|
1 Temuzda AB dönem başkanlığını devralacak olan Fransa, her fırsatta Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin veya siyasilerin yaptıkları açıklamalarda ortaya koyuyor.
Son olarak, 28 Şubat 2005 tarihinde, 29 mayıs 2005 AB Anayasası referandumu öncesi Türkiye’nin üyeliğine karşı Fransa’da oluşan tepkileri yatıştırmak için, dönemin Cumhurbaşkanı Chirac tarafından önerilen ve Fransa Parlamentosunda kabul edilen ve Anayasanın 88-7 ve 4'üncü maddelerinde yapılan değişiklik; "Bir aday ülkenin Avrupa Birliğine üyeliği ile ilgili anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasanın, Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunulacağı"nı içeriyordu. Bu Anayasa değişikliğinin Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinin AB üyeliğinin önünde bir engel teşkil ettiği düşünülüyordu. Bu ülkelerin AB’ye üyeliğini savunan Sarkozy, Anayasanın bu maddesini tamamen ortadan kaldırmak istiyordu. Konu Mart 2008’den bu yana tartışılıyor. Sarkozy maddenin iptalini Türkiye’nin üyeliği için değil özellikle Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri için istiyor; nitekim, Cumhurbaşkanlığının 1. yılında yaptığı açıklamada : “Sadece İstanbul’un bir bölümü Avrupa’da. Kimse bana ’Kapadokya Avrupa’dadır’ diyemez.” açıklamasıyla Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu tekrarlayan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, eğer bir gün gündeme gelirse, kendisinin “mutlaka Türkiye’nin üyeliği hakkında referandum düzenleyeceğini“ söyledi.
Fransız Ulusal Meclisi’nin Hukuk İşleri Komisyonu, geçen hafta, İktidar partisi UMP’nin baskısıyla maddenin tamamen iptali yerine Türkiye’nin üyeliğini engellemeye yönelik bir değişiklik önerisi hazırladı. Komisyonun aldığı karar: “Avrupa Birliği’nin (AB) toplam nüfusunun yüzde 5’inden fazla nüfusa sahip ülkelerin AB’ye tam üyeliği için referandum şartının devam etmesi” yönündeydi. 27 üyeli AB’nin toplam nüfusu 495 milyon, bunun yüzde 5’i 24.7 milyon ediyor. Bu durumda 70 milyonun üzerinde nüfusu olan Türkiye’nin AB üyeliği Fransa Anayasası’na göre referanduma götürülecekti. Sarkozy, kendi partisine söz geçirememişti; partinin (UMP) Genel Sekreteri Ermeni asıllı Patrick Deveciyan maddenin tamamen iptaline karşı olduğunu açıklamıştı. UMP’li milletvekiller, Türkiye’nin AB üyeliğinin otomatik olarak referanduma götürülmesi şartının anayasadan çıkarılması halinde tasarının tümüne karşı çıkacakları yönünde açıklamalar yaptılar ve Komisyonda bu yönde bir karar çıkmasını sağladılar. Fransız Sosyalist Parti Milletvekili, eski bakanlandan ve önümüzdeki parti Kongresinde Genel Sekreterliğe aday Pierre Moscovici, “Deveciyan Ermeni olduğu için böyle yapıyor” diyerek sert tepki gösterdi. Moscovici, Deveciyan’ın buna karşı çıkma biçiminin sınır tanımaz bir şiddette olduğunu dile getirerek, “Neden öyle yapıyor? Ermeni olduğu için! Ermeni soykırımının tanınmasına bağlılık gösteriyor. Ben bu tanımanın üyelik için ön şart olması gerektiğine inanıyorum ve bu yönde değişiklik önergeleri de verdim. Tanıma olmadan gerçekleşebilecek olası üyeliğe görevim ne olursa olsun karşı da çıkacağım. Ama bütün bunlar referandum biçiminde bir kurumsal blokaja yol açmamalı. Referandum şartı bir skandaldır” dedi. Moscovici, sözüm ona Türkiye’nin AB üyeliğine karşı değil, ama bu üyeliği sözde Ermeni soykırımını tanıma şartına bağlıyor. Anayasanın bu maddesi Fransa'da devlet kurumlarının modernizasyonu paketi çerçevesinde ele alınarak, Bakanlar Kurulu tarafından Meclise sunuldu ve 20 Mayıstan itibaren incelenmeye alınacağı açıklandı. Ali Rıza Taşdelen / Paris17 mayıs 2008 |