, felaket haberlerinden belli bir tatmin elde ederek mutlu olur. 2.Alman yönetimleri ve yönetime hakim lobileri bu olguyu, politik olarak sistematik şekilde ve başarıyla kullanırlar. (Tamamen sebepsiz bir Yahudi düşmanlığı da aynı olgu ve yöntemin sonucudur. Bugün „yahudi“ kelimesi yerine örneğin „yabancı“, „migrant“, „türk“, „ ozon“, „CO2“ veya „toz“ kelimeleri yerleştirilerek aynı başarılar elde edilebilir.) Alman halkına bir felaket ve onun bir hayali sebebi gösterilince, halk psikolojik olarak kendinin bundan zarar gördüğüne sorgulamadan inanır ve onunla, işin ucu kendine dokununcaya kadar, mücadele eder. 3.Almanya’da „Florian prensibi“ geçerlidir. Florian, yangın azizidir ve Almanyada şu söylenir: “Sevgili Florian, lütfen benim evimi yakma da komşununkini yak!” 4.Almanya’da basın ve yayın yönetimin ve lobilerin kontrolündedir. Böylece “karlı” görünen konularda histeri yaratmak çok kolay bir yöntem haline gelmiştir. Alman halkı, basında çıkan her yalana sorgulamadan inanır. Alman devlet televizyonu ARD de yayınlanan “FAKT” programının almanca orijinal metni aşağıdadır ve internetten bulunabilir:
Seit Januar sind in den ersten Städten sogenannte "Umweltzonen" eingerichtet, um die Feinstaubbelastung drastisch zu senken. Viele weitere Kommunen wollen folgen. Nur: Für Experten ist längst klar, dass solche "Umweltzonen" so gut wie nichts bringen.
Eine Verkehrskontrolle der besonderen Art, Berlin vergangenen Mittwoch:
Seit Januar gibt es Umweltzonen in Deutschland
O-Töne: Maria Elander, Deutsche Umwelthilfe und Autofahrer
"Hallo, wir machen heute eine Feinstaubkontrolle. Wir sind von der Deutschen Umwelthilfe. Ich habe gesehen, dass Sie eine grüne Plakette geholt haben." "Aber selbstverständlich." "Herzlichen Dank dafür, dass Sie einen Beitrag zur sauberen Berliner Luft leisten." "Was bleibt uns anderes übrig."
Maria Elander leistet Aufklärungsarbeit in Sachen Umweltzone: Seit Jahresbeginn dürfen in die Berliner Innenstadt nur noch Autos rein, die einen bestimmen Feinstaub-Ausstoß nicht überschreiten. Eine Plakette an der Windschutzscheibe, Kosten bis zu 20 Euro, weist das aus. Wer diesen Monat noch keine Plakette hat, geht straffrei aus. An diesem Tag gibt's lediglich ein symbolisches Knöllchen.
O-Töne: Maria Elander, Deutsche Umwelthilfe und Autofahrer
"Ich habe gesehen, dass Sie keine Plakette haben." "Hab ich nicht, hab heute getauscht. Ist ein Ersatzwagen, wie Sie sehen und deswegen. Die werden nicht geahnt haben, dass ich damit nach Berlin fahre. Bin aus dem Mecklenburger Bereich." "Wenn Sie in die Berliner Umweltzone fahren, müssen sie eine Plakette haben." "Alles klar, okay. Danke."
Ab 01. Februar wäre dieser Herr jetzt 40 Euro Bußgeld los und hätte einen Punkt in Flensburg. Dann ist die Eingewöhnungszeit endgültig abgelaufen.
O-Ton: Katrin Lompscher, Senatorin für Gesundheit, Umwelt und Verbraucherschutz Berlin, Die Linke
"Eine lokale Feinstaubquelle von großer Bedeutung ist der Autoverkehr. Das ist ja der Ansatzpunkt dafür, warum Umweltzonen überhaupt eingeführt werden. Ja nicht nur in Berlin, sondern auch in anderen Städten, und dass wir hier einen Ansatzpunkt haben Feinstaub mit eigener Kraft tatsächlich zu reduzieren."
O-Ton: Hans-J. Hummel, Umweltbundesamt, Grundsatzfragen der Luftreinhaltung
"Eine Umweltzone bringt in Hinblick auf den Feinstaub eine Reduktion von einigen vier, fünf Mikrogramm pro Kubikmeter und das bedeutet 20 Tage weniger Überschreitung des Grenzwertes."
Neben Berlin, Köln und Hannover planen inzwischen eine ganze Reihe weiterer Städte Umweltzonen einzurichten, wollen so die EU-Feinstaubrichtlinie erfüllen und die gibt vor: Maximal an 35 Tagen im Jahr darf der Grenzwert von 50 Mikrogramm Feinstaub pro Kubikmeter Luft überschritten werden. Mittlerweile gibt es jedoch starke Zweifel, ob solche Umweltzonen überhaupt etwas dazu beitragen können, die Überschreitungstage deutlich zu reduzieren. Das Landesamt für Umwelt in Mainz: Hier laufen sämtliche Daten aller Luftmessstationen aus Rheinland-Pfalz zusammen. Michael Weißenmayer und Ulrich Kampe werten gerade die Zeit um Weihnachten aus.
Nur mit Feinstaubplakette darf man in die Umweltzone fahren
O-Töne: Michael Weißenmayer und Ulrich Kampe, Landesamt für Umwelt Rheinland-Pfalz
"Es ist schon sehr erstaunlich, dass die Maximalkonzentrationen sowohl an der Verkehrmessstelle als auch am städtischen Hintergrund hier am Heiligabend gemessen werden. Hier mit 200 Mikrogramm sogar im Hintergrund noch höher als an der Verkehrsmessstelle." "Also das ist schon der Spitzenwert." "Und sicher meteorologisch bedingt."
