Kıbrıs mı Gidiyor? Yoksa Türkiye mi?
Tarih: 15-12-2006 12:12

Herkes Kıbrıs'a yoğunlaşmış, bir kareye takılıp kalmış. Filmin tamamında durum çok daha kötü. Önce Kıbrıs'tan başlayalım.

1) Brüksel AKP hükümetine, "Kıbrıs Cumhuriyeti (Rumlar) AB'nin 25 üyesinden biridir: Onu tanıyacaksın: Bunun sonucu olarak diğer 24 ülkeye verdiğin tüm hak (ve imtiyazlardan) yararlandıracaksın" diyor.

2) AKP hükümeti ABD ve Brüksel ile aynı cephede işbirliği yaparak Annan Planı'nı KKTC halkına ite kaka kabul ettirdi. "Turuncu devrimlerin" bir halkası tamamlandı. AKP hükümeti yüzünden "Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan hakları yara aldı".

3) AKP hükümeti, "Rumlar 1 Mayıs 2004'te AB üyesi yapılıp Türkiye'nin karşısına oturtulurken" Selanik'te alkışladı, kadeh kaldırdı.

4) 29 Temmuz 2005'te Ek Protokol'ü imzalayarak 10 yeni AB üyesi (ve Rumlar) için "Türkiye'yi yükümlülük altına soktu".

5) Kısacası, AKP daha iktidara gelirken Washington ve Brüksel'e verdiği sözleri bir bir yerine getirdi.

Brüksel şimdi AKP hükümetine, "Çok teşekkür ederim, Kıbrıs'ta ne istediysem verdin, şimdi uygulamaya geç" diyor.

Bu arada Brüksel 12 Aralık'taki kararı ile AKP'yi 2007'de kısmen de olsa rahatlattı ve seçim için avans verdi.

Esas sorun AB kıskacı

8 madde askıya alınmasa, görüşmeler yavaşlamasa ne değişecek sanki?

- Türkiye tam üye mi yapılıyor? Kesinlikle hayır. Lütfen 1999 Helsinki Doruğu'ndan beri Brüksel'in yayımladığı Türkiye raporlarına bakınız; aldıkları Türkiye'ye ilişkin kararları gözden geçiriniz; Türkiye'nin tam üyeliğine ilişkin bir irade, bir not, bir yaklaşım bulamazsınız

- Sürekli olarak, "Gümrük Birliği yükümlülüklerinin derinleştirilmesi" ile birlikte özel statüye götüren "çok özel Türkiye koşulları" ile karşılaşırız. Verheugen, "Akıllı insanların anlayacağı bir dille söylüyoruz" demedi mi?

Bizim "Mütareke ve Müzakere Medyası" ve yönetimdekiler görmek istemiyorlarsa adamlar ne yapsın?

- Görüşmelerin devamı Türkiye'yi üyeliğe götürmüyor. Ancak ülkenin iktisadi ve siyasi yapısı yavaş yavaş sömürgeleştiriliyor.

- Bu arada işbirlikçi köktendinciler, "AB'yi ve ABD" yi arkalarına alarak hem yollarını buluyorlar hem de yeni yollarını yapıyorlar. Tam üyelik olmasa da "AB askısının devamı" gerekiyor. AB takıntısı bundan, onlar da biliyorlar özel statüye gidildiğini.

- Bazı büyük sermaye çevrelerinin "Batı ile organik ve stratejik bağları var". AB bağlantısı ve takıntısı onlar için de gerekli. Arka bahçenin taşeronları olarak varlıklarını sürdürecekler.

Bölücüler malum, söylemeye bile gerek yok.

8 madde askıya alındı-indirildi tartışması yanlış. Askıya alınan Türkiye'dir. Cumhuriyet AB kıskacı içine sokularak eli kolu bağlanıyor.

Sanayisi, tarımı, işçisi, memuru, esnafı prangalı mahkûm haline getiriliyor.

- KKTC'de uygulanan "mini sessiz ve sivil darbe", yavaş yavaş Türkiye'ye yayılıyor.

AB görüşmeleri süreci ile "Türkiye'nin askersiz işgali gerçekleştiriliyor. Bunu görmek istemeyenler kimler?"

"Akıllı insanların anlayacağı bir dille söylemiyorlar, aynı zamanda uyguluyorlar da"...

İstanbul Borsası'na bakın; Türkiye soyuldukça, sömürgeleştirildikçe tavana vuruyor daha ne olsun... Abdullah Gül 'ün 1995'te söyledikleri olmuş bile... Hem de kendisinin altına attığı imza ile...

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku