Avrasya Jeopolitiği, Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye
Tarih: 24-10-2005 19:42


İstanbul Üniversitesi

*Bu yazı, 2005 yılı Sosyoloji yıllığının “Doğu-Batı Çatışması “konulu kitabında makale olarak yer almıştır.

Giriş 

Soğuk Savaş sonrası yeni siyasal ortam, iki temel coğrafi vurguyu siyasal içerikli kılmaktadır.”Atlantik ve “Avrasya” vurguları, yeni dönemin;kırılma noktalarını,ittifak veya ayrışma zeminini ve yeni egemenlik arayışlarını barındıran kilit kavramlardır.İdeolojik karşıtlığın beslediği Soğuk Savaş döneminin sona ermesi, yeni bir jeopolitik ortamın inşasını zorunlu kılmış,buna dayalı adeta “yeni imparatorluk” projeleri “yeni yaşam alanları” yaratabilmenin çabasına girişmiştir.”Atlantik” ve “Avrasya” kavramlarının siyasal içeriğini belirleyen, bu çabaların neden-sonuç ilişkisidir.Bunun en somut örneğini Afganistan-Irak işgallerinde görmek mümkündür.Yeni siyasal atmosferin bir başka önemli konusu, “Atlantik” kavramının siyasal kimliğini taşıyan güçlerin, birbirleriyle yeni ilişki biçimidir.Bu konuda belirginleşen durum;ittifak zemininde kaymanın yaşanmasıdır.”Atlantik çatlağı” olarak nitelendirilen bu durum, “Avrasya” kavramının siyasal seyrini yakından ilgilendiren bir gelişmedir. Avrasya’nın siyasal sınırlarını belirginleşmesinde “Atlantik çatlağının “ rolü vardır.Coğrafi olarak Asya ve Avrupa kıtalarını içeren “Avrasya” tanımı, siyasal olarak Asya odaklıdır.Avrupa’nın AB deneyiminin izleyeceği rotaya ve benimseyeceği güç kimliğine bağlı olarak Avrasya’nın siyasal sınırları Avrupa’nın en azından bir kısmını içine alabilir.

ABD’nin Avrasya projesinde benimsediği yöntem ve hedefler,Avrasya’nın ortak bir kadere kenetlenmesine yola açabilir.Bu durum Avrasya jeopolitiğinin yapıtaşlarının döşenmesi anlamına gelecektir.

Avrasya Jeopolitiği

Avrasya ‘nın Soğuk Savaş sonrası niteliğinde önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır.Her şeyden önce Soğuk Savaş döneminin siyasal bloklaşmasının perdelediği jeoekonomik temele dayalı dinamikler hareketlilik içindedir.Güç mücadelesinin çok boyutlu unsurları Avrasya kökenlidir.Asya’nın geleceği Avrupa’nın da geleceğini belirleyecektir.ABD’nin Soğuk Savaş Sonrası ilan ettiği birçok jeopolitik tezin ve uygulamaya çalıştığı jeopolitik projelerin geçerliliğini yine Avrasya dinamiği belirleyecektir.Dünyanın askeri,siyasal ve ekonomik açıdan çok kutuplu bir yapıya dönüşüp dönüşmeyeceğinin cevabı Avrasya’da saklıdır. Kısacası Avrasya, yeni dönemin siyasal kilididir.Anahtarın kimde olacağı veya anahtarın kimler olduğu sorusu yeni dönemin ve geleceğin güç mücadelesini anlamaya dönüktür.Bu konuda büyük rekabet sürmektedir.Avrasya coğrafyasında savaşlar vardır.işgaller sürmektedir.Yeni güvenlik ve tehdit algılamaları üretilmektedir.Avrasya odaklı gelecek tasarımları yapılmaktadır.Avrasya ,egemenlik arayışlarının coğrafi ilgi sahasıdır.

Avrasyalı olan veya olmayan bölgesel ve küresel iddia taşıyan ülkeler için bir “Avrasya” tarifi vardır.Her güç, kendi beklenti ve çıkarları doğrultusunda “Avrasya” tanımı ve sınırlaması yapmaktadır.Bu konuda ABD’nin refleksleri daha hızlıdır.Soğuk Savaş sonrasında Avrasya’ya yönelen ABD, “öncelik ve ivedilik” göstererek, birçok egemenlik tezini Avrasya’ya uyarlamıştır. Prof. Fukuyama’nın “tarihin sonu” tezi, Prof.Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” tezi ve ABD eski başkanı Bush’un “Yeni Dünya Düzeni” tezi ,Prof.Brzezinski’nin “Büyük Satranç Tahtası” teziyle ete kemiğe büründürülmüştür.Satranç tahtasıyla bir yer tarifi yapılmış ve burasının ABD egemenliği için yaşam alanı olduğu ilan edilmiştir.Bu konuda Prof.Brzezinski’nin “Büyük Satranç Tahtası” kitabında belirtilenler oldukça çarpıcıdır.”Amerika için ana jeopolitik ödül Avrasya’dır.Dünya olayları,beş yüzyıl boyunca ,bölgesel egemenlik için birbiriyle dövüşen ,küresel iktidar peşindeki Avrasyalı güçler ve halklar tarafından belirlenmişti.Şimdi Avrasyalı olmayan bir güç,Avrasya’da öncüdür ve Amerika’nın küresel önceliği doğrudan doğruya Avrasya kıtasındaki hakimiyetini ne kadar süreyle ve nasıl bir etkiyle sürdüreceğine bağlıdır.”(Z. Brzezinski. Büyük Satranç Tahtası,1998 İst.Sabah Yay.Sf.31)

Bu sözler 11 Eylül sonrası ABD’nin Avrasya’ya dönük stratejisinin ana kaynağıdır.Afganistan ve Irak işgalleri, bu stratejinin parçalarıdır.Daha sonra duyurulan “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” ise ABD’nin Avrasya stratejisinin en önemli jeopolitik hedefidir.Bu hedefin oluşum nedeni, Avrasya potansiyelleriyle ilişkilidir.Bu konuda da Brzezinski son derece açık ve çarpıcı vurgulamalar yapmaktadır.” Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i Avrasya’da yaşamaktadır ve hem ekonomik girişimler hem de yer altı zenginlikleri bakımından dünyanın fiziksel zenginliklerinin de çoğu oradadır.Avrasya ,dünya GSMH’sının yüzde60’ına ve bilinen enerji kaynaklarının dörtte üçüne sahiptir.Avrasya aynı zamanda dünyanın siyasal olarak en iddialı ve dinamik devletlerinin bulunduğu yerdir.ABD’den sonra en büyük altı ekonomi ve en büyük altı silah alıcısı Avrasya’da bulunmaktadır.Dünyanın biri hariç resmi olarak bilinen tüm nükleer güçleri ve de gizli nükleer güçlerinin tümü Avrasya’da bulunmaktadır.Bölgesel hegemonya ve küresel etki heveslisi olan ,dünyanın en kalabalık nüfuslu iki devleti Avrasya’dır.Amerikan önceliğinin bütün potansiyel siyasi ve /veya ekonomik meydan okuyucuları Avrasya’dır.Özetle , Avrasya ‘nın gücü büyük ölçüde Amerika ‘nın kini gölgede bırakmaktadır.Bereket versin ki Avrasya Amerika’ya göre siyasal olarak bir bütün oluşturmak için fazla büyüktür.”

