Tayyip Bey , hafta başı itibarıyla yine konuştu!..
Bu kez "Derin Türkiye" dedi, herkes arpacık kumrusu gibi düşünmeye başladı, "bu da ne ola ki" diye!.. Ben bir yurttaş, sonra da gazeteci olarak, Tayyip Bey'in konuşmalarından müthiş ürküyorum!.. Şaka yaptığımı sanmayın; gerçekten Başbakan herhangi bir konuda konuşmaya başladığında, hele bir de elinde kâğıt filan yoksa derin bir endişeye kapılıyorum... Her şeyden önce söylediklerine inanmıyorum!.. İnanmıyorum, çünkü söylediğini birkaç saat içinde değiştirebiliyor, hem de 180 derece dönerek!..
O kadar çok örnek var ki; İsrailli milyarder Sami Ofer 'le "hiç görüşmediğini" söylediği günün öğlen saatlerinde "belki bir kez görüşmüş olabileceğini" açıklamış, akşamüstü saatlerinde ise "en az iki kez görüştüğü" ortaya çıkmıştı!.. Daha birkaç gün önce, "İçerideki 5 bin terörist bitti de dışarıdaki 5 yüze mi sıra geldi" dedikten sonra 20 saat geçmeden, "İçerisi, dışarısı ayrımı yoktur. Ben o rakamları gazetelerden okudum" dememiş miydi?!..
Bu kez de CNN Türk'te, Uğur Dündar 'ın "Derin devlet var mı?" sorusuna aynen şu yanıtı verdi:
- Türkiye'de derin devletten farklı bir şey, "Derin Türkiye" var...
Dündar, bu yanıt üzerine, "Derin Türkiye, sizin ve partinizin önünü kesmek için faaliyette mi?" sorusunu yöneltti Tayyip Bey'e... Cevap müthişti:
- Şüphesiz. Onlar o faaliyetlerini sürdürecek. Biz de onları aşacağız. Onları yıkacağız. Kaldıracağız. Ülkenin önünü açacağız.
Aşmak... Yıkmak... Kaldırmak!.. Tayyip Bey, çok fena kızdığı belli olan "Derin Türkiye" nin kimliğini ise şu sözlerle açıkladı:
- Kim bunlar derseniz, artık orasını çözdükçe çözüyoruz. Ve çözeceğiz!..
Anlamadınız mı? Açıkçası ben biraz anlar gibi olup anlamayanlara dahilim!..
Tayyip Bey, "Derin Türkiye" kavramıyla 14 Nisan'dan itibaren meydanlara çıkan milyonlarca pırıl pırıl insanı kastediyorsa, ki biz yurtseverler onlara "Dip Dalgası" diyoruz, yukarıdaki "aşmak, yıkmak, kaldırmak"sözcükleri tam yerine oturuyor doğrusu!.. Öyle ya, özene bezene yazdıkları senaryo, geleceğe yönelik planlar, devlete tam olarak hâkim olma hayalleri, kâğıttan şatolar gibi bir fiskede yerle yeksan oluverdi!.. Tabii ki, bu mantığa göre milyonların görkemli gücü tez vakitte aşılmalı, yıkılıp, paramparça edilmeli ve sonunda tamamen, bir daha geri gelmemecesine ortadan kaldırılmalı!. Böylece, cemaatlerin, tarikatların, yani aynı mantık çerçevesinde "ülkenin" önü bir güzel, hiç kapanmamacasına açılsın!..
Peki, nasıl olacak bu yıkma, kaldırma işlemi?.. Çok açık değil mi?.. Aylardır, ABD'si, AB'si, işbirlikçi kalemleri, dinci ve TMSF medyası, Arap kardeşleri, Kuzey Irak'taki aşiret reisleri, Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, Ermeni ve Rum patrikleri, seçimden sonra işbirliği işaretleri gözümüze sokulan DTP harıl harıl niçin, kimin için çalışıyorlar sanıyorsunuz?!.. Merak etmeyin unutmadım; bir kavram da ben yaratayım diye sona bıraktım:
- Derin cemaat!..
Son olarak ABD'deki "Hudson Enstitüsü" isimli muhafazakâr "think-tank" kuruluşunda masaya yatırılan "Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi" senaryosunu canla başla Türk medyasına sızdıran, sonra da kıs kıs "gülen" derin cemaatten söz ediyorum!.. Eğer söz konusu olan derinlikse; başı ABD'de, gövdesi Türkiye'de, bir ucu Avrasya'ya, diğer ucu Afrika'ya dek uzanan, Papa'ya dek ulaşan akıl almaz ilişkiler yumağının içinde özel bir yer edinen bu cemaatten derinini bulmak herhalde olanaksızdır!..
Tayyip Bey, son derece haklıdır; 22 Temmuz'a bir ay kala bu güzelim ve tutsak alınmasına ramak kalmış ülkede, "Derin Türkiye" ile "Derin cemaat" karşı karşıyadır!.. 23 Temmuz sabahı her şey belli olacaktır:
- Türk halkı ya "Derin Türkiye"nin aydınlığına ya da "Derin cemaat"in karanlığına uyanacaktır!..
|