|
AKP iktidarının dış politikası nedir? İktidara geldiğinden beri AKP hükümeti Washington'a ve Brüksel'e ne kadar bağımlı? Bağımlı yerine "angaje" sözcüğü belki daha anlamlıdır. Bağımlılık "nesnel ağırlıklı" bir tanımlamadır. Oysa "angaje olmak" konuşma dilinde, daha çok "öznel" bir yükleme getirir.
Bu bağımlılığın (angajmanın) düzeyini ancak dolaylı olarak görebiliyoruz.
Öte yandan AKP hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleneksel dış politika uygulanmasının çok dışına çıkmıştır.
- Dışişleri yerine "kimi özel danışmanlar ve işadamları" öne çıkıyorlar.
- Çok kere devletin yasal prosedürünün dışında bir uygulama yapılıyor.
- Devlet kurumları arasındaki eşgüdümü göz önüne almayan politikalara sıkça rastlıyoruz.
- TBMM'nin dış ilişkiler konusunda aldığı kararları göz önünde tutmayan uygulamalarla karşılaşıyoruz.
- Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan haklarının göz ardı edildiği uygulamalara sıkça rastlıyoruz.
- ABD ve AB devlet adamlarının "şahsi ricalarının bile" dış politikamızı ve uygulamalarımızı etkilediğini görüyoruz.
- ABD ve AB'nin aldıkları ve ulusal çıkarlarımızla taban tabana zıt bazı kararlara karşı AKP hükümetinin tepki vermeyen bir politika izlediğine şahit oluyoruz.
Ulusal çıkarlarımızla bağdaşmayan bütün bu olumsuzluklarda "AKP hükümeti ne yapmak istiyor" sorusunun yanıtı verilebilmiş değildir. AKP iktidarının izlemekte olduğu dış politikanın olumsuz sonuçları fiilen Türkiye'ye fatura edilmeye başlanmış bulunuyor.
Yanıt vermekte zorlanıyoruz; bu politikanın gerisindeki öğeler nelerdir?
1) AKP iktidarının Washington ve Brüksel'e aşırı bağımlılığı mıdır?
2) Ya da bu bağımlılık örtüsü arkasında "Türkiye'nin siyasal, sosyal, iktisadi ve İslami dönüşümünü" gerçekleştirme amacı mıdır? Veya her iki öğenin iç içe geçtiği bir kompozisyon mu söz konusudur?
- Vazgeçilmez bir biçimde Washington ve Brüksel'e bağımlılık olayı,
- ABD ve AB'nin Türkiye ve bölge üzerindeki talepleriyle birlikte yürümektedir.
Batı'nın niyeti ile AKP'nin niyeti arasında bu bağlamda bir bütünleşme söz konusudur. "Bu bütünleşmenin gerektirdiği dış politika da", AKP'nin izlemekte olduğu politikayı vazgeçilmez kılmaktadır.
Nerelerde kaybediyoruz?
AKP iktidarının izlenmekte olduğu politikalar başlıca şu alanlarda büyük ulusal kayıplara yol açmış bulunuyor:
1) Kıbrıs'ta Türkiye çok gerilemiş ve Rumlar adanın bütününü temsilen AB'nin üyesi olarak Türkiye'nin karşısına oturmuşlardır. KKTC eritilmiş, Türkiye'nin adadan tasfiye süreci siyasi, hukuki ve iktisadi olarak fiilen başlatılmıştır.
2) Kuzey Irak'ta adı konmamış bir Kürt devletinin son 4 yıl içinde gerçekleşmesine hiçbir tepki gösterilmemiştir. Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumu iyice zayıflamıştır. ABD'nin yedeğine sokulmuş bir Türkiye ortaya çıktı.
3) AB ile imzalanan yeni tek yanlı anlaşmalarla, "AB üyeliğinin önü belgelerle tamamen kapatılırken Türkiye AB'nin güdümü altına bile bile sokulmuştur".
4) AKP iktidarında Türki Cumhuriyetlerle ilişkilerimiz gerilemiştir.
5) Ermeni sözde soykırım tasarıları bu iktidar döneminde ABD ve Avrupa'da ivme kazandı.
6) Güneydoğu Anadolu'da istikrarsızlık arttı ve "dış etkiler" yaygınlaştı.
7) Fener Patrikhanesi AKP döneminde biraz daha bağımsız hale geldi.
8) Ve iktisadi anlamda dış ilişkilerimiz gereksiz yere tam bir felakete dönüştü. İç piyasamız çıkarılan yeni kanunlarla adeta işgal ettirilirken dış ticaret açığımız yıllık 50 milyar dolara; toplam borç, milli gelir düzeyine ulaştı.
Siyasi ve iktisadi olarak dış ilişkilerimizdeki bu feci durum göz göre göre; sonuçları biline biline yaratıldı.
Yanıtını vermekte zorlandığımız soru şu; AKP iktidarı bütün bunları neden yaptı? Ve hâlâ da yapmayı neden sürdürüyor?
|