Bu vurgulama Avrasya odağında cereyan eden gelişmelerin ve BOP’un hedefinin anahtar ifadeleridir.Buna göre Avrasya’da yerel bir ittifak zemininin oluşmaması ABD beklentisidir.11 Eylül sonrası geliştirilen yeni “ulusal güvenlik stratejisinin(Bush Doktrini)” temel noktasını oluşturan ve tehdit tam olarak oluşmadan “önleyici vuruşla” müdahalede bulunabilme hedefi, ABD için Avrasya jeopolitiğinde üstünlük sağlama aracıdır.Uluslar arası hukukla tamamen çelişen bu yaklaşımı besleyen karşıtlık veya düşman algılaması da(küresel terörizm gibi..) yine Avrasya’da üstünlük veya egemenlik sağlamaya dayalıdır.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve Türkiye 

Büyük veya Genişletilmiş Ortadoğu vurgusuyla ortaya atılan bu projesinin kapsadığı coğrafi bölge, Avrasya’nın en kilit bölümüdür.Karadeniz, Akdeniz, Hazar havzalarını, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya ve Basra Körfezini, Kuzey Afrika’yı içermektedir.BOP’un kapsamı, Avrasyalı güçlerin(özellikle Çin, Avrupa, Rusya ve Hindistan....) hareket alanına yöneliktir.Bu yöneliş Avrasyalı güçlerin yaşam alanlarını daraltmaya dayalıdır.Fas’tan Çin sınırına dek uzanan bölge içinde ABD için genişletilen Ortadoğu, Avrasyalı güçler için ekonomi-politik açıdan daraltılmaktadır.

ABD için Avrasya;

-Ekonomi-politik egemenliğin mekansal odağıdır.

-Soğuk Savaş sonrasının jeopolitik merkezidir.

-ABD’nin muhtemel rakiplerinin topraklardır.

-Dünyanın en zengin enerji/doğal kaynakların anavatanıdır.

-Yeni ve geniş pazar alanıdır.

-Yeni mücadele sahasıdır.

BOP da bu coğrafyanın en kilit bölümüne yönelmektedir.

       ABD’nin ortaya attığı BOP,aslında ABD için bir ihtiyacın ürünüdür. Bu ihtiyacın ana kaynağı; ekonomik sorunlara yenik düşmeden küresel egemenliği kalıcılaştırmaktır.Bunun için geniş kapsamlı bir strateji benimsenmiştir.Birleşmiş Milletler(BM) zayıflatılmış, NATO ise yeniden şekillendirmek çalışılmıştır.Bunun bir parçası da BOP u NATO’yla özdeş kılmanın hesaplarıdır.

       Avrasya ABD’nin son yıllarda yaşadığı ekonomik durgunluğun,dış ticaret ve cari açıkların giderilmesi için biriken ve sıkışan sermaye için mekansal fırsat yaratmaktadır.. 

       Avrasya ABD için aynı zamanda kaygı verici gelişmelerin coğrafyasıdır.Bir yandan Çin, istikrarlı bir biçimde büyümektedir.( son 10 yılda ortalama % 7) Öte yandan yeni ittifak arayışları (Şanghay İşbirliği Örgütü gibi..)güçlenmektedir.Ayrıca Avrupa’nın Eurosu Avrasya’da çekicilik kazanmaktadır ve Rusya ekonomik olarak toparlanmaktadır.ABD adına; bu kaygıların giderilebilmesi için Avrasya’ya bir an evvel “önleyici vuruş” doktriniyle müdahale etmek ve bunun için savaş dahil her yöntemi kullanmak öncelik kazanmaktadır.

       Bunun için ABD, bir süredir kendisiyle yarışırcasına silahlanmaktadır. Askeri bütçesindeki artışlar Clinton döneminde de belirgindir. Örneğin Kongre aracılığıyla 1999-2003 yılları için 112 milyar dolarlık bir artış gerçekleştirmiştir. Bush döneminde ise ulusal savunma bütçesi 2001’de (11 Eylül’den önce onaylanmıştır). 304 milyar dolara ve 2002’de 351 milyar dolara yükseltilmiştir. 2003’te 396 milyar dolara çıkartılacak olup, 2007’de 470 milyar dolara erişeceği resmi olarak öngörülmüştür (Claude Serfati, Cosmopolitic, Sayı: 6, 2003).

