DARBE VE DEMOKRASİ
Tarih: 12-06-2008 19:01


DARBE VE DEMOKRASİ Türkmenler zarba diyorlar. Zorlamadan geliyor olsa gerek. Ve günlük yaşamda çok kullanılıyor darbe. Demokrasi de öyle. Ne var ki, çoğunluk darbe ve zarbayı anlıyor da demokrasiyi anlamıyor.

Bu da doğal. Çünkü demokrasi Aristo’dan Eflatun’dan bu yana sözcük olarak varolmasına karşın, çağa ve koşullara göre anlam değiştiren bir sözcük. Bir sözcük çağa ve koşullara göre anlam kazanıyorsa sözcük olmaktan çıkmış, deyim olmuş (notion), anlayış olmuş kavram olmuş demektir. Kavramı kavramak da sıradan insan ya da günümüz politikacılarının işi olmadığı için onlar tarafından anlaşılması da güç oluyor.

Bu son söylenenlere kavramları anlatmak deveye hendek atlatmak gibidir. Onun için kimi zaman zarba da gerekebilmektedir.

Şimdilerde bir demokrasi hayranlığı ortalıkta dolanmakta. Deniyor ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Alaca Karanlık Partisi Anayasa’yı bile değiştirebilecek çoğunlukta değil mi ?

Kuşkusuz değil. Neden olmadığını da 22 Temmuz seçimleri sonrası, ‘Seçim ve Temsil’ başlıklı yazımda belirtmiştim. Yineleyeyim ;

« Oy oranları ile kazanılan milletvekili sayısı arasındaki ilişkiye yakından bakıldığında, durumun çok daha ciddi bir ‘temsil’ sorunu taşıdığı ileri sürülebilecektir.

Doğal olarak, 550 milletvekili çıkarabilmek için % 1 oy oranının 1 milletvekiline karşılık gelmesi gerekmektedir. Buna göre, CHP’nin aldığı oy ile (%20.84 x 550 =) 114, MHP’nin aldığı oy ile (%14.29 x 550 =) 78 ve Bağımsızların aldıkları oy ile (% 5.20 x 550 =) 28 milletvekili çıkarmaları gerekmekteydi ki, kabaca bu sayıda milletvekiliği kazanmışlardır.

AKP’nin aldığı oy ile de (% 46.66 x 550 =) 256 milletvekili çıkarması gerekmekte idi. Ve bu sayı AKP’nin tek başına hükumeti kurmasına olanak vermemektedir. »

Demek ki AKP 256 milletvekilinden fazlasını hakkı olmadan edinmiş bulunmaktadır.

Çünkü Elazığ’lı vatandaş Mehmet Ağar’a oy vermiş AKP milletvekili çıkarmıştır.

Ispartalı yurttaş Erkan Mumcu’ya oy vermiş milletvekilini AKP kapmıştır.

GP, SP, BTP, HYP, İP, ATP, TKP, ÖDP, LDP ve EMEP’e oy verenler AKP’li bir ‘temsilci’, bir ‘vekil’ atamış ‘sayılmış’lardır.

Demiştim ki ; « Demek ki, bu ‘seçim sistemi’nin ‘demokrasi’ ile, ‘temsil’ ile, ‘Akıl’la ve mantıkla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. » ve « AKP’nin bu tür bir adaletsizliği kabul etmemesi, ve kabaca her ilden, haksız olarak kendi hesabına yazılan, birer ‘saymaca’ milletvekilini uygun görecekleri partiye gitmeleri için serbest bırakması gerekmektedir. »

Dinlemediler.

Şimdi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bir bölük milletvekili partiden çıkarılmazsa AKP tümden kapanır deyince, Meclis’in yüceliği, hak, hukuk, adalet, temsil, demokrasi-memokrasi çığlıkları atılmaya başlandı.

Dahası var.

Şimdi yargıya dil uzatanlar, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı olan zatın iki dudağı arasından çıkan ‘olur’ sözü ile hem milletvekili ve hem de başbakan olmadılar mı ?

Hukuka saygılı yurttaşlar Yüksek Seçim Kurulu yargıçlarına tepki göstermeyi akıllarından geçirdiler mi ?

Hukuka saygılı yurttaşlar İstanbul Başsavcısının hukukdışılığı için tepkilerini demokrasi sınırları dışına taşırıyorlar mı ?

Demek ki demokrasi herseyden önce bir ‘katlanmak’, toplum olarak yaşamanın kurallarını sindirebilmek sorunudur.

Kuralları değiştirmek sorunu ise doğrudan devrim alanına girer ki, devrimi anlatmak deveyi amuda kaldırmak denli zorlu bir iş olup, bu yazının konusu dışındadır.

Ancak haksız olarak edinilmiş bir meclis çoğunluğuna dayanarak varolan kuralları değiştirmeye kalkışmak ya da kuralllara uymamayı denemenin çok daha sert zarbalara yol açabileceğini anımsatmakta yarar var.


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Habip Hamza Erdem tarafından yazıldı   

Older news items: