Papa, Paparazzi ve Papazı Bulanlar...
Tarih: 24-11-2006 10:34

- Batı'nın dev tekelleri gelip pazarımızı işgal edecek de Papa yerinde mi duracak? Tabii ki o da gelip galipleri kutsayacak, hep yaptıkları gibi...

- Hükümet Avrupa'ya ve Amerika'ya tüm sevgisini ve sadakatini gösterecek de karşılıksız mı kalacak? Papa gelip onları onurlandıracak...

- Avrupa Parlamentosu 1994'ten beri Türkiye'ye söylemediğini bırakmayacak; koskoca Papa bunun altında mı kalacak? Haçlı Seferi'ni ilan eden gezisini nasıl yapmaz? Üstüne düşeni o da yapacak.

- Türkiye'de yeni bir "İslamcı sınıf" yerleştirmeye çalışanlara Avrupa adına ondan başka kim destek verebilir? Hıristiyan Avrupa adına yeni İslamcı kadroları kutsayacak: Dinlerarası diyalog başka türlü nasıl olur ki?

- Üstelik Lozan'ın bir kenara ittiği Fener Patrikhanesi şimdilerde hükümetin, kimi sermaye çevrelerinin ve tabii Amerika'nın gözdeleri arasında. Dinlerarası diyaloğa vazgeçilmez olarak Fener de Ermeni papazları da katılacaklar. Aynen AB'nin belgelerinde yazdığı gibi.

- Papa'nın gelişi AB sürecinin ayrılmaz bir parçası. Türkiye yeniden sömürgeleştirilirken Vatikan'ın burada bulunmaması büyük haksızlık olurdu.

Dinlerarası ve sermayelerarası diyalog...

Bu köşede hep yazdım; Batı kapitalizmi siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel (dini) güç olanaklarını eşgüdümlü bir biçimde kullanarak başarısını (ve emperyalizmini) yürütegelmiştir. İçinde yaşadığımız yıllarda ABD ve AB, Türkiye ve bölge üzerinde yeni planlarını (ve haritalarını) yürütüyorlar.

- Türkiye'de önce siyaset-sermaye ittifakı kuruldu. Washington Uzlaşması'nın (1978), 24 Ocak 1980'de Türkiye'de uygulanması; arkasından 12 Eylül'de kimi generallerin "Amerikan darbesi" ile İslamcılığı da işin içine katması. (*)

- Sosyal devletin ve Cumhuriyet'in değerlerinin yavaş yavaş, soğuk savaş biterken altının oyulması.

- 3 Kasım 2002'den başlayarak postmodern Özalcılıkla Türkiye'nin iktisadi, siyasi ve dini kapılarının Batı emperyalizmine tamamen açılması.

- İslamcı yapılanmanın, "serbest piyasa, özelleştirme, dışa açılma" araçları ile her koldan desteklenmesi.

Dinlerarası diyalog ve sermayelerarası diyalog birbirlerinin ayrılmaz parçalarıdır. Çünkü her ikisi de postmodern emperyalizminin en etkin silahları olarak kullanılıyorlar.

- Türkiye'nin iç piyasası şirketler-sermaye-bankalararası diyalog adı altında işgale açık hale getirilmişse işgalin son ayağı da oluşmalıdır.

Haçlı Seferi

Vatikan'ın patronu, Türkiye'ye bunun için gelmektedir. Soros 'lar, dev Batı tekelleri, dev petrol şirketleri Türkiye'yi işgale başlamışlarsa Papa da işgalcileri kutsamakla görevlidir. Amerika Kore'ye, Vietnam'a, Irak'a askerlerini sokarken papazlar da yanlarındadır, hiç ayrılmazlar. Bugün Güney Kore'nin yarısı Hıristiyan yapıldı.

- Bizdeki biraz farklı; tanksız, topsuz bir işgal. Şirketler, Soros'lar, bankalar işgal etmiş. AB ve IMF gibi kurumlardan da "işgal belgeleri" ve "ipotek senetleri" almışlar.

- Bu Papa işgali kutsamaya gelmektedir. Sonunu getirmek için. Kendisi kayıtlı bir Nazi'dir. Bugüne kadar Türklere ve Müslümanlara söylemediğini bırakmadı, hepsi belgelendi.

O buraya Batı kapitalizminin ve işgalinin bir temsilcisi olarak geliyor. Adına sermayelerarası diyalog, dinlerarası diyalog; hatta siyasetçilerarası diyalog da diyebiliriz.

- İşgalde, İstanbul'u işgal eden Batılı ordular ile futbol maçları düzenleyip adına, "dostluk turnuvası" dedikleri gibi.

Papa Türkiye'ye AB'nin ve ABD'nin Türkiye politikalarının bir parçası olarak gelmektedir. Bu politika, Lozan'ı Sevr'e taşımak isteyen bir projedir. Bu gerçeği görmek istemeyenler Batı'nın misyonunun bir parçası haline düşeceklerdir. Her şey o kadar ortada, o kadar açık ki...


(*) Hayatım Avrupa, İkinci Kitap, Truva Yay., 2006

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku