Fransa, Sarkozy’nin Vatikan ziyaretinde din ve laiklik üzerine yaptığı açıklamalarla birlikte laiklik tartışmalarıyla çalkalanıyor. 20 Aralık 2007 tarihinde, Sarkozy Vatikan’da Papa 16. Benedik ile görüşmüş ve Roma'daki St. John Lateran Kilisesi'nde yapılan ayine katılarak Papa tarafından kendisine « onursal piskopos» ünvanı verilmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bu kilisede din ve laiklik üzerine yaptığı konuşma Fransa’da büyük bir yankı yarattı. İlk defa bir Fransız Cumhurbaşkanı Laikliğin beşiği olan Fransa’da din ve laikliği karşıkarşıya getiriyor ve dinin « milli kimliğin çimentosu » olduğunu söylüyordu. Fransa’nın hiristiyan kökenine dikkat çekiyor ve « laikliğin unutturduğu hiristiyan değerlerin hatırlanmasını » istiyordu. Sarkozy konuşmasında "Laikliğin, Fransa'yı Hıristiyan köklerinden ayırmaya gücü yoktur. Bunu yapmaya kalkıştı. Yapmaması gerekirdi. Tarihinin dini, manevi ve ahlaki mirasını görmezden gelen bir milletin kendi kültürüne karşı suç işlediğini düşünüyorum. Kökü çekip atmak, milli kimliğin çimentosunu zayıflatmaktır." diyordu.
Fransa’nın ülkesinde ve dünyada izlediği geleneksel politikalar Sarkozy ile birlikte bir bir değişiyor. Bir önceki Cumhurbaşkanı Chirac’a kadar hiç bir Fransız Cumhurbaşkanı dini kimliğini öne çıkarmamış ve laiklik konusunda hassas davranmışlardır. Papa'nın 4. Henri'den bu yana Fransa'nın liderlerine verdiği « onursal piskopos » ünvanını Mitterrand ve Pompidu kabul etmemişlerdi. Fransa’nın Laiklikten ödün vermemesinden dolayı Vatikan ile ilişkiler hep mesafeli olmuştur ; 2004 yılında Fransa dini simgelerin okullara sokulmaması konusunda bir yasa çıkarmıştı, o günden buyana Vatikan ile ilişkiler rutin düzeyde yürüyordu.
Le Monde gazetesinden Henri Tincq Sarkozy’nin « laikliğe yeni bir yorum getirdiğini » ve bunun adına da « pozitif laiklik » dediğini yazdı. Le Monde, Sarkozy’nin konuşmasından « Cumhuriyetin inananlara ihtiyacı var » cümlesini haberinin başlığında kullandı. Konuyu manşetine taşıyan ve iki tam sayfa ayıran Le Monde Sarkozy’nin « Mayınlı bir alanda, hiçbir komplekse girmeksizin safını net bir şekilde seçtiğini » yazarak « Devrim ve Kilise arasındaki, 'iki Fransa'nın savaşını' sona erdirme ve laik Cumhuriyet'le Katolik Kilisesi'ni uzlaştırma girişimi" olarak yorumladı. Katoliklerin gazetesi La Croix ise şimdiye kadar hiçbir Fransız liderinin "ülkesinin Katolik mirasını bu kadar güçlü savunmadığını" yazdı. Liberation gazetesinin konuyla ilgili haber başlığı ise « Pozitif laiklik Cumhuriyetçilerin kampında bir gedik açtı » şeklindeydi. Gene aynı gazetenin bir başka haberide « Sarkozy, Tanrıyı hükümete soktu » başlığını taşıyordu.
Fransa Cumhurbaşkanın, Amerika’ya hayranlığı artık bilinen bir gerçek. Yeni laiklik yorumunun Anglo-Sakson bir yorum olduğunu belirten siyasal yorumcular, Sarkozy’nin laiklik konusunda da Amerikancı olduğunu ortaya koyduğu değerlendirmelerini yapıyorlar. Atlantikçi politikalarıyla gündem yaratan Sarkoz’nin « Pozitif laiklik » anlayışı tamda ABD’nin BOP projesi içinde bir anlam kazanıyor. ABD Vatikan ile beraber, başta Türkiye olmak üzere müslüman ülkelere « Ilımlı İslam » projesini dayatarak İslamı sulandırmaya ve gerçek değerlerinden uzaklaştırmaya çalışırken, Batı dünyasında, özellikle Avrupa’da Hiristiyanlığı yeniden yüceltmeye ve laikliği zayıflatmaya çalışıyor. ABD başkanı Bush’un dinciliği, İngiltere’nin bir önceki başbakanı Tony Blair’in Katolikliğe geçmesi ve Şimdiki başbakan Gordon Brown İskoç bir papazın oğlu olması ve dinciliğiyle tanınması, Almanya başbakanı Angela Merkel'in de bir 'papaz kızı' olması ve ardından Sarkozy’nin Laikliğe karşı dinin bir tabu olmadığını ve milli kimliğin çimantosu olduğunu açıklaması bize Batı’nın başlattığı Haçlı seferinin şövalyelerinin resminin tamamlandığı gösteriyor.
İspanyol El Pais gazetesi, Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 16. Benediktus'un laikliğe karşı İspanya'ya savaş açtığını yazdı. El Pais haberinde, geçen pazar günü Madrid'de yapılan "Hıristiyan aile değerlerini savunma" gösterisine Papa 16. Benedik’in de video konferansla katıldığını, bunun sadece gösteriyi düzenleyen İspanyol piskoposlara destek niteliği taşımadığı, aynı zamanda İspanya'da laikliğe karşı savaş anlamına da geldiği ileri sürüldü. El Pais, « Papa 16. Benedik’in Avrupa'nın güneyinde Katolik dindarların çoğunlukta olduğu İtalya, İspanya ve Fransa'da Katolik Kilisesi'nin etkisini tekrar artırmak için çalıştığını » yazdı.
Le Monde gazetesine göre, Sarkozy’nin seçim kampanyasında « geleneksel ve manevi değerlere bağlılığını açıklaması ve Avrupa Birliğinin Hiristiyan kökenine dikkat çekmesi » Papa’nın taktirini kazanmış ve seçildikten sonrada Sarkozy’i arayarak tebrik etmiş, Sakozy’nin « inançlı bir kimse » olduğunu açıklamıştı. Le Monde’da göre « Avrupa’da kilise değermerinin savunulması için Papa 16. Benedik Sarkozy’ye oynuyor ».
Vatikan, Avrupa’da şövayesini doğru seçmişti ; Sarkozy daha içişleri bakanlığı olduğu 2003 yılında « Cumhiriyet, dinler ve umut » adlı bir kitap yazmış, din ve laiklik konusunda farklı düşündüğünü ortaya koymuştu. Sarkozy bu kitapta Laikliği eleştirmiş, dini yüceltmiş ve Fransa’da « Devlet ve Kiliseler ayrılığını » düzenleyen yasanın değişmesini dile getirmiş «Kırsal bölgelerdeki kiliselerin cemaatsiz kalmasının, papaz kıtlığının, banliyölerdeki manevi çöllüğün Fransızları daha fazla mutlu etmediğini » yazmıştı. En son kendisinin hazırladığı ve Lizbon’da AB zirvesinde onaylanan, böylece AB Anayasasının yerini alan « Basitleştirilmiş Avrupa Antlaşması »nın 15. maddesini söyle düzenlemişti « Kiliselerle düzenli, açık ve şeffaf ilişkilerin korunması ».
ABD emperyalizminin « Ilımlı İslam » ve Sarkozy’nin « Pozitif Laiklik » projeleri birbirini tamamlıyor. Aslında Sarkozy’nin yeni laiklik anlayışını « Ilımlı Laiklik » şeklinde adlandırmak yanlış olmaz. Batı emperyalizminin başlattığı Haçlı seferinin iki ayağı : Müslüman ülkelerde « Ilımlı İslam », Laik Batı ülkelerinde « Ilımlı Laiklik » politikası. Yani Emperyalizmin başlattığı Haçlı seferi müslüman ülkelerde İslamı, Batı’da ise Laikliği hedef alıyor.
Türkiye’de BOP’un « islamcı » (aslında Haçlının demek daha doğru olur) yazarları, Zaman ve Yeni Şafak gibi gazeteler, Sarkozy’nin laikliğe karşı yaptığı açıklamalarını takdirle karşıladı ve « darısı Türkiye’nin başına » dediler.
ALİ RIZA TAŞDELEN
8 OCAK 2008 PARİS |
|