|
İrlanda halkı AB’nin Lizbon antlaşmasına hayır dedi. 12 haziranda yapılan referandumda İrlandalılar % 53,40 oyla antlaşmayı reddetti.
2005 yılında Fransa ve Hollanda’nın AB Anayasasını referandum yoluyla reddetmesi AB’yi kurumsal bir krize sürüklemişti. Bu krizden çıkış yolu olarak Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin önerisi ve Almanya’nın desteğiyle oluşturulan « Basitleştirilmiş Avrupa Antlaşması - le traité européen simplifié » 13 Aralık 2007’de Portekizi’in başkenti Lizbon’da 27 AB ülkesi tarafından imzalanarak « Lizbon Antlaşması » adını aldı. Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için her ülkenin kendi iç hukukuna göre onaylanması gerekiyordu. 2005 Anayasa referandumu fiyaskosu AB ülkelerini referandum yerine parlamentolarında onaylama yoluna gittiler. Fakat İrlanda Anayasası zorunlu olarak referandumu öngördüğü için bu yola gidildi. Avrupa Birliği 12 Hazirandan buyana ikinci bir şok yaşıyor. 2005 Anayasa fiyaskosu krizinden çıkımak için ortaya atılan ve AB anayasasının yerini alacak olan Lizbon Antlaşması, basitleştirilmiş veya mini antlaşma olarak oluşturulmuş, bunun bir Anayasa olmadığının altı çizilmiş, AB bayrağı ve marşı bu antlaşmada yer almamıştı. 19-20 Haziran tarihleri arasında Fransa’nın en ciddi anket kuruluşlarından İfop’un yaptığı ankete göre « eğer Fransa’da da referandum yapılsaydı, Fransızların % 53’ünün Lizbon Antlaşmasına karşı Hayır çıkacağı » şeklinde. İfop’un açıklamasında « Fransa’da AB karşıtlığı sürüyor » yönünde. AB’nin başı sadece İrlanda ile ağrımayacak. Ocak 2009’da yürürlüğe girmesi öngörülen Lizbon Antlaşması 19 ülke parlamentolarında onaylanmıştı. Geçen hafta İngiltere’de aynı yolla onayladı. Fakat bir ingiliz vatandaşının Yüksek mahkemeye yaptığı itiraz ile İngiliz başbakanı Gordon Brown’un sevinci uzun sürmedi ve yaptığı açıklamada Yüksek mahkemenin kararının bekleneceğini açıkladı. Aynı hafta Çek Cumhuriyeti başbakanı Mirek Topolanek’in «…(Antlaşmayı) parlamentomuzun onaylayacağına 100 kurona bile bahse girmem » açıklaması Avrupa’da soğuk duş etkisi yarattı. Çek Anayasa mahkemesi Lizbon antlaşmasının inceleyerek olumlu veya olumsuz karar verecek. Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus AB karşıtlığı ile biliniyor ; İrlanda’nın reddinden sonra yaptığı açıklamada « Lizbon Antlaşması ölmüştür » dedi. Fransa’dan sonra 1 ocak 2009’da dönem başkanlığını Çek Cumhuriyetinin yapacak olması Antlaşmanın kaderini giderek tehlikeye sokacağını şimdiden söyleyebiliriz. Avrupa basını daha şimdiden Anlaşmanın tarih olduğunu yazmaya başladı. The Economist gazetesi konuyla ilgili haber başlığı « Gömün onu » şeklinde. Haberde « Lizbon Antlaşmasının öldüğünü kabul etmenin zamanı gelmiştir » diye yazdı. 19-20 Haziran Avrupa Konseyi Bürüksel zirvesinin gündemini Fransa’nın dönem başkanlığı, yükselen petrol fiyatları, ortak göçmen politikası ve vergi sistemi oluşturacaktı. Özellikle petrol fiyatlarındaki yükseliş başta Fransa, İspanya ve İtalyalı çifçi ve balıkçıları sokaklara döktü : bir aydır süren eylemler Avrupa’yı sarstı ; AB bayrakları yakıldı « Kahrolsun Bürüksel diktatörlüğü » sloganları atıldı. İrlanda’nın « Hayır »ı zirvede ele alınacak olan bu sorunları gölgede bıraktı ve İrlanda zirveye damgasını vurdu. Zirveden ortak ses çıkmadı : « Antlaşma ölmüştür » diyenler, « İrlanda yeniden referandum yapsın » önerisini getirenler, daha ileri giderek « İrlandasız yola devam edilsin » diyenlere kadar her kafadan bir ses çıktı. 1 Temuzda dönem başkanlığını devralacak olan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy « Lizbon antlaşması onaylanmazsa genişleme durur » açıklamasını yaptı. Sarkozy dönem başkalığını devralıralmaz İrlanda’ya gideceğini açıkladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Lizbon antlaşmasında uzlaşma sağlanıncaya kadar genişleme sürecinin askıya alınması önerisini destekleyerek « yapısal reformlar olmadan genişleme olmaz » dedi. İngiltere Başbakanı Gordon Brown « ise Lizbon antlaşması reddedilse de genişleme sürmeli » açıklamasında bulundu.
Nitekim zirveden Lizbon Antlaşmasına ilişkin ortak bir sonuç çıkmadı. İrlanda’nın 15 Ekim 2008’de yapılacak AB zirvesine kadar « ikna » edilmesi kararlaştırıldı. Böylece 1 ocak 2009’da yürürlüğe girmesi öngörülen anlaşmanın kaderi belirsiz kaldı. ALİ RIZA TAŞDELEN 23 HAZİRAN 2008 PARİS |