UNUTULMUŞLAR: GÖÇMENLER
Tarih: 20-07-2007 16:53


AB Istatistik Enstitüstü Eurostat'ın verilerine göre, AB vatandaŞı olmayan göçmenlerin toplam sayısı, 25 milyondur. Bu sayı, AB'nin toplam nüfusunun %5.5'ini oluŞturmaktadır. Bazı AB ülkeleri, ülkelerinde yaŞayan göçmen emekçilere karŞı ırkçı ve ayrımcı göç politikalarını gündeme getirmektedir. BaŞta en fazla göçmen emekçi bulunduran Fransa ve Almanya olmak üzere, Hollanda ve Avusturya, Ingiltere gibi ülkelerde; son günlerde göçmenlere yönelik "ırkçı ve ayrımcı göç yasaları"nın kabulu bunun bir göstergesidir.

            Demokratik olmayan, özünde ırkçılığı ve ayrımcılığı çağrıŞtıran bu yasalar, aile birleŞmesini zorlaŞtırmakta, yerli halklar ve göçmenler arasında eŞitsizliği beraberinde getirmektedir. Bu olguya, 3 milyonu Türkiye kökenli olmak üzere, yaklaŞık 8 milyon göçmen emekçiyi yakından ilgilendiren; Almanya'da kısa süre önce parlementoda onaylanan yeni "göç yasası" örnek olarak verilebilir. .  Alman Parlementosu'nda onaylanan ve CumhurbaŞkanı Horst Köhler'in onayına sunulan yeni "göç yasası"na hep birlikte bir göz atalım:"Almanya'da çalıŞan ve Türkiye'den evlenen bir erkek ya da kız, eŞini Almanya'ya getirmek isterse, eŞi bir yıl boyunca Almanca kursuna gitmek, Almanca öğrenmek ve sınavda baŞarılı olmak zorunda. Aksi halde, eŞini Almanya'ya getiremiyor". Bu durum, Almanya kökenli bir kadın ve erkeğin, herhangi bir ülkede bir kadın veya erkekle evlenmesinde geçerli değildir. Evli ya da evlenecek olan kadın veya erkekte, dil bilme zorunluluğu getirilmemektedir.

            Fransa'da da, benzer bir durum geçerliliğini korumaktadır. UKGB'nın (Ulusal Kimlik ve Göçmen Bakanlığı), aile birleŞmelerinin gerekliliği için "fransız dilini iyi bilme, kültürünü tanıma, cumhuriyetin değer ve yarğılarına iyi bilme ve saygı duyma"yı temel koŞul olarak ileri sürmektedir. Aile birleŞmesinin giderek zorlaŞtığı Fransa'da, 2006 yılında aile birleŞmei için baŞvuran 40 binden fazla kiŞiden, sadece 6.924 kiŞi oturma ve çalıŞma kartı almaya hak kazandı. Fransa'da, 2006 yılında yurtdıŞı edilen kaçak iŞçi sayısı 24 bin kiŞiden fazladır. Bu sayının, 2007 yılında 25 binden daha fazla olacağı düŞünülmektedir. Avrupa'daki toplam kaçak iŞçi sayısı, yaklaŞık 2 milyondur. Bunun, 200-400 bin arasında değiŞen kesimi Fransa'da bulunmaktadır.

            GeçmiŞte olduğu gibi günümüzde de, yabancı ucuz iŞgücüne gereksinim duyan bazı AB ülkeleri; nüfus ve ekonomik faktörlerinide göz önüne alarak belli bir mesleki formasyonu olan, kaliteli ve nitelikli göçmen "seçme"ye yönelmektedir. Bununla ilgili olarak UKGB Brice Hortefeux, Fransa'nın yabancı ucuz iŞ gücüne olan gereksinimiyle ilgili olarak Şöyle demektedir:" Fransa'ya gelecek göçmenlerin daha iyi seçerken ülkenin ekonomik yapısına ve nüfusuna göre mesleki gerekçelerle gelen profesyonel göçmenleri daha fazla teŞvik edeceğiz".

             Buna benzer "ırkçı ve ayrımcı" bir yasa, daha öncede Hollanda'da kabul edildi. Ayrıca, Avusturya, IŞviçre, Ingiltere, IŞveç ve diğer ülkelerde; aile birleŞmesini zorlaŞtırmaya, kaliteli ve nitelikli ucuz iŞgüicü alımına yönelik yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Bu ırkçı ve ayrımcı göç yasalarından, doğal olarak Almanya'da en çok Türkiye Kökenliler; Fransa'da Magrip (Cezayir, Fas, Tunus) kökenliler, Hollanda'da Türkiye ve Fas kökenliler, Ingiltere'de ise Asya kökenliler etkilenmektedir.

            KuŞkusuz, bu yasalar göçmenler ve yerli halklar arasında ırkçılığı ve ayrımcılığı çağrıŞtırdıgı gibi; aynı zamanda  eŞitliğe ve insan temel haklarınada aykırıdır. Bir bütün olarak göçmenlere karŞı, en büyük ihanet ve insan hakları ihlâlidir. BarıŞı ve insan temel haklarını savunan her türlü ırkçılığa, eŞitsizliğe ve ayrımcılığa karŞı olan herkesin; bu ırkçı ve ayrımcı göç yasasını proteste etmeli ve gereken etkinlikleri göstermelidir.

            Bu "ırkçı ve ayrımcı göç yasası" karŞısında, Türkiye'nin duyarsız, sessiz kalması ve gerekli etkinliklerin süresinde yapılamaması kabul edilemez. Üstelik, Cumhuriyeti Anayasası’ının 67. maddesi’nde, oy kullanma, seçme ve seçilme hakları belirtilmesine; Anayasa’nın 67. maddesi’ne 23 Temmuz 1995'te çoğunluğun onayıyla “yurt dıŞında bulunan Türk vatandaŞlarının oy kullanma hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun uygulanabilen tedbirleri belirler” hükmünün eklenmesine karŞın; yurtdıŞındaki 5 milyonluk nüfus içinde, 18 yaŞından büyük oy kullanma, seçme ve seçilme hakkı olan 2.5 milyon insanın; 22 Temmuz 2007'te yapılacak olan genel seçimde bu haklarını kullanamamaları, 21. yüzyılın ilk 7. yılında yaŞadığımız düŞünülürse utanç verici bir durumdur.

            Hangi ülkede yaŞarsa yaŞasın, bir insanın siyasi arenaya katılma, genel-yerel ve devlet baŞkanlığı seçimlerinde oy kullanma, seçme ve seçilme hakkı en doğal hakkıdır. Bu hak, insan temel haklarından biri ve en önemlisidir. Bugün, bu hakların siyasi iktidarlar tarafından engellenmesi, insanlığa yapılan en büyük bir ihanettir. BaŞta, seçim derdine düŞmüŞ olan siyasi iktidarın BaŞbakanı olmak üzere, yurtdıŞındaki göçmenlerden sorumlu bakanın ve dıŞ iŞleri bakanının, bu konuda ilgilileri ve yetkilileri uyarmaması ve yerinde gerekli etkinlikleri yapmamaları kabul edilecek gibi bir durum değildir.


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku