|
- Türkiye büyük iktisadi, siyasi, sosyal ve güvenlik sorunları ile yüz yüze; bu gidişi durdurmak zorundayız.
- Bu sorunları çözmek için
"izlenecek politikalar biliniyor".
İktisattan siyasete nelerin yapılması, nelerin yapılmaması gerektiği çok açık.
-
"İzlenmesi gereken politikaları uygulamak istemeyen yönetimler"
işbaşında olduğu için sorunlar çözülemiyor, daha da ağırlaşıyor.
- Yönetimler neden gerekenleri yapmıyorlar?
- Nedeni çok açık: Washington ve Brüksel, bunların yapılmasını istemiyorlar.
- Yönetimler
"demokratik değil, oligarşik ve antidemokratik"
bir biçimde iktidara geliyorlar.
- Bu nedenle yapılması gerekenleri değil yapılmaması gerekenleri yerine getiriyorlar.
Meseleyi biraz açalım; Türkiye'de siyasi, iktisadi ve sosyal olarak öylesine bozuk bir zemin oluşmuş ki bu zemin
, "halkın çoğunluğunun yararına değil oligarşinin yararına çalışıyor". "Oligarşinin milli gelirden aldığı payın artması için"
Batı kapitalizminin (ve emperyalizminin) öngörülerinin yerine getirilmesi gerekiyor.
Bunun sonucu olarak da Japonya'dan, Fransa'dan, İtalya'dan daha
fazla, 26 adet dolar milyarderimiz yaratılıyor. Köylünün, işçinin,
memurun, esnafın milli gelirden aldığı pay iyice azalırken "oligarşi, Batı kapitalizmi ile birlikte payını artırıyor".
Bu arada ulusal kaynakların yabancılara satılması, dış açığın ve dış
borcun artması ile gelecek nesiller borçlandırılıyor. Türkiye'nin
geleceği ipotek altına alınıyor.
Çıkış yolu
İktisatta, siyasette, kültürde, güvenlikte bu çöküşün durdurulması için nelerin yapılması gerekiyor?
1) Türkiye'deki bütün kurumların içinde azınlıkta ya da çoğunlukta
"ulusalcı bir doku, bir kök, bir damar vardır. Bu sağlam damarların harekete geçirilmesi gerekir".
2) Eşzamanlı olarak, "
sağlam ve halkçı kimliği ağır basan kurumların ve örgütlerin öne çıkarak daha etkin duruma gelmeleri"
zorunludur. Kamu ve özel bu nitelikteki bütün kurumlara görev düşüyor, çünkü Türkiye çökertiliyor.
3) Barosundan üniversitesine, sağlam kalmış bürokratik kurumlarından işçi sendikasına kadar
"aralarındaki işbirliğini artırmaları''
kaçınılmaz bir görev haline geldi.
Yatay ve dikey tamamlaşmalarla elde edilecek halkçı ve demokratik
güç olağanüstüdür. Güney Amerika'da en mütevazı, en zayıf koşullar
altında, "sadece cep telefonlarını kullanarak bile dev bir eylem ortaya koydular".
Türkiye'nin mevcut
"kurumsal ve örgütsel olanakları onların üzerindedir". Bu
olanakların harekete geçirilmesi gerekiyor. Meslek kuruluşlarının
harekete geçirilmesi önemli. Meslek kuruluşlarından derneklere,
bürokratik kesimden sağlam kalmış medya kurumlarına kadar herkes
harekete geçmek zorundadır.
- Amaç bir boyutu ile halkın, çoğunluğun, demokratik iradenin güç kazanmasıdır.
- Diğer boyutu ile
"birleşmeler ve işbirliğinden doğacak dev gücün",
sömürgecilerin ve işbirlikçilerin yolunu kesmesidir.
Halkın çoğunluğunun çıkarını, hukukunu, düşüncesini, duygusunu
yansıtan kurumların aralarındaki işbirliğini geliştirmeleri sonucu
ortaya çıkan gücün karşısında kimse duramaz. Emperyalizm Güney
Amerika'da nasıl kaçtıysa burada da kaçacaktır.
Üstelik bugün işbirlikçi cephede görülenler hemen taraf değiştirmeye
başlarlar. Sonunda oligarşi ve işbirlikçiler birdenbire
kayboluverirler. Yakın tarihimizde bunları sık sık gördük.
Ya partiler?..
Siyasal partilerin
"Türkiye'nin tarafında, emperyalizmin karşısında olduklarını söyleyenler"
ve buna gerçekten inananlar, aralarında sağ-sol ayrımı yapmadan dayanışma ve işbirliği içine girmelidirler.
Türkiye bugünlerde,
"geri dönülmeyecek darboğazlara sürükleniyor". Siyasal
partilerimiz bu gerçek doğrultusunda sorumluluk almalıdır. Basit
milletvekilliği hesapları ile işi yokuşa sürenler, yalnızca oligarşinin
güçlenmesine hizmet ederler.
Ayrım bellidir; Washington, Brüksel, oligarşi ve emperyalizm ile
işbirliği yapanlara karşı siyasal partiler birleşmek zorundadırlar.
Kimse kendine özel bir yer aramasın; gemi batarsa ortada kamara falan kalmaz.
|