|
Türkiye Cumhuriyeti dinî, iktisadi, siyasi sömürüye ve işgale karşı kurulmuş bir devrim hareketidir.
- "Din ve devlet işlerinin ayrılması" olarak basit bir biçimde tanımlayanlara rastlansa da laiklik, özünde "egemenliğin kayıtsız şartsız milletin elