Avrupa'yla Geçen Hayatım
Tarih: 26-02-2007 12:25

"Avrupa'yla Derin Bağlar" önüme geldiğinde nedense, biraz içim burkuldu. 297 sayfalık bu son kitapla birlikte beş cilt bitmiş ve tamı tamına toplam 1398 sayfaya ulaşmıştı. Avrupa'yla olan hayatımı (!) bu kadar sayfanın içine sığdırabilmiştim.

Bu aynı zamanda benim hayatımdı, sadece Türkiye'nin Avrupa'yla serüveni değildi. Benim hayat serüvenim bunun içindeydi. Hayatımla bütünleşmiş bir yumak gibiydi.

İçinde pek çok olay ve insan var. Olayların ve insanların tam ortasındaydım. O insanlarla beraberdim. Bazen omuz omuza verdik, bazen tartıştık.. kimi zaman da karşı karşıya geldik. Ama işin en acı yanı şuydu; birlikte olduğum arkadaşlarımın bazıları bugün karşı tarafa geçmişlerdi.

Sadece olaylar ve insanlar değil, çok önemli belgeler de vardı bu kitaplarda. Kimilerinin kamuoyundan sakladıkları belgelerdi... Bunlar açığa çıkarıldı, kamuoyuna sunuldu.

Biraz da şansım vardı; olayların hep odak noktasında kaldım. 1970'li yıllarda Brüksel'den ünlü Prof. Ralf Dahrendorf geldiğinde onunla konuştum ve Milliyet'teki makalemde kendisini eleştirdim. Dahrendorf önerilerinde, sanki 2007'de geldiğimiz noktanın resmini sergiliyordu.

Vehbi Koç 'tan Turgut Özal 'a; Emile Noel 'den Abdullah Gül 'e pek çok siyasetçi, bürokrat, işadamı ve düşünürle yollarımız kesişti. Konuştuk ve tartıştık. Hepsini bir bir yazdım. Kamuoyu bunları bilmeliydi. Karartmaları hep delmeye çalıştım. Bugün olduğu gibi dün de engelleyenler vardı. Bunları da yazmak zorundaydım.

- Türkiye ve Avrupa'ya nasıl baktıklarını anlattım.

- Kimilerinin "bilinçli ve programlı bir biçimde yaptıkları yanlışları" belgeledim, kanıtladım.

- Dışişleri'nden TÜSİAD'a, Devlet Planlama Teşkilatı'ndan DİSK'e kadar tutumlarındaki değişimi anlattım.

- Üniversitelerin "ilgili ve ilgisiz çevrelerinin" tutumlarını sergiledim.

- Ve tabii basının Avrupa serüvenindeki inanılmaz macerasını belgeleriyle ortaya koydum.

Bütün bu olayların tam ortasındaydım. Bir hortumun, bir kasırganın içindeydim sanki.

Taraflar kimlerdi?

Beş kitabın tamamlanmasından sonra geriye dönüp baktığımda esas meselenin, "Türkiye'nin emperyalizmle kavgası olduğunu daha net görebiliyorum".

Siyasette, bürokraside, iş çevrelerinde Avrupa Birliği ile ilişkiler "bir araç olarak kullanıldı ve kullanılmakta".

- Kimileri AB'yi, iktidara gelmek için kullandılar.

- Kimileri, "Avrupa'nın Türkiye üzerindeki kazançlarından pay alabilmek için" onlara yanaştılar.

- Kimileri onu, Türkiye'yi bölmek için kullanmak istediler.

- İtiraf etmese bile, "elitimiz Avrupa'ya daha çok Tanzimatçı bir zihniyetle yaklaştı".

- Ve nihayet İslamcılar Avrupa'yı bir kaldıraç gibi kullanmaya başladılar.

Avrupa'yı kullanan bu çevreler için Brüksel, "Türkiye'deki oligarşinin bağlama limanı oldu". Avrupa Birliği ile ilişkiler demokrasi, gelişme ve sosyal devletin güçlenmesine yardımcı olmadı.

- 1961 Anayasası'nın budanması...

- Sosyal devletin ve sosyal hakların tasfiyesi...

- Lozan'ın kazanımlarının zayıflatılması, Cumhuriyetin temellerinin çürütülmesi...

- Kaldırılan kapitülasyonların ve Batı sömürgeciliğinin yeniden yerleşmeye başlaması AB ile ilişkilerin getirdiği sonuçlardır.

İhaneti gördüm...

Hayatım Avrupa'nın beş cildini önüme koyup sayfalarını karıştırırken bütün bunlar bir filmin kareleri gibi diziliyorlar. Daha doğrusu, onun içinde kendimi görüyorum. Gençlik yıllarımdan bugüne kadar hayatım bu olayların ayrılmaz bir parçası olmuş.

Soluk alışım, düşüncelerim, konuşmalarım, dostluklarım ve kavgalarım bunun içinde. Omuz omuza mücadele ettiğimiz insanların "karşı cepheye nasıl ilhak ettiklerini" kare kare izledim ve yaşadım.

Sevgiyi, ihaneti, yalanı, güveni ve güvensizliği Avrupa aynasında tek tek gördüm. Beş cildin içinde bilim, siyaset, anı, yalan, doğru, sevgi, ihanet hepsi yan yana sıralanmışlar. Türkiye-AB ilişkilerinde, bireysel ilişkiler de bunun bir parçası oldu.

"Avrupa'yla Derin Bağlar" ın kapağında Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül AB bayrağını halı yapmışlar, üzerinde uçuyorlar. Abdullah Gül'e ayrı bir bölüm ayırmak ihtiyacını duydum. Onu anladığımız zaman pek çok sorunun da yanıtını bulacağımızı sanıyorum.

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku