5 BATILI GENERALDEN NATO'YA RAPOR : İlk önleyici nükleer vuruşu biz yapalım
Tarih: 01-02-2008 23:33


Romanya’nın başkenti Bükreş’te 24 Nisan 2008 tarihinde yapılacak NATO zirvesinde 150 sayfalık bir rapor tarışılacak. “Belirsiz bir dünya için, büyük bir stratejiye doğru” başlığını taşıyan rapor ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda eski genelkurmay başkanları ve ülkelerinde önemli görevler üstlenmiş generaller tarafından hazırlandı ve NATO’ya “önleyici nükleer saldırı yapmaya hazır olmasını” tavsiye ediyor.

Clinton döneminin Avrupa NATO komutanı General John Shalikashvili, Almanya ve NATO’nun ilk askeri statejisti olarak kabul edilen ve NATO Askeri Komitesi başkanlığı yapan General Klaus Naumann, Hollanda eski Genelkurmay başkanı General Henk Van Den Breemen, Fransa eski Genelkurmay başkanı Amiral Jacques Lanxade ve İngiltere eski Genelkurmay başkanı Lord Inge 150 sayfalık bir rapor hazırlayıp, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer’a sundu. Raporda,  “Nükleer silahların yayılma riski ve buna bağlı olarak nükleer savaş tehlikesi yakın” tespiti yapılarak, “Kitle imha silahlarının kullanımını önlemek için son araç olarak, ilk nükleer silahları kullanma seçeneği açık kalmalı.” önerisi yapılıyor.

 

Batı ile Rusya arasında gerginliğin arttığı, İran’a karşı savaş çığırtkanlığının yapıldığı, Nükleer silaha sahip Pakistan’da bombaların patladığı ve Batılı ülkelerin başbakanlarının Hindistan’ı yanlarına çekmek için peşpeşe ziyarette bulunduğu şartlarda, Batı’ya meydan okuyan ülkelere karşı nükleer silah kullanmayı öneren “5 Batılı general ABD, NATO ve AB arasında bir ‘ortak pakt’ kurulmasını” gündeme getiriyor. Peki kime karşı ortak pakt? Elbette sadece İran’a karşı değil. Avrasya’da giderek güçlenen “Şangay İşbirliği Örgütü”ne karşı Batı’nın yeni bir stratejik atılım yapması öneriliyor.

 

RAPORUN FİNANSÖRÜ: MARSHALL FONU

 

Batı başkentlerinde yankılanan bu rapor, dedefensa.org internet sitesine göre önce Bürüksel’de gündeme getirildi, AFP’nin 16 ocak 2008 tarihinde konuyla ilgili haberinden bir gün sonra da Amerikan Defense News dergisinde haber oldu. Batı’nın Nükleer silahların kullanımı konusunda ikiyüzlü ve saldırgan tutumunu ortaya koyan bu rapor, İngiliz The Guardian gazetesi ve Fransız Le Monde gazetesinde haber olduktan sonra dünya kamuoyunun gündemine oturdu. Raporu Avrupa’nın Atlantist politikalarını oluşturan Marshall Fund Enstitüsü’nün finanse ettiği bildiriliyor.

 

The Guardian’a göre, Batılı değerler ve yaşam tarzını tehdit eden “Siyasi bağnazlık ve dini radikalizmin artığını, uluslararası terörizm, organize suç ve kitle imha silahlarının yayıldığını, enerji güvenliğinin tehlikeye girdiğini” buna karşılık  Batılı “ulus-devletlerin yanı sıra  BM, NATO ve AB gibi uluslararası örgütlerin zayıf düştüğü”nün altının çizildiği raporda, “NATO ve AB arasındaki işbirliğin gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılması” isteniyor ve bir dizi öneride bulunuluyor:  “Hızlı hareket edebilmek için NATO’da karar mekanizmasında uzlaşmadan oyçoğluğu sistemine geçilmeli. Dolayısıyla üyelerin elinden veto kartının alınması. Afganistan örneğindeki gibi NATO operasyonlarında üye ülkelere kendi askerlerinin kullanılmasını sınırlama hakkı tanıyan ‘ulusal ihtarlar’ın kaldırılması.  Operasyonlara katılmayan NATO ülkelerinin karar mekanizmasında yer almaması.
İnsanlığı korumak için acil müdahale gerektiğinde BM Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın güç kullanılması”. The Guadiyan haberinde şöyle devam ediyor : “NATO’nun Afganistan’da ki askeri performansı konusundaki son tartışma, ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in NATO şemsiyesi altında Afganistan’da bulunan müttefiklerin gerilla savaşını bilmediklerini söylemesiyle patlak vermişti. Raporda “NATO Afganistan’da kritik bir aşamada ve başarısızlık riskiyle karşı karşıya” deniliyor.