Büyük Ortadoğu Projesinin içerdikleri

BOP ; Avrasya coğrafyasında “mekanın özelleştirilmesi “seferidir ve savaş başvurduğu temel yöntemdir.ABD’nin”yeni imparatorluk stratejisine “göre; Avrasya jeopolitiğinin omurgasını oluşturan Fas’tan Çin sınırına kadar uzanan geniş coğrafi alan, BOP un “mekansal özelleştirme seferi” marifetiyle “tek pazar haline gelmelidir ama parçaları küçük olmalıdır”.Buna göre federatif yapılar,küçük devletçikler yaratılmalıdır. Pazarlık güçleri kırılmalıdır.Pazar/piyasa ve enerji/doğal kaynaklara üzerinde daha zahmetsizce egemenlik kurulabilmelidir.

Bu durum bölgeye ABD’nin imparatorluk edasıyla davranmasının yansımalarıdır.Amerikan merkezli BOP; Birinci Dünya Savaşı sonrası genişletilmiş Ortadoğu’ya yönelik Avrupa merkezli siyasal atlas oluşturma çabasının bugünkü karşılığıdır.Benzer refleksle yaklaşılmaktadır.Sınırlar yapay kabul edilmektedir.Mevcut sınırlar üzerinde adeta tasarruf hakkını kendinde görerek, kendi çıkarları doğrultusunda yeni oluşumlar hedeflenmektedir.

Bu stratejiye yaslanan BOP, bölgenin üniter yapılı ulus-devletlerinin toprak bütünlüğüne saygılı, özenli ve duyarlı değildir.Aksine ABD (uzlaşılması halinde Atlantik/Batı ) merkezli yeni siyasal atlas oluşacaksa öncelikle büyüklükleri sorun olarak algılanan üniter yapılar çözülmeye çalışılacak, ufalanmalar, parçalanmalar doğal hale getirilmeye gayret edilecektir.Taşeron rolünü benimsemiş olsa dahi Türkiye’nin, bu süreçten olumsuz etkilenmemesi olanak dışıdır.Çünkü Türkiye’nin öncelikle komşuları için olmazsa olmaz koşul saydığı ve varlığına büyük özen gösterdiği “toprak bütünlüğünden yana olma” politikası geçerliliğini yitirecek,bu politikayı savunamaz hale gelecek ve bu durum kendi toprak bütünlüğüne yönelik duyarlılığında ciddi aşınmalara neden olacaktır.

Irak’ın toprak bütünlüğünde yaratılan aşınma, BOP için bir model denemesidir.Irak’ın kuzeyinde oluşturulan tampon bölge üzerinden Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge ülkelerine BOP sürecinde nelerle karşılaşacakları konusunda somut veriler sunulmuştur.(gerçeklerle yüzleşmek isteyenlere)Siyasal bütünlüklerinin nasıl ve ne şekilde zedeleneceği yönünde ortaya çıkan bu veriler, BOP kapsamında sözde “reformlar” süreciyle ve etnisitenin cesaretlendirilmesiyle yaşam alanı bulmayı hedeflemektedir.