Ausgerechnet Heiligabend, einem Tag mit eher geringem Verkehrsaufkommen, bis zu drei Mal mehr Feinstaub in der Luft als erlaubt. Ursache: eine sogenannte Inversionswetterlage, bei der der Luftaustausch quasi zum Erliegen kommt und sich deshalb die Feinstaubkonzentration Tag für Tag erhöht. Über zehn Tage beherrschte dieses Geschehen große Teile West und Süddeutschlands. So etwas kann in den Wintermonaten häufiger vorkommen. Und was bringt da eine Umweltzone.
O-Ton: Michael Weißenmayer, Landesamt für Umwelt Rheinland-Pfalz
"Bei Konzentrationen wie sie zum Beispiel bei Inversionswetterlagen auftreten, also im Bereich zwischen 70 und auch durchaus über 100 Mikrogramm, wird der Einfluss einer Umweltzone sicher nicht so groß sein, dass man an solchen Tagen die Grenzwerte einhalten kann."
Vor diesem Hintergrund erscheint die Einführung von Umweltzonen eher nutzlos. So sieht es auch Holger Krahmer, EU-Abgeordneter und Berichterstatter zum Thema Feinstaub für das Europa-Parlament.
O-Ton: Holger Krahmer, Berichterstatter Feinstaub für des EU-Parlament, F.D.P.
"Verkehrsbeschränkungen sorgen dafür, dass wir die Leute ärgern. Die Menschen glauben, sie müssen auf Lebensqualität verzichten, damit die Umgebungsluft sich verbessert. Das bringt nichts. Auch die Umweltzonen, die am 01. Januar in Deutschland in Kraft getreten sind, werden schlicht und einfach ihr Ziel verfehlen, denn die Feinstaubkonzentrationen werden durch schlichte Fahrbeschränkungen oder Mobilitätsbeschränkungen nicht zurückgehen." So auch jüngste Forschungserkenntnisse. Während im Winter besonders Inversionswetterlagen die Feinstaubkonzentrationen in die Höhe treiben, ist es im Sommer vielfach die Sonne und nicht der Verkehr. Das hat eine Studie des Fraunhofer-Instituts ergeben.
O-Ton: Matthias Klingner, Leiter Fraunhofer-Institut Verkehrs- und Infrastruktursysteme
"Im Sommer ist es im Wesentlichen die Sonne, die die Überschreitungen verursacht."
Das bedeutet: Die Feinstaubkonzentration erhöht sich im Laufe des Tages in Abhängigkeit zur Sonnenintensität. Je stärker die Temperatur im Verlauf des Vormittags ansteigt, desto höher die Feinstaubelastung. Der Messwert dazu heißt 'PM-10'.
Die Sonne hat mehr Einfluss auf die Feinstaubkonzentration als der Verkehr
O-Ton: Matthias Klingner, Leiter Fraunhofer-Institut Verkehrs- und Infrastruktursysteme
"Betrachten wir nun Tage, an denen die Sonne ganz intensiv geschienen hat und bis zu zehn Grad die Temperatur erhöht hat, dann ergibt sich plötzlich ein Tagesgang des PM-10, der ganz ähnlich aussieht wie der des Verkehrs, aber der Verkehr hat sich nicht geändert. Und hier sieht man auch den Trugschluss. Wir haben gerade gesehen, dass eigentlich die Sonne das verursacht hat und nicht der Verkehr." Und auch der Sonne ist mit einer Umweltzone wohl kaum beizukommen.
O-Ton: Matthias Klingner, Leiter Fraunhofer-Institut Verkehrs- und Infrastruktursysteme
"Eine Umweltzone ist aus unserer Sicht faktisch wirkungslos, was die Grenzwertüberschreitungen des Feinstaubs angeht. Und das ist gemittelt worden aus vielen Tausend Messdaten, die an einer verkehrsreichen Station in Leipzig in den Jahren 2003 und 2004 gesammelt wurden.
O-Ton: Holger Krahmer, Berichterstatter Feinstaub für des EU-Parlament, F.D.P.
"Ich halte Umweltzonen in modernen Infrastrukturen für nicht nötig. Es kann Sinn machen in Großstädten den Individualverkehr zu beschränken, möglicherweise, weil eine Innenstadt überlastet ist mit Autos. Aber aus Umweltgründen eine solche Zone einzurichten, wird keine Wirkung entfalten. Wer das glaubt, lügt sich in die Tasche. Wir werden keine messbaren Emissionsminderungen dadurch bekommen."
PS. Bei ganz anderen Feinstaubverursachern sind rigide Maßnahmen wirklich angesagt: Hausbrand und Kleinfeuerungsanlagen. Sie produzieren inzwischen mehr Feinstaub als alle Diesel-PKW und alle LKW zusammen. Binnenschiffe, die ihre Dieselmotoren mit hoch verschmutzten Bunkeröl betanken. Kreuzfahrtschiffe, die in einer Stunde etwa soviel Feinstaub in die Luft blasen, wie 50.000 PKW bei Tempo 130. Hier ließen sich nachweislich positive Effekte erzielen. Doch worüber diskutieren wir in Deutschland? - Umweltzonen!
Bimbo / Mehmet ŞEKEROĞLUPerşembe, 18 Mart 2010 | Yagmur Bazı durumlarda bunlara “komprador” denir; bazılarına “beşinci kol”, bazılarına “tatlı su frengi” adı verilir. Orhan Kemal, “Murtaza” demiştir; Urfalılar... Devamı