 

Reagan döneminin Maliye bakanlığı müsteşarlarından ve Le Wall Street Journal gazetesi eski yazı işleri müdürlerinden Paul Craig Roberts, counterpunch.org internet sitesinde, Generallerin raporunu değerlendirdiği “Batı kendisini ahlak tekeli sanıyor” başıklı yazısında, “‘Vahşi dünya’, Batı’nın dışladığı ve üzerlerine yağdırılan bombalara, maruz bırakıldıkları ölüm ve yıkıma bellerine bombalı kemerler sararak tepki veren şu ahlaksız fanatiklerden oluşuyor. Konvansiyonel silahlarla işgal ettikleri ülkelere iradelerini dayatmayı başaramayan Batılı askeri liderler, şimdi ahlaklı dünyanın idaresine, nükleer saldırı tehdidiyle boyun eğdirmeye hazır. Görüyorsunuz ya, ahlak, gerçek ve adalet tekeli Batı’da olduğu için, dış dünyadakiler kötü, aşağılık ve vahşi. Bush’un da dediği gibi, kötüyle iyi arasında basit bir seçim mevzubahis ve nükleere boğulmak konusunda kötüden daha iyi bir namzet de yok. Vahşi dünyadan ne kadar çabuk kurtulursak, kalan her yerde ‘özgürlük ve demokrasiye’ de o kadar çabuk sahip olacağız.”

 

24 ocak 2008 tarihli  Le Monde gazetesinde Laurent Zecchini, “Nükleer silahın önleyici kullanımı üzerine Batılıların askeri refleksleri” başlıklı yazısında  konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor : “Raporu yazanlar şu Atlantist yönelimi savunuyorlar. AB ‘NATO-AB işbirliğini engellemeyi’ bırakmalı  ve ‘ABD’nin kaçınılmaz ve gerçek ortağı’ olma konusunda çaba harcamalıdır. Zecchini, Önerilen “ortak pakt”ın “Uygarlıklar diyaloğu kavramından uzaklaşarak, Amerika ve onun ideolojik yöneliminin etkisi altında olacaktır” diye yazıyor.

 

Batı’nın bu raporu tartıştığı günlerde, ABD’nin Polanya ve Çekoslovakya’ya füze kalkanları yerleştirme projesine hız vermesi Rusya’nın tepkisine yol açtı. Rusya Uluslararası Haber ajansı RIA Novosti’nin haberine göre “Rusya Genelkurmay Başkanı Yuri Baluyevski, Rusya’nın, ciddi bir tehdit altında kalması durumunda nükleer silahlarını önleyici amaçla kullanabileceğini” söyledi. Moskova’da düzenlenen “Günümüzde Rusya’nın ulusal güvenliği” konulu bir konferansta konuşan Yuri Baluyevski “Rusya’nın kimseye saldırmayacağını, ancak uluslararası toplumdaki tüm ortaklarımız açıkça anlamalı ve hiçbir kuşkuları olmamalıdır ki Rusya kendi ve müttefiklerinin egemenliğini ve bölünmez bütünlüğünü korumak için nükleer silahları da dahil olmak üzere silahlı kuvvetlerini kullanacaktır ve bunu önleyici amaçla yapabilir” dedi.

 

Rusya devlet başkanı Putin, şubat 2007 tarihinde Almanya’da yapılan Munih Konferansında “Güç kullanımı NATO’nun veya AB’nin değil, ancak BM’nin kararıyla meşrudur” demiş ve ABD’nin kendi ulusal sınırlarının dışında ki müdahalelerinin çok tehlikeli olduğunu belirterek “Kimse kendini güvende hissetmiyor. Çünkü, artık kimse uluslararası hukuk arkasında bir sığanak bulamaz” şeklinde konuşmuştu.

 

ABD’nin telaşının nedeni bu. Avrupa’da Marshall Fund gibi ABD lehine çalışma yürüten kurumları harekete geçirerek AB’yi etkilemeye çalışıyor.

 

ALİ RIZA TAŞDELEN / PARİS

 


Okuyucu Yorumları (1) Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
ALI RIZA tarafından yazıldı