Karadeniz’de yaşananlar ,Soğuk Savaş sonrası jeopolitiğinin Türkiye açısından geçmişten farklı yeni bir düzenin varolduğunun kanıtıdır.Bloklu dünyanın jeopolitik kodları ve denklemleri bozulmuştur.Yeni dönem yeni jeopolitik denklemlerin oluşum sürecini yaşamaktadır.Roller,ortaklıklar,karşıtlıklar ve çıkarlar yeniden gözden geçirilmektedir.Soğuk Savaş döneminin müttefiklik zemini bugünün işbirliği hedeflerini tariften uzaktır.Yeni jeopolitik mücadele alanları doğmaktadır.Mücadelenin tonu,rengi ve tarafları yeniden şekillenmektedir.Üstelik Atlantik ittifakında çatlaklar giderilememektedir.
Aynı mekanlarda aynı nedenlerle egemenlik kurabilme çabaları, çatışmayı kaçınılmaz kılmaktadır.
Orta Asya,Kafkaslar,Balkanlar ve Ortadoğu gibi Soğuk Savaş sonrasının “jeopolitik boşlukları” açısından Karadeniz Havzası özel bir yere sahiptir.Her şeyden önce Karadeniz tıpkı Akdeniz Havzası gibi Soğuk Savaş sonrasının “jeopolitik boşluklarının” bileşik kaplar düzeneğinde çalışmasına zemin hazırlamaktadır.Özellikle enerji kaynaklarının sadece bulundukları coğrafi bölgeler değil aynı zamanda bu kaynakların taşındığı coğrafi alanlarda aynı jeopolitik ilginin odağıdır.Bu durum söz konusu bölgelerin “bileşik kaplar” düzeneğinde işlemesinin temel nedenidir.Bu anlamda Karadeniz Havzası Doğu-Batı ekseninde jeopolitik eksenlerin kesişme alanıdır.Enerji jeopolitiğinin hem kaynak hem de erişim odağıdır.Çok taraflı mücadelenin sahnesidir.Soğuk Savaş döneminin iki süper gücünün yeniden eskiyi hatırlatırcasına doğrudan karşı karşı geldikleri potansiyel çatışma alanıdır.ABD açısından Avrasya egemenliği hedefinin jeopolitik düğüm noktalarından biridir.Bu anlamda Karadeniz, Avrasya mücadelesinin en önemli sinir uçları arasındadır.Karadeniz jeopolitiğine odaklanan mücadele kabaca üç unsura dayalıdır.Üsler, boru hatları ve boğazlar olarak tanımlanabilecek bu üç unsur küresel ve bölgesel jeopolitiğin mücadele zeminidir.Sadece ABD-Rusya açısından değil aynı zamanda AB,Türkiye,Ukrayna,Gürcistan içinde Karadeniz jeopolitik çıkarların çatışma alanıdır.
Tüm ülkeler içinde Türkiye’nin konumu çok daha özeldir.Türk boğazları bu çelişki yumağının odağındadır.ABD’nin Karadeniz hevesi ,1938 Montrö Boğazlar sözleşmesiyle dolayısıyla da Türkiye’nin çıkarlarıyla çelişmektedir.Ayrıca belirtilmektedir ki, ABD’nin Karadeniz hevesi, Avrasya egemenlik hedefinin en önemli tasarımı olan Büyük Ortadoğu Projesinin(BOP) bir parçasıdır.Buna göre BOP zemininde Türkiye’nin ABD ile çelişen çizgileri giderek daha da belirginleşmektedir.
Karadeniz ve Türk Boğazları konusunda ABD kadar, Balkan ve AB ülkelerinin de tavrı Türkiye açısından giderek önem kazanmaktadır.
Fransız parlamenterlerinin boğazların uluslar arası bir komisyon tarafından yönetimine ilişkin tasarı hazırlıkları,Montrö Boğazlar Sözleşmesini fesih hakkı bulunan” Montrö’ye akit devlet” sıfatına sahip Romanya’nın ABD’nin ilgisine mahzar olması,ABD’nin Karadeniz’e kıyısı olan Balkan ülkelerinde yeni üsler oluşturması küresel ve bölgesel rekabetin Karadeniz’e yönelen ilgisinden Türkiye’ye yansıyan jeopolitik sorunlara verilebilecek örneklerdir.
Karadeniz konusuna NATO’nun da müdahil kılınma arzusu, Türkiye açısından bir başka açmazdır.
Görünen odur ki,Karadeniz ve Türk Boğazları Avrasya egemenlik arzularının mücadele sahası haline gelecektir.Bir kez daha Türkiye adına gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadadır. Yapılması gereken öncelikle bu gerçeklerle zamanında ve doğru bir biçimde yüzleşmektir.Bununla eş zamanlı olarak ise gerçek dayanışmanın,ortaklıkların,stratejik birlikteliğin ve hedeflerin zeminini ve taraflarını netleştirmektir.
|