Bunlar Kimin Çocukları...
Tarih: 30-03-2007 15:17

Kimi yazarlar Türkiye'de "mevcut düzenin dışında bir alternatifin bulunmadığını" öne sürüyorlar. Söyledikleri şu;

1) Mevcut liberal piyasa düzeni, özelleştirilmiş ve tamamen dışa açılmış bir yapıdan vazgeçilemezmiş.

2) Çünkü "uygar Batı'da bu düzen varmış." Sovyetler Birliği'nin çöküşü de Batı düzeninin geçerliliğinin ve üstünlüğünün kanıtı oluyor tabii.

Sonuç olarak Türkiye yarını, "bu pencereden görmeli ve mevcut liberal ekonomik yapılanmayı sürdürmeliymiş".

Ancak bu yaklaşımda temel bazı eksikler ve yanlışlar bulunuyor:

1) ABD ve AB bugün Türkiye'nin yürütmekte olduğu düzeni benimsememişler. Arada, çok önemli farklar var.

- Uzun vadeli iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel planlar yapıyorlar.

- Kendi piyasalarını ve dışarıdaki piyasaları bu genel ve uzun vadeli hedeflerin bir aracı olarak kullanıyorlar. "İşleri serbest piyasaya bırakalım; onun götüreceği yolu izleyelim" demiyorlar.

- Sanayide, tarımda, hizmetlerde "ulusal politikalar izliyorlar". ABD ve AB bugün en ulusalcı çizgide bulunuyorlar. "AB'nin uluslar üstünlüğü" , ulusallığı güçlendiren bir üst kalkan işlevi görüyor. Fransa, Almanya, İsveç AB kalkanını kullanarak kendi ulusal çıkarlarını (ve kimliklerini) daha ileri götürüyorlar. "Krallık kimlikleri" bile öne çıkarılmaya başladı. 1980'lerin Yunanistan'ı bugün "Helenik Cumhuriyet" adını aldı.

- AB ve ABD liberal (ve kapitalist) düzenin kazanan ve sömüren tarafında oldukları için, "gelişmiş ülkeler olarak" adlandırılıyorlar. Türkiye'de mevcut liberal (ve çarpık) düzenin tek yol olduğunu öne sürenler, "Türkiye'nin sömürülen ve kapitalizmin kaybettirilen tarafında olduğunu göremiyorlar mı? Yoksa gözlerini özellikle mi kapatıyorlar?

İlhan Selçuk 28 Mart 2007'de Pencere'de, 40 yıl önce yazdığı yazıyı kimilerinin kafasına bir balyoz gibi indirmek için yeniden yayımlamış olmalı. Yukarıdaki gerçeği görmek istemeyenlerin kafasına... Her kimlerse!..

2) Dünyada artık tek düzen kaldı, o da açık ve liberal ekonomi düzenidir diyenler Türkiye'de "gelişmenin, ancak sosyal devlet yapısı içinde olabileceğini" , sanayide, tarımda, hizmetlerde, teknolojide ilerlemenin ancak, kamu desteğinde ve ulusal politikalarla yürütülebileceği gerçeğini neden akıllarına getirmiyorlar?

- Bugün Türkiye'de devletin ekonomiyi, milli geliri kamusal yarar doğrultusunda yönlendirme ağırlığı " yüzde 20 "nin altına indi. Oysa Batı Avrupa'da bu oran yüzde 35-40 dolayındadır. Üstelik onlar, "sahip oldukları dış olanaklarla" kamusal yararlarını çok daha yukarı çekiyorlar.

- Türkiye'de mevcut liberal (ve bozuk) düzeni savunmanın Batı Avrupa'daki yapı ile hiçbir ilgisi yoktur.

Batı'nın Türkiye hesapları...

Türkiye'de, "mevcut liberal ve dışa açık ekonomik yapılanma tek alternatiftir" diyenlerin ABD ve AB'nin Türkiye ve bölge hesaplarını görmemeleri olanaksız. Çünkü içlerinde, "okuması, yazması çok iyi olan uyanıkların" bulunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

ABD ve AB, Türkiye'yi sessiz ve sivil darbelerle yavaş yavaş eritmeye, çözüştürmeye başlamışlardır. Bu ortamda "liberal, özelleştirilmiş ve tamamen dışa açılmış" bir yapılanma, bu köşede defalarca yazdığım gibi, ülkenin askersiz işgalinden başka bir sonuç doğurmayacaktır.

"Türkiye'de tek yol liberal ve açık ekonomidir" diyenler yeni emperyalizmin içimizdeki ortakları mı? "Tek yol liberal ve dışa açık bir düzendir" diyen çevrelere baktığım zaman, "sömürülmekte olan Türkiye'den iktisadi ve siyasi paylarını aldıklarını görüyorum" . Başbakanların yanağını okşayan, sırtını sıvazlayan hep bu kişiler, dün de bugün de...

Bunlar 24 Ocak ve 12 Eylül'ün çocukları; Paul Henze 'lerin, Bush 'ları çocuklarıdır. Türkiye'ye Türkiye'den değil, Washington'dan ve Brüksel'den bakanlardır.

***

Bu arada küçük bir not; insanımızın AB'nin gerçek niyetini görerek ona karşı çıkmaya başlaması Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül 'ü telaşlandırdı. Gül'ün, "eski günlerine dönmüş görüntüsü veren" çıkışları var. Boşuna gayret; " Avrupa'yla Derin Bağlar" da kendisine bir bölüm ayırdım. " Onun kimlik değişiminde AKP'yi inceledim. "

Yeniden dönüş yapmaları olanağı yok; dönecekleri yer uçurum; Türkiye için değil kuşkusuz, kendileri için!..

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku