Sinan Aygün'ün Kafasını Karıştıranlar
Tarih: 05-01-2007 11:49

Nasıl karışmasın ki! Yanındaki "bir uzman", Türkiye, AB'nin Gümrük Birliği'ne girmedi diyor. Sinan Aygün çıldırıyor. Adam iptal davaları açmış; "Sanayimiz bu yüzden batıyor" diye çalmadık kapı bırakmamış. Şimdi Kanal Türk ekranında Hulki Cevizoğlu 'nun yanında oturan bir hukuk uzmanı, Türkiye Gümrük Birliği'nin dışındadır demez mi!..

Sinan Aygün ekranda, "Yahu Erol Hoca'nın kitaplarında böyle yazıyor, nasıl girmemiş oluruz" diye çırpınıyor. Kimi hukukçuların "ufak kelime oyunlarının" tuzağına düşmüş. Bırakın benim kitapları, sanayimiz Gümrük Birliği yüzünden kevgire dönmüş.

- Çocukçağız esas meseleyi söyleyemiyor, ne yapsın; dili bir türlü varmıyor. Türkiye AB'nin dışında, "tam üye ülkeler gibi Gümrük Birliği'ne katılamıyor." "Yarım porsiyon" katılıyor. Yetkisi yok, sadece yükümlülüğü üstleniyor. Notere gidip medeni hukuka aykırı bir biçimde kumalık anlaşması yapan kız gibi, "nikâhsız bağımlı", köle gibi.

Bizim uzman da, "Nikâhlı değiliz, o halde Gümrük Birliği içinde sayılmayız" demeye getiriyor. Nikâhsız gerdeğe girdiğimizi bir türlü söyleyemiyor.

- Kazığı nikâhsız olarak yiyoruz, gayrımeşru bir pozisyondayız. Aynen The Guardian'ın yazdığı gibi, "Avrupa'nın metresiyiz."

- Sinan Aygün'ün kafası bu yüzden karışmış; ekonomimiz kazık yiye yiye kevgire dönmüş; bu çocuk da Gümrük Birliği'ne girmedik diyor; ve ekrandan beni imdada çağırıyor, Sinan Aygün.

- Birçoğunuzun çok iyi bildiği Gümrük Birliği'ne Türkiye gibi öyle dışardan girilmez. Önce tam üye olur, yetkili bir biçimde karar verenlere dahil olursunuz. Daha sonra da ticaret politikalarının (Gümrük Birliği), sosyal politikaların, dış politikaların vs. yükümlülükleri altına girersiniz. Yetki ve yükümlülükler birlikte yürür.

Nikâhsız gerdek...

Peki Türkiye ne yapmıştır? "Dışarda olduğu halde tek yanlı olarak Gümrük Birliği yükümlülüğü altına girmiştir." Sevgili Sinan Aygün sizin de çok iyi bildiğiniz gibi Türkiye "Gümrük Birliği yükümlülüğü altına girmiştir". Egemenlik hakkını referandum yapmadan, Meclis'ten geçirmeden tek yanlı devretmiştir. Hile yapılmıştır.

Türkiye "normal tam üyeler" gibi Gümrük Birliği içinde değildir. Onların hem yetkileri hem de yükümlülükleri var. Bizimse sadece yükümlülüğümüz bulunuyor.

Bu hukuk dışı, siyaset dışı, iktisat dışı ve ahlak dışı duruma ben 12 yıldır "kumalık düzeni" diyorum. Avrupalılar, "kuma" yı bilmedikleri için "metres" diyorlar.

Hukukçularımızın cesur ve ahlaklı olanları son yıllar içinde olayın anayasaya aykırılığını yazmaya başladılar.

Gümrük Birliği belgesinin programlı bir biçimde, "Türkiye'nin Askersiz İşgali" ni gerçekleştirdiğini aynı adı taşıyan kitapta belgeleriyle anlattım.

Richard Holbrooke 'la, Paul Wolfowitz 'le, Morton Abramowit z 'le "derin işbirliği" yapanları bile açıkladım.

Türkiye içinde bulunduğumuz yıllarda AB ile ilişkiler üzerinden sömürgeleştirilmekte ve parçalanmaktadır.

- Bazı büyük sermaye çevreleri, "Batı merkezleri ve şirketleri" ile olan özel ve stratejik bağları yüzünden bu sürecin bir parçası durumuna gelmişlerdir. Türkiye ve bölgeye Washington'un ve Brüksel'in gözü ile bakıyorlar.

Bir ayakları Batı'da, yani "kapitalizmin kazanan tarafındadır"; diğer ayakları ise Türkiye'de yani kapitalizmin kaybeden ve sömürgeleştirilen ucundadır.

- Yeniyetme İslamcı siyasilerse "AB ile ilişkileri kullanarak kendi özel yollarını açıyorlar. Kaderleri bazı büyük sermaye çevreleri ile Batı üzerinden bütünleşmiş, örtüşmüş durumda.

- Bunlar dışında "ulusal cephenin" veya "ulusal sol" un öne çıkmasını engellemek için, sahneye sürülen "seçim dönemi partileri" var. Bunlar AB'den çok Atlantik ötesine yaslanmış durumdalar.

İşte sevgili Sinan Aygün, Türkiye'yi "kuma" yapıp nikâhsız gerdeğe sokanlar ortalıkta.

Ancak bütün bunlar azınlıktalar; Türkiye'nin büyük çoğunluğuna karşı eylemdeler.

Oligarşi ya da örtülü faşizm zaten bu değil mi...

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku