|
AKP iktidara geldikten sonra Türkiye-AB ilişkilerinde görülen özellikler şunlar oldu;
1) Türkiye'nin AB'ye olan tek yanlı bağları derinleştirildi. Yıllardır AB'nin Türkiye raporlarına giren "gümrük birliğinin derinleştirilmesi" politikası, AKP iktidarında sağlandı. Yapılan yeni anlaşmalarla tek yanlı bağların yalnız derinliği değil, kapsamı da büyütüldü.
2) 2004 ve 2005 yıllarında imzalanan "müzakere belgeleri" ile;
a) Bir taraftan müzakerelerin hangi koşullarla, hangi çerçevede yürütüleceği Türkiye'ye özgü farklarla belirlendi;
b) Diğer taraftan da, "Türkiye'nin tam üye olmasını imkânsız hale getirecek maddeler ve koşullar" müzakere belgelerinin içine ayrıntılı bir biçimde yerleştirildi.
- AKP hükümeti bir yandan Brüksel ile, üye olacakmış gibi müzakereleri sürdürecek;
- Ancak bu görüşmelerin üzerine oturtulduğu zemin, "Türkiye'yi üyelik dışına götürecek ve girişin kapıları müzakereler yüzünden tamamen kapatılacak".
Uzmanların çok rahatlıkla görebildikleri bu çelişkiler aslında "tarafların niyetleri bakımından" büyük bir tutarlılık gösteriyor. Durumu açıklayalım:
a) Brüksel (ve Batı) soğuk savaş biterken Türkiye'yi "içine almamaya ve Cumhuriyeti karşısına oturtmaya karar vermiştir".
b) AKP hükümeti de AB'den üyelik değil "himaye" istiyordu. "Müzakere Oyunu" her iki tarafın da işine geliyor. AKP zaten "AB'li değil, AB'ci olmak istiyor" ve bunu en iyi şekilde başarıyor. AB, onun için bir kalkan gibi. Minareler kalkan olur da AB neden olmasın!.. Ve iki tarafın hedefleri birleşmiştir. Aynen AKP teorisyeni ve başdanışmanı Dr. Yalçın Akdoğan 'ın; "İki yüz yıldır Avrupa'nın ve bizim (AKP) hedeflerimiz ilk defa kesişti" ifadesinde olduğu gibi (*).
- AKP iktidarında, üyeliğin önünün programlı bir biçimde siyasi, hukuki ve iktisadi olarak tamamen kapandığını görüyoruz.
3) AKP iktidarında başka bir şey daha gelişti; Türkiye AB'nin halen dışında iken; AB'nin içine hiçbir zaman alınmayacağının bütün koşulları belirlenmiş iken; "sanki AB'nin içine girmiş bir tam üye gibi AB'ye uyum sağlamaya başladı". Dışarıdan, işgal ve sömürgeleştirme süreci uygulamaya konuldu.
Hatta birçok üyenin halen kabul etmedikleri koşullar Türkiye'ye kabul ettirilmeye zorlanıyor. AKP hükümeti bunu görmüyor mu? Ali Babacan bunları bilmeyecek kadar cahil mi? Tabii ki değil! Oynanan oyunu bozmaya cesaret edemiyorlar.
- Türkiye tek yanlı bağlanmış
- Tam üyeliğin yolları tamamen kapatılmış
- Özel statünün tüm koşulları uygulanmaya başlanmış
AKP iktidarı, "AB kalkanını kaybetmemek için" bu oyunu sürdürüyor.
'Siyasal İslam-siyasal sermaye' ittifakı Ancak AB kalkanını yalnız AKP kullanmıyor; AB ile tek yanlı ilişkiler üzerinden;
a) Türkiye'nin Batı kapitalizmine bağlanması ve arka bahçe haline getirilmesi;
b) ABD ve AB'nin Türkiye için diktiği yeni elbisenin ülkeye giydirilmesi, bu oyunun yürütülmesine bağlı. Yalnız AKP değil, "siyasal sermaye" de bunu istiyor. Siyasal sermaye (büyük sermaye) ABD'nin güdümünde; "AB'yi bir kaldıraç gibi kullanarak yeni elbiseyi Türkiye'ye giydirmeye çalışıyor".
"Siyasal İslam ve siyasal sermaye" işbirliği içinde AB ile ilişkileri yürütüyorlar. Sevgili okurlar televizyonları, gazete sayfalarını açtığınız zaman medyada, hiçbir şey yokmuş gibi AB ile görüşmeler anlatılıyor. Kimi profesörler, kimi uzmanlar bir oyun oynuyorlar. Bu oyun:
a) Kimileri için görüşmeler süreci üzerinden Türkiye'nin sömürgeleştirilmesi oyunu...
b) Kimileri için AB'yi kalkan gibi kullanarak İslamcı yapılanmanın sağlanması oyunu...
c) Kimi profesörler, işadamları, gazeteciler ve uzmanlar için "emperyalizmin Türkiye üzerinden sağladığı kazançtan pay alma oyunu". Ama en önemlisi, bu oyun Türkiye'yi parçalama oyunu. Bunu iyi görmek gerekiyor.
Oyun emperyalizmin Türkiye üzerindeki oyunudur. "Siyasal İslam ile siyasal sermayeyi" kullanarak meydana getirdikleri yerli oligarşi üzerinden işlerini yürütüyorlar. Kime karşı?
Ulusa, Cumhuriyet'e ve çağdaş demokrasiye karşı. Irak'ta silahla yaptıklarını burada sessiz ve sivil darbelerle uyguluyorlar. Tarafları iyi görelim. Kim yanımızda? Kim karşı tarafta?
Özellikle de bu yıl! "Ben emperyalizme ve işbirlikçilere karşıyım demeyene ve bunu fiilen göstermeyene" sakın oy vermeyin...
(*) Avrupa'yla Derin Bağlar (Hayatım Avrupa V), Truva Yayınları, 2007
|