Halk Gerçeği Gördü, Sıra Şimdi Partilerde.. .
Tarih: 04-05-2007 11:57


Tandoğan ve Çağlayan toplantıları halkın, "sorunları doğrudan doğruya sahiplenme hareketidir". Yaşar Büyükanıt 'ın 12 Nisan'daki değerlendirmelerine halk önce 14 Nisan'da tam destek verdi.

Aynı şekilde Genelkurmay'ın 27 Nisan'daki değerlendirmesinin (muhtırasının) tam olarak arkasında durduğunu halk 29 Nisan'da yine gösterdi.

Halkın TSK ile bütünleşmesi, Türkiye'nin siyasi hayatında ve dış ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcıdır. Son 4-5 yıl içinde Anadolu'nun değişik yerlerinde verdiğim muhtemelen 150'nin çok üzerindeki konferansta işin bu noktaya gelmekte olduğunu görüyordum.

Hiç karamsar değildim. Siyasal parti liderleri, sivil toplum örgütleri ve diğer ilgililer ellerini taşın altına koymasalar bile halk adacıklar halinde için için kaynıyor, bileniyor ve yumruğunu sıkıyordu.

Kime karşı?

- Köylüyü yabancı tekellere peşkeş çeken ve ezdiren hükümete karşı...

- İşçiyi, esnafı, memuru, yerli sanayiciyi boşveren ve kendini bir taraftan yabancılara beğendirmeye çalışırken öte yandan devletin içini boşaltan ve "yandaş şirketlere kaynak aktaran" AKP yönetimine karşı...

- Halkı horlayan, içimizdeki oligarşinin emrine giren medyaya karşı...

Halk medyadaki eksik ve yalan haberlere karşın Türkiye'nin, hükümet ve içimizdeki oligarşi tarafından yavaş yavaş sömürgeleştirilmesini fiilen yaşamaya başlamıştı. Sorun, "Türkiye'nin emperyalizme pazarlanması meselesiydi".

İşte halk bunu gördü. "Kimilerinin, içimizdeki işbirlikçi oligarşiyi örtmek için" , sorunu biçimsel bir türban sorununa bağlamak istemesine karşın milyonlar yumruğunu havaya kaldırdı.

Yalnız, "Laik bir Cumhuriyet istiyoruz" demekle yetinmedi;

- Kahrolsun Amerikan emperyalizmi...

- Ne ABD, ne AB...

- "Satılık medya" söylevleri baş köşelere yerleşti.

Halk, "laik Cumhuriyetin ancak emperyalizme ve oligarşiye karşı durmakla sağlanabileceğini" herkesten daha iyi gördü.

Halk - TSK bütünleşmesi

- AKP yanlış yapmaktadır.

- Irak'ın kuzeyinde, "karşımızda ABD (ve Batı) var".

- AB'nin politikası Türkiye'nin bölünmesine yönelik. Bunlar 12 Nisan'da söylendi.

Genelkurmay'ın 27 Nisan'daki değerlendirmesi (muhtırası) 12 Nisan değerlendirmesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü Türkiye'de iç ve dış politika tamamen iç içe geçmiştir ve karşılıklı etkileşim içindedir.

- Halk "oligarşi ve emperyalizmle çatışmadan" , Cumhuriyeti ve onun değerlerini koruyamaz, bunu gördü...

- TSK, "oligarşiye ve emperyalizme karşı bir duruş sergilemeden" Cumhuriyeti korumak ve kollamak görevini yerine getiremez, bunu söyledi...

12 Nisan'la başlayan hareketler bu duruşun kilometre taşlarıdır.

Tuzağa düşmemek gerek

Esas sorunu örten, biçimsel öğeleri öne çıkararak gerçek tehlikeyi gizlemeye çalışanlara dikkat edelim, AKP'yi içerden ve dışardan kimler destekledi? AKP'nin oluşturmaya çalıştığı iktisadi ve siyasi düzen kimlerin işine yarıyor? ABD, AB ve içimizdeki oligarşi üçgeni esas tehlikedir.

Sorunu hep sağ-sol, Türk-Kürt, türbanlı-türbansız, Sünni-Alevi zeminine çekip esas sorunu unutturmak isteyenler; Atatürkçülük deyince, onun "antiemperyalist kimliğini saklayıp " işi sadece biçimsel öğelere indirgeyenlere dikkat edelim.

Laiklik ancak, Cumhuriyetin tüm değerleri ile birlikte yaşar; tek başına ayakta duramaz. 5 Mayıs'taki Manisa Mitingi'nde bunlar bir daha vurgulanmalı: Herkes Manisa Mitingi'ne...




Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku