Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Türkiye’nin AB üyeliği hayalini bitirdi. Geçen hafta Avrupa basını Türkiye’yi ve Sarkozy’yi konuştu. Sarkozy, « Türkiye’ye Avrupa’da yer yok » politikasında diretti.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Türkiye’nin AB üyeliği hayalini bitirdi. Geçen hafta Avrupa basını Türkiye’yi ve Sarkozy’yi konuştu. Sarkozy, « Türkiye’ye Avrupa’da yer yok » politikasında diretti. 10 Aralık 2007 tarihinde AB dışişleri bakanları biraraya gelerek, 14-15 aralık AB liderleri zirvesinin alacağı kararları görüştü. Toplantıya Fransa’nın Türkiye’nin üyeliğine karşı tutumu damgasını vurdu. Fransa, bir adım daha ileri giderek, AB liderleri zirve bildirisinde Türkiye’e ilişkin « Katılım » sözcüğünün tam üyeliği ima edeceğinden bu sözcüğün yer almasını istemiyordu. Fransa’nın bu talebi kabul edildi ; artık katılım sözcüğü kullanılmayacaktı. Türkiye ile müzakereler sürecinde « Katılım konferansı » yerine « Hükümetler arası görüşmeler » değimi kullanılacak. Fransa müzakereler konusunda da tutumunu sertleştirdi ve ucu tam üyeliğe giden müzakere başlıklarının açılmasına da karşı olduğunu açıkladı. Fransız Le Monde gazetesi Sarkozy´nin Türkiye ile para politikasına ilişkin müzakereleri açmayı reddettiğini belirterek "Fransa, Türkiye´nin Avrupa Birliği´ne girme kabiliyetinin olmadığına göre kendisi ile para politikasını müzakere etmenin yersiz olduğunu düşünüyor" diye yazdı. Açılması düşünülen müzakere başlıkları pazarlık konusu yapıldı ; Sarkozy’nin önerdiği « Akil Adamlar » komitesinin diğer AB ülkeleri tarafından kabul edilmesini istiyordu. Sarkozy’ye göre bu komite AB’nin sınırları üzerinde çalışmalar yapacak ve 2020-2030 yılları Avrupa’sı nın konumu üzerine düşünceler geliştirecek. Sarkozy’ye göre AB’nin sınırları Türkiye’yi dışarda bırakarak oluşturulmalıydı. Fransız basınında yapılan yorumlara göre « Akil Adamlar » komitesi, aynı « Akdeniz Birliği » projesinde olduğu gibi, Türkiye’nin üyeliğini reddeden Sarkozy’ye gerekçeler hazırlayacaktı. Konu ile ilgili AB ülkeleri farklı düşünüyordu. Sarkozy’nin müzakere başlıklarının açılmasını engellememesi için, konuyla ilgili bir orta yol bulundu. Komite’nin adı « Düşünce grubu » olarak değiştirildi ve yetkileri tam olarak belirlenmeden muğlak bırakıldı. Fransa, bu değişikliğe razı oldu ve bunun üzerine sadece 2 başlığın açılmasını kabul etti.Bu başlıklar, « tüketicinin korunması ve trans Avrupa ağları ». Para politikası başlığına karşı çıkan Fransa bu iki başlığı « Üyeliğe götürmediği » için kabul ettiğini açıkladı. Müzakerenin açılışı yine Fransa'nın beklentilerine uygun olarak "katılım konferansı" olarak değil, "hükümetlerarası konferans" olarak adlandırılacağı Türkiye-AB müzakereleri başlıkları altında gelecek hafta açılacak. AB dışişleri bakanlarının hazırladığı bildiri bir değişikliğe uğramadan 14-15 aralık zirvesinde olduğu gibi kabul edileceği görüşü ağır basıyor. Sarkozy ve grubu, seçim çalışmalarında « Bazı AB ülkeleri gibi ikiyüzlü davranmayacağız, Türkiye’nin AB’ye üye olmasına açıkca karşı çıkacağız ve müzakereleri durduracağız » şeklinde özetleyebileceğimiz tutumunun bügün değişmediği daha açık bir şekilde görüldü. Sarkozy, 27 ağustos 2007 tarihinde tüm Büyükelçileriyle yaptığı « Fransa’nın dış politikası » konulu konferansta, « Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı » olduklarını « Üyelik yerine Akdeniz Birliği projesi içinde güçlü bir ortaklıktan yana oldukları »nı açıklamıştı. Sarkozy bu konuda tutarlı ve kararlı bir politika izliyor. Dünya basını Sarkozy’nin Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı başlattığı atağa geniş yer verdi. Konuyla ilgili haber başlıklarına bir göz atmak yeterli : International Herald Tribune gazetesi « Sakozy müzakerelerin anahtar bölümünü engelledi », New York Times gazetesi « Sarkozy fikrini değiştirmeyecek », Le Monde « Sarkozy, Türkiye ile parayı müzakere etmeyi reddetti », El Pais « Sarkozy, Türkiye-AB müzakerelerini frenledi ». Almanya Başbakanı Merkel’in partisi, Türkiye’nin AB’ye üye olamayacağını Kongre kararıyla kesinleştirdi. Yani Merkel’de seçim öncesi söylediklerinin ardında olduğunu kanıtladı. Almanya ve Fransa Türkiye’ye çok açık bir şekilde üyelik değil « imtiyazlı ortaklık » öneriyor. 18-19 ekim tarihinde Portekizin başkenti Lizbon’da kararlaştırılan « Basitleştirilmiş Avrupa Antlaşması » 13 aralık 2007 tarihinde yine Lisbon’da 27 AB lideri tarafından imzalandı. Bu Anlaşma reddedilen AB Anayasasının yerini alarak resmileşmiş oldu. Anayasanın başına gelenlerden ders çıkaran AB liderleri, Antlaşmayı ülkelerinde referandum yoluyla değil parlemantolarında oylayarak kabul edecek. Antlaşmanın mimarı Sarkozy, Fransa’da şubat 2008’de konunun parlemantoya geleceğini açıkladı. ALİ RIZA TAŞDELEN 13 / 12 / 2007 PARİS |