Sarkozy : İran bombası ya da İran’ın bombalanması
Fransa, Başkan Nicolas Sarkozy ve dışişleri bakanı Bernard Kouchner’in İran’a ilişkin açıklamalarıyla bir aydır dünya kamuoyunu meşgul ediyor. Sarkozy, 27 ağustos 2007 tarihinde Büyükelçileriye yaptığı yıllık olağan toplantısında, Fransa’nın geleneksel dış politikasını değişeceğine yönelek ip uçları verdi. Sarkozy’nin ABD ile ilişkiler ve İran politikası konusunda söyledikleri, Fransa De Gaulle’den uzaklaşıyor mu ? sorusunu gündeme taşıdı. Sarkozy İran ile ilgili, « İran’nın nükleer silahlara sahip olmasını asla kabul etmeyiz. (eğer diplomasi başarısız olursu) felaket olarak tanımlayacağım
iki durumla karşı karşıya kalacağız : bir İran bombası ya da İran’ın bombalanması » demişti. Sosyalist parti eski bakanlarından, BM Kosova yüksek temsilciliği yapan ve « Sınır Tanımayan Doktorlar » örgütünün kurucucu Sarkozy’nin dışişleri bakanı Bernard Kouchner’in 17 eylülde İran’a karşı « En kötü ihtimale karşı hazırlıklı olmalıyız. Bu kötü ihtimalde savaştır » açıklaması Fransa’da olduğu gibi tüm dünyada büyük yankılara yol açtı. Bernard Kouchner, bir sosyal demokrat olarak 2003 yılnda ABD’nin Irak’a saldırısını desteklemişti.
Nicolas Sarkozy, 27 ağustos Büyükelçiler toplantısında, ABD ve İsrail’e olan « dost »luğunu öğünerek belirtiyor : « İsrail ile dost olmakla ünlüyüm. Bu doğru. İsrail’in güvenliği üzerine asla tartışmayı kabul etmem ….Fransa’nın ABD’nin dostu ve müttefiki olmasını hiç bir komplese kapılmadan ilan ediyorum » Sarkozy, Fransa’nın geleneksel NATO politikasından da ayrılıyor : « NATO ve Fransa ile ilişkiler yeniden yapılandırılmalıdır » diyerek, Fransa’nın tekrar NATO’nun askeri kanadına katılmasının savunuyor.
Sarkozy ve Kouchner’in, İran’a karşı başlattığı « savaş » çığırtkanlığının bir nevi İran’a karşı psikolojik savaşa dönüştüğünü ve ABD’nin önünü açtığını gazete manşetlerinde ve yorumlarında açıkca görüyoruz. : « Fransa İran’ı savaşla tehti ediyor / Liberation », « Fransa, ABD’nin bu yeni savaşında ne yapacak ? Contre info », « Kouchner ve İran ile savaş ! dikkat tehlike, Rue89 », « Kouchner ABD’nin küçük memuru, Liberation »,
« İran : Fransa ve ABD aynı çizgide, AFP », « Kouchner : İran’a karşı en kötü ihtimale karşı hazırlıklı olmak gerek, Le Figaro ». Fransa’da anti-amerikan olarak bilinen ünlü sosyolog Emmanuel Tood, 18 eylül tarihli sayısında Le Journal Marianne’da şöyle yazdı « Bernard Kouchner, Sınır Tanımayan Doktorlar’dan Sınır Tanımayan Askerlere dönüştü ». Tood, « Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce, Amerika’nın İran’a saldırmak için Nicols Sarkozy’nin seçilmesini bekledegini öngörmüştüm » diyor.
Haftalık Courrier international dergisinin yazdığı gibi « Dünya nefesini tutuyor, Kouchner konuşuyor, konuşuyor ». Tepkiler karşısında « yanlış anlaşıldım » diyen Bernard Kouchner, bu hafta da açıklamalarına devam etti. 2 ekim günü Europe 1 radyosunda yaptığı konuşmada (bir gün sonra tüm gazetelerde yer aldı) « (bugün) İran’da ki durumdan daha tehlikeli bir durum yoktur…Korkunç tehlikeli bir yer Dünyada daha tehlikeli bir yer yok. Eğer birde bombaya sahip olursa... Mutlaka barışın tesis edilmesi gerekir. En kötüsü savaş olacaktır » diyen Kouchner AB ülkelerine çağırısını yineledi : « Ciddiye alınmamız için yaptırımlar üzerine beraber çalışmamız gerikir. (yaptırımlar) iyi bir çözüm yolumudur ? Çözümün bir bölümüdür. Daha ileri gitmek gerekecekmi ? Bu mümkündür ». Bunları söyleyen, Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin tam desteğini alan ve Fransız diplomasisinin başı olan Bernard Kouchner.
Fransa’nın bu Atlantist tutumu Dünya basının manşetlerine de taşındı ; şaşırtı, tepki gördü, eleştirildi, övüldü. Fransız dış politikası Sarkozy ile yeni bir döneme mi giriyor ? De Gaulle’cü dışpolitika terk mi ediliyor ? gibi sorular gazete sayfalarını süsledi. Geleneksel Fransız diplomasisinin en önemli unsuru, ABD’ye karşı mesafeli kısmen « bağımsız » bir duruşa sahip olmasıydı. Bu nedenle Fransa’nın ABD ile olan ilişkileri diğer Avrupa ülkelerinden farklı oldu. Bu güne kadar Fransa, Avrupalı politik ve askeri bir güç olarak, ABD’nin Avrupa’daki etkinliğine karşı, nispeten ‘bağımsız’ bir kuvvet olmayı başardı. Fransız dış politikasında bir de « Frankofon » ülkelerle olan ilişkiler önemli bir yere sahipti. Bu ülkelerle ilişkiler halen önemini korumakla birlikte Sarkozy’de Atlantik ötesine yönelik « yeni » bir dış politika oluşturma çabasına giriştiği yorumları yapılıyor. Uzun ince bir BOP yolculuğuna çıkan Sarkozy, ABD’nin İran’a savaş ilanının pisikolojik şavaş görevini üstlenmiş görünüyor. Dünya basınında sayfa sayfa Sarkozy’nin « şifreleri » okunuyor, analizler yapılıyor ve muhtemel bir şavaş için kamuoyu hazırlanıyor. İran’a karşı şavaş senoryaları yapılıyor, savaş haritaları hazırlanıyor (Bush setting America up for war with Iran / Telegraph ).Uzmanlar, « ABD bir hava saldırısı planlıyor. Aslında bu savaşta Fransa’nın askeri gücüne ihtiyacı yok. Ama Fransa’nın desteği ABD’nin işini kolaylaştırıyor » yorumunu yapıyorlar.
Almanya temkinli. « eleştiri-diyalog » çizgisinden yana. Fransa’nın bir önceki Cumhurbaşkanı Jacques Chirac döneminde, Fransa ve Almanya’nın İran’a karşı tutumları böyleydi ve ABD’den ayrı bir tum içindeydiler. Alman Tagesspiegel gazetesi Kouchner’in açıklaması için « Doğrudan söylemesede Kouchner, bilhasa Almanya’ya hitap ediyor » diyor. Alıntıyı yapan Fransız Liberation gazetesi, Kouchner’in açıklamasının amacının, Almanya’nın da Fransa gibi İran’a karşı sert politikalar izlemesini istediği yorumunu yapıyor. Süddeutsche Zeitung gazetesi, « Almanya’nın en yakın müttefiki Fransa, tereddütlü Almanya’ya baskı yapıyor. Savaş kelimesinin kullanılması İran’a karşı saldırıya yardımcı oluyor. Bu tutum Fransa’nın dış politikasıdaki radikal değişimi açık bir şekilde gösteriyor. ». Diğer taraftan, Die Weilt Fransa’yı alkışlıyor : « Umut edelimki Paris Berlin’i etkilesin. Zira İran Avrupa için bir tehdittir ».
El Watan gazetesi, Bernard Kouchner’in açıklamalarını eleştirerek şöyle yazdı : « Fransa’nın politikası Tony Blair’in boşluğunu doldurmaya yönelik ve saygnnlığı olmayan Amerikan politikasının küçük memuru olma yönünde ».
Bu açıklamalar İran tarafından da büyük bir tepkiyle karşılandı : İran dışişleri sözcüsü İli Hosseini İran resmi haber ajansı IRNA aracılığla yaptığı açıklamada « Fransa, Beyaz Saray’ın arzularına tercüman oluyor. Elysee’nin yeni sahibi Beyaz Saray’a özeniyor. Bu Avrupalı (Sarkozy) Amerikalı kılığında onların ulumalarını kaklit ediyor » den.
BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Almanya İran’a karşı uygulanacak yeni yaptırımları görüşmeyi Kasım ayına ertelerken, Fransa Dişişleri bakanı Kouchner AB ülkelerine bir mektup göndererek, BM kararlarını beklemeden İran’a karşı yaptırımların artırılmasını istedi. Bugün Fransa, Avrupa Birliği ülkeleri içinde İran’a uygulanacak ambargo politikasının başını çekiyor. BM’nin İran’a karşı yaptırımlarını yeterli görmeyen Fransa, AB ülkeleri olarak BM’den bağımsız (veya onu tamamlayan) tedbirlerin alınmasını ve AB’nin daha ağır ambagolar uygulanması savunuyor.
Fransa dışişleri bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bernard Kouchner 5 ekimde Türkiye’ye gelerek Dışişleri bakanı Ali Babacan, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül ile görüşmeler yapacak.
ALİ RIZA TAŞDELEN
PARİS, 3 EKİM 2007
|