Özet
ile üç ocağın da(İP,BCP,BTP) düşüncesi “ulusçu devlet” yapısını
kurmaktır, “milli” dedikleri de budur. Biri, Marksist eksenli, biri
Cumhuriyetçi, birisi ise inanç eksenlidir. Atatürk’ün Cumhuriyet
yönetimi de bilimgüder solcudur. Bu partilerin üçüde solcudur. Ancak,
CHP, DSP, SHP gibi sosyal demokrat partiler AB, NATO, IMF’ye, Tahkim’e,
Küreselleşmeye, Özelleştirmeye açıkça “olmaz” demiyorlar. Atatürk’e
göre bunlar sağda mı yoksa solda mı yer alıyor, tartışılması gerekiyor.
Kuşkusuz, bu değerlere sağcı partilerden DYP, ANAP,GENÇ ile Türk-İslam
sentezcisi MHP ile BBP, ayrıca inançgüder parti olan AKP “olmaz”
demiyor. İşin içinden çıkmak güç değil. Görünen görüntü bu. Herkes,
kendi değerlerini tartarak ona uygun partiyi bulmalı.
HANGİ PARTİ NEREDE?
Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN
Türkiye’de üç
parti var ki bunlar “milli devlet” diyorlar. Bundan anlaşılan, ulus ile
devletin çıkarlarını öne çıkaran “ulusçu devlet” yönetimidir. Bu
partiler; İşçi, Bağımsız Cumhuriyet ile Bağımsız Türkiye ocağıdır
(partisidir). Bu iki ocağın ortak yanları şunlardır; egemenlik
ulusundur, başka ülkelerle bölüşülemez. Yuvarlaşma (küreselleşme) ise,
batılı değerler ile çıkarlarının yeryüzünde egemenleşmesidir. Yeni
dünya düzeni denilen bu olgu, sömürü ile yönetimin ABD eline geçmesinin
bir tuzağıdır.
Oysa,
var olmanın gerekleri; güçlü devlet, güçlü ulus, güçlü ordu ile
geleneklerin yaşatılmasından geçer. İnançlar arası uzlaşma, uygarlıklar
arası işbirliği, batının ulusal direnci kırmak üzere türettiği
kandırmaca ilkelerdir. Bağımsız, biril (üniter) bir devlet olmanın
yolu, küresellikten sıyrılarak kurtulmadan geçer. Bunun için dışlanacak
kurumlar; başta AB, IMF, NATO, Dünya Bankası, Uluslar arası Tahkim
kuruluşlarıdır.
Türkiye
devletçiklerden değil, bir bütün devletten oluşur. Türkiye toplumuna
Türk denir. Türk ulusu; uyruk, soy, köken, dil, inanç olarak ayrılamaz.
Ulusun yol göstericisi bilimdir. Türk ulusu bilimgüderdir(laiktir),
inançgüderlerce (şeriatçılarca) yönetilemez. Kaytaklık (irtica) ile
bölücülüğe yumuşak davranan, ayrıca yuvarsalcılık (küreselcilik),
egemenliği kısmen ya da bütünüyle dış güçlere veren yönetimlere
karşıyız. Yuvarlaşma, beyin gücünü kendine akıtarak, kaynakları kendine
yönlendirerek tüm ülkelerin geri kalmasını, bağımlılığını sağlamaktadır.
Komşular
dostumuzdur. Bu dostluk uzaktaki ülkelerin çıkarları doğrultusunda
değiştirilemez. Türkiye doğudaki ortak gelenekleri, yazgıyı bölüştüğü
ülkelerin birliklerine katılmalı.
Türkiye’nin
akçal (ekonomik) durumunda devlet güçlü kalacak, işletmelerde ki payı
%51’in altında olmayacaktır. Özelleştireme ancak Türklere uygulanacak,
yerliler dışında Türklüğünü yitirmemiş olan yurt dışındaki Türkler
bundan yaralanacaktır. Ancak, asla yabancılar özelleştirmeye
katılamayacaklardır. Yabancıların ellerine geçirdikleri de, gerekirse 2
ile 3 kat çok akça verilerek geri alınacaktır.
Topluma
üremsiz (faizsiz) borç verilerek, üretime katılmaları, yeni iş alanları
açmaları sağlanacaktır. Üreten, dolayısıyla tüketecektir.
Yer altı kaynakları ancak Türklerce işletilecek, işlenmemiş ürün satılmayacaktır.
İç
akça dolaşımımda yabancı yarmaglar (paralar) kullanılmayacak, Türk
akçası egemen olacaktır. Dış alım YTL üzerinde yapılacaktır.
Güre (enerji) üretiminde yerli kaynaklar öncelikli kullanılacak, çekirdek (nükleer) güre üretimine başlanılacaktır.
Sağlık, eğitim, öğretim, ulusal gelirdeki bölüşme toplumun çıkarları doğrultusunda geliştirilecektir.
Özet
ile üç ocağın da(İP,BCP,BTP) düşüncesi “ulusçu devlet” yapısını
kurmaktır, “milli” dedikleri de budur. Biri, Kemalist-devrimci, biri
Cumhuriyetçi, birisi ise inanç eksenlidir. Atatürk’ün Cumhuriyet
yönetimi de bilimgüder solcudur. Bu partilerin üçüde solcudur. Ancak,
CHP, DSP, SHP gibi sosyal demokrat partiler AB, NATO, IMF’ye, Tahkim’e,
Küreselleşmeye, Özelleştirmeye açıkça “olmaz” demiyorlar. Atatürk’e
göre bunlar sağda mı yoksa solda mı yer alıyor, tartışılması gerekiyor.
Kuşkusuz, bu değerlere sağcı partilerden DYP, ANAP,GENÇ ile Türk-İslam
sentezcisi MHP ile BBP, ayrıca inançgüder parti olan AKP “olmaz”
demiyor. İşin içinden tutmak güç değil. Görünen görüntü bu. Herkes,
kendi değerlerini tartarak ona uygun partiyi bulmalı. Bana
göre kurtuluşun partisi, ancak Kemalist, bilimgüder, Cumhuriyetçi,
Türkçü, onurlu, egemenlik ulusundur diyen bir parti olabilir. Kıvırtan,
ulusu kandıragelen partilere oyumuz yok. |