Bu çerçevede BOP un uygulanmasında özenli bir dil kullanılarak, “değişim”, “statüko” ikilemi başat çelişki olarak sunulacak ve buna göre kitleler “baskıcı rejimlerle” “özgürlük” arasında tercih yapmak zorunda bırakılacaktır.Bunun için siyasal ve kültürel“reform paketleri” hazırlanacak. Her şey o ülkenin halkının geleceği, refahı ve mutluluğu için yapıldığı izlenimi yaratılacaktır.Oysa bu ülkeler için asıl reform, ekonomik bağımlılıklarına yönelik olması gerekirken bu konuya hiç değinilmeyecek hatta bu durum bir statükoya dönüştürülerek, değişim başka alanlarda aranacaktır. Oysa alt yapı unsuru olarak ekonomik yapı değişmediği ve her alanda üretim egemen kılınmadığı sürece üst yapıdaki hukuksal,kültürel değişimlerin bir ülkeye kalıcı yarar sağlayamayacağı gerçeği daima gizlenecektir.Böylece aldatıcı bir demokrasi söylemi egemen kılınarak, geniş halk kitlelerinin yararına olan halkçılık temeline dayalı gerçek demokrasinin üzeri örtülecektir. Bu havayı yaymak için iletişim unsurları üzerinde ağırlık kurulacak ve böylelikle gerçeklerle halk arasına bir “sis perdesi” çekilmiş olacaktır (Türkiye’de de bu perde çekilidir). Bu yöntemle iç dinamikler, dışarının çıkarlarıyla yönlendirilmeye başlanacak, yerli güç odakları, dışarının uzantıları olarak bu yapıyı kalıcı ve yaygın kılmaya çalışacak ve böylece “değişirken çözülmenin” zemini yaratılmış olacaktır. Bu model BOP’un en sivil versiyonudur.( Askeri ve siyasi olmak üzere iç içe yürütülen Yugoslavya modelinden farklı olarak.)

BOP ile egemenlik kurmak istenilen dokuya, siyasal modeller de önerilmektedir. Amerikan siyasal tasarımı olarak bir laboratuvar ürünü olan “ılımlı İslam”, BOP’un siyasal dönüşüm araçları arasındadır. Amaç, İslâm’ı ılımlaştırmak, daha lâik bir çizgiye çekme çabası değil, aksine İslâm’ı Washington kontrolüne alarak, üniter yapıların çözülmesinde araç olarak kullanabilmektir.

Bu nokta da ABD’nin,Türkiye ilgisi dikkat çekicidir.ABD aslında Türkiye’yi BOP içinde odak ülke olarak görmek istemektedir.Ancak bu odaklanmanın Türkiye’den iki beklentisi vardır.Birincisi,Türkiye’nin askeri gücünün BOP için mızrak ucu olarak kullanılmasıdır.İkincisi ise,BOP’un sivil etkinliğine yönelik olarak “reform” söylemi için Türkiye’nin model haline getirilmesidir.Ancak modellik, Türkiye’nin ulusal bağımsızlık ve ulus egemenlik temeline dayanan Cumhuriyet kimliği yerine “ılımlı İslam” nitelendirilmesine yöneliktir. Oysa bu kavramı, Türkiye üretmemiştir.Üstelik yapay bir nitelemedir.Bu yönüyle “ılımlı İslam” dinsel değil, siyasal bir nitelemedir ve ABD kaynaklıdır.

Türkiye için bu kavramın öne çıkartılmasının iç içe geçen iki nedene dayandığı söylenebilir. Birincisi, Türkiye’nin laiklik duyarlılığı yüksek çevrelerine yönelik “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” çabasıdır. İkincisi, Türkiye’nin ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik temeline dayalı anti-emperyalist Atatürkçü çizginin zayıflatılarak, hem Türkiye için hem de Avrasya ulusları için yeniden ilham kaynağı olmasının ve direnme gücüne yeniden ışık tutmasının engellenmesidir. BOP için Türkiye’den istenilen bu iki rol; Türkiye’yi projede hem hedef ülke haline getirmektedir hem de projenin yürütülmesinde taşeron kılmaktadır.

   Esas olarak BOP ; iki temel stratejinin çarpışma zeminidir.Birincisi; toprak bütünlüğünden yana olanların stratejisidir.İkincisi ise; parçalı küçük yapıları (federatif yapılar ve/veya küçük devletler...) arzulayanların stratejisidir. BOP ikincinin uygulama hedefidir.Avrasyalılar topraklarını ve onun bütünlüğünü korumak isteyenlerdir.Avrasya dışı gücün (ABD’nin)isteği ise ;bölgeyi (En geniş sınırlarıyla Avrasya’yı) ‘’terörizmle mücadele alanı ‘’ olarak göstererek,bölge kaynaklarını denetlemek,ittifak zeminlerini engellemek ve küresel konumunu ‘’tek merkezlilik’’tezine dayalı bir biçimde güçlendirmek ve süreklileştirmektir.

BOP, 11 Eylül sonrası süreçle pekişen, Afganistan ve Irak işgalleriyle netleşen, bir stratejinin ürünüdür. Bu strateji; BM rolünü zayıflatan onun amaçlarıyla çelişen, hak, hukuk ve adalet ilkelerini göz ardı eden, gücün ve güçlünün hukukunu dayatan bir anlayıştan beslenmektedir. Oysa BM Anlaşması’nın amaçlar ve ilkelerden oluşan birinci bölümünün ilk maddesinde ;“Uluslararası barış ve güvenliği korumak ...” ve yine aynı bölümün ikinci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Teşkilatın üyeleri, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı, gerekse BM’nin amaçları ile telif edilemeyecek herhangi bir surette, tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar” ifadesi yazılıdır. Ancak BM’nin bu son derece açık amaç ve ilkeleri yok sayılmaktadır.

-  BOP aynı zamanda bir askeri-güvenlik projesi olarak “yeni üsler coğrafyasına” ihtiyaç duymaktadır. Bunun için hareket yeteneği yüksek, hızlı ve çabuk karar verilebilen ve kolay müdahale edilebilir coğrafi noktalarda yeni üsler kurulmaktadır. Bu çerçevede AB’nin Doğu Avrupalı yeni üyeleri, Kıbrıs, Kafkasya ve Orta Asya gibi coğrafi bölgelerin çeşitli ülkeleri önceliklidir.

  • BOP için yeni üslerin oluşumu kadar, yeni tampon bölgeler ve ülkelerde önemlidir. Yeni üsler ve tampon oluşumlar birbirini bütünleyen unsurlardır ve jeopolitik projelerin, heveslerin, egemenlik arayışının ürünüdür. Amaç yabancı topraklarda egemenliği sürekli kılmak, manevra kabiliyeti kazanmak, egemen gücün lehine işleyen çelişkileri canlı tutabilmektir.(Irak’ın kuzeyine yönelik ilginin önemli bir nedeni de budur.) 
  • BOP,İsrail stratejileriyle(Büyük İsrail Projesi) bütünlüklü bir projedir.İsrail güvenliği projenin önemsediği en önemli unsurlar arasındadır.Bu çerçevede projenin bir çok öğesi için İsrail’in rolünün suflör düzeyinde olduğu söylenebilir.
  • BOP, doğal kaynaklar üzerinde kurmayı amaçladığı egemenlik yoluyla ABD için gelecek adına muhtemel rakiplerin, Ortadoğu enerji denkleminde belirleyici, yönlendirici unsur olmalarını engelleme stratejisidir.

-  BOP, Avrasya güçlerinin olası yakınlaşma, ittifak ve dayanışma zeminlerini engelleme projesidir.

  • BOP u başarılı kılmak için ABD, NATO zeminini de kullanmak istemektedir. BOP un finansmanı ve askeri gereksinimini tek başına karşılama olanağı olmadığını gördüğünden Atlantik çatlağını derinleştirmeden, rakip olarak güçlenmediği sürece sorunsuz saydığı AB’ye BOP ı ısındırma çabası sürecektir. Böylece bir taşla iki kuş vurulacaktır. Hem BOP için askeri ittifak destek olacaktır. Hem de NATO marifetiyle Avrupa’yı siyasal açıdan küresel düzeyde iddiasız tutmayı başaracaktır. Her iki amaç için de NATO geleneksel çizgisinde değişime uğrayacak, savunma refleksi saldırıya dönüşecek ve etkinlik alanı Atlantik dışına taşacaktır. Üstelik sadece askeri alanda değil politik hatta ekonomik alanda da bir egemenlik aracına dönüşecektir. ABD’nin NATO temsilcisi R. Nicholas Burns’un 2003’te Prag’da yaptığı “Yeni NATO ve BOP” başlıklı konuşma, BOP ile NATO ilişkisini açıkça ortaya koyuyor. “Soğuk Savaş döneminde Batı Avrupa’yı savunmak için bölgeye devasa bir kıta ordusu yığdık. NATO Avrupa ve K. Amerika’yı savunmaya devam edecek. Ancak bunu B. Avrupa’da merkez Avrupa’da, K. Amerika’da oturarak yapabileceğimize inanmıyoruz. Kavramsal ilgilerimizi ve askeri gücümüzü Doğuya ve Güneye konuşlandırmalıyız. NATO’nun geleceği, Doğu ve Güneydir. Bu da Büyük Ortadoğu’dur. NATO’nun geleceği krizlere el koymak ve cevap vermektir. Bu Fransa, İspanya, Çek Cumhuriyeti ya da Amerika için büyük tehdit oluşturan Orta ve Güney Asya, Ortadoğu ve K. Afrika’da yer alan ülkelerde yapılacak askeri kurtarma ya da barış gücü operasyonları şeklinde olacaktır. Hepimizin kabul ettiği gibi tehdit; terörizm, küresel terörizm ve kitle imha silahlarından gelmektedir.”

 BOP un tüm hedef ve heveslerine karşın uygulamada başarı şansı çok yüksek değildir.Özellikle Irak işgali ve Filistin-İsrail sorunu,ABD cephesi açısından BOP un başarı şansını bölge ölçeğinde belirleyici niteliktedir.Aslında özellikle Irak işgali açısından ABD bir açmazı yaşamaktadır. BOP un ortaya çıkması ve arka planının anlaşılması bir yandan Irak işgaline yönelik direnişi boyutlandırmaktadır.Öte yandan ABD, Irak işgalinde karşılaştığı çıkmazdan kurtulmanın çaresi olarak tüm bölgeyi denetleme gücüne BOP yoluyla erişmeyi arzulamaktadır.

 Ayrıca BOP un bölgeye demokrasi ve insan hakları taşıma iddiasının gerçekleri perdeleyen bir işlev taşıdığı en azından Irak işgali sürecinde anlaşılmıştır.Emperyalist çıkarların izin verdiği ölçüde bir demokrasi ve insan hakları,bölge halklarına yeni düşmanlık ve çelişkiler tohumu ekmesi dışında kalıcı yarar sağlaması beklenemez.

 Oysa bölgenin gereksinim duyduğu gerçek demokrasi ve insan haklarının yerleşik kılınması; bölgeyi küresel ve bölge dışı tüm çıkarlardan arındırılarak, bölge kaynaklarını sadece bölge ülkelerinin gereksinmeleri için kullanılır hale getirilmesine bağlıdır. Kültür, hukuk ve sosyal yaşam gibi üstyapı alanlarında arzu edilen dönüşümleri gerçekleştirmenin samimi ve kalıcı yolu, altyapı yani ekonomi alanında bölge ülkelerini bağımlılıktan kurtulmasına yardımcı olmaktır.

 Bölgenin zengin enerji/doğal kaynakları genişletilmiş Ortadoğu için savaş ve işgal nedeni ,sivil halkı,kadın ve çocukları misket bombalarıyla öldürmenin gerekçesi olmamalıdır.Samimiyetsizlik ,iki yüzlülük BOP un ahlaki sorunlarıdır.Gerçek bir Ortadoğu projesi; Filistin’de yaşarken ölüme tutsak edilmeyi, hak, hukuk, adalet ve insan onurunun ayaklar altına alınmasını, savaşın, şiddetin ve işgalin varlığını kendine sorun edinen projedir.BOP tüm bu duyarlılıklardan yoksun olduğu gibi bu sorunların kaynağı olmaya da adaydır.


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Administrator tarafından yazıldı   

Older news items: