AKP iktidara geldikten sonra en önemli siyasi ve iktisadi konularda TÜSİAD ile ortak görüşleri paylaştı. Bu ifadeyi,
-
"
TÜSİAD
AKP'yi destekledi"
veya,
-
"
TÜSİAD
ve AKP işbirliği içinde oldular"
biçiminde ifade edersem gerçeği daha açık ortaya koymuş olurum.
AKP iktidarı ve TÜSİAD başlıca hangi siyasi ve iktisadi konularda işbirliği yaptılar?
1) Kıbrıs konusunda AKP ve TÜSİAD'ın
"yakın işbirliği ve dayanışma içinde olduklarını"
gördük. Bunlar hangi alanlarda gelişti? (*)
- Kıbrıs'ta C.T.P'nin desteklenmesi;
M. A.Talat
'ın önce başbakan sonra da cumhurbaşkanı yapılmasında AKP-TÜSİAD
işbirliği görüldü. Bu bağlamda Annan Planı'na evet kampanyası birlikte
yürütüldü.
Rauf Denktaş
'ın politikalarına karşı çıkılmasında ve alternatif olarak
"Washington ve Brüksel'in desteklediği M. A.Talat ve onun politikalarının iktidara getirilmesinde"
tam bir bütünleşme gördük,
2) AKP hükümetinin Güneydoğu'daki yaklaşımları ve
"K. Irak yönetimini görüşebilir kabul etmesi"
TÜSİAD tarafından desteklendi. Bu destek daha çok,
"kendi medyaları kanalı ile"
verildi.
3) Hükümetin AB ile imzaladığı 17 Aralık 2004 ve 5 Ekim 2005 çerçeve belgeleri, işbirliğinden öteye,
"AKP ve TÜSİAD birlikte omuzladılar ve yürüttüler". Oysa bu
belgelere iç politikada D.Y.P. hariç, AKP dışındaki bütün siyasal
partiler karşı çıktılar. İş çevrelerinin önemli bir kısmı bile, "yanlış"
dediler.
4) 1 Mart tezkeresi ve Lübnan'a asker gönderme işinde TÜSİAD, AKP hükümetine yine destek verdi.
5) Özelleştirmeler, her şeyin piyasaya devri, ekonominin dışa tamamen
açılması konusunda AKP iktidarının yürüttüğü politika ve uygulamalar
TÜSİAD tarafından tam destek gördü. Hatta ilginçtir, "Batı tekellerinin Türkiye pazarını ele geçirmeleri konusunda AKP'nin yürüttüğü inanılmaz uygulamalar bile"
TÜSİAD tarafından desteklendi. Uzun vadede kendi zararlarına olduğu biline biline...
Bu bağlamda ekonomiyi Batı kapitalizmi piyasalarına tek yanlı
bağlayan IMF bağlantıları, AKP ve TÜSİAD'ın ortak payandası oldu. (**)
6) Erken seçim ve Cumhurbaşkanlığı konularında AKP ve TÜSİAD'ın işbirliğine tanık olduk ve oluyoruz.
7) AB ve ABD'nin Ermeni sözde soykırımı dayatmalarında AKP'nin edilgen tavrına TÜSİAD'ın da katıldığını gördük. Buna belki,
Papa
'nın Türkiye ziyaretindeki dayanışmayı da eklememiz gerekir. Daha
birçok konuda işbirliği yaptılar ama, ilk akla gelenler bunlar.
Washington ve Brüksel gözlüğü...
AKP iktidarı ile TÜSİAD arasındaki işbirliğinin ABD ve AB'nin taleplerini yansıtan politikalarda olduğunu görüyoruz.
ABD ve AB'nin talepleri onları adeta bütünleştirmiştir. Bu işbirliğinin
nedenlerini sorguladığımızda Washington ve Brüksel bağları (ve ekseni)
esas oluyor.
Bu işbirliğinde galiba iki noktada önemli çelişkileri bulunmaktadır.
TÜSİAD'in çelişkisi şurada; AKP iktidarı çok özel nedenlerden dolayı, "Batı tekellerinin Türkiye pazarı içinde egemenliklerini sağlayan kararları ve kanunları"
art arda çıkardı. TÜSİAD'ın büyüklerinin orta ve uzun vadede bundan büyük zararlar göreceğini söylememe bile gerek yok.
İlerde karşılacaklan büyük iktisadi kayıplarına rağmen AKP'yi neden
desteklediler? İktisadi mantığı yoksa, siyasi mantığını (gerekçesini)
sorgulamak gerekir.
Siyasi mantığı ne olabilir? Kendilerinin Batı kapitalizmi ile
düşündükleri (veya oluşturdukları) kader birliğinin vazgeçilmez
iktisadi bedeli mi? Galiba öyle; Batı kapitalizmi "ikinci halka küresel piyasaları" oluştururken bu piyasaları
siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel bir bütünlük içinde belirliyor.
Türkiye'de onun bir parçası olacaksan,
"Batı'ya bu haracı ödemek zorundasın".
Müslüman mahallesinde salyangoz satan AKP
- AKP'nin sorununa gelince; İslamcı bir yapılanma ile yola çıkıp
Batı kapitalizminin taleplerine boyun eğmek ise gerçekten en büyük
çelişki. "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak"
dersem daha uygun düşer.
Batı kapitalizmi ile derin ilişkileriyle birlikte AKP iktidarının ve
TÜSİAD'ın yaşadığı bu çelişki ve çelişkinin getirdiği garip ortaklık, "Azgelişmişlik kuramında enine boyuna araştırılması gereken"
bir oluşum. Önümüzdeki yıllarda gündemi dolduracak bir konu...
(*) Avrupayla Derin Bağlar, sayfa 259, Truva, 2007
(**) IMF Gözetiminde On Uzun Yıl, Yordam Kitap, 2007
***
Bir not:
Yarınki miting gerçek demokrasi ve oligarşiye karşı duruşun bir
simgesi olacaktır. Gücümüzü ortaya koyalım: Ulusun gücü karşısında
kimse duramaz...
www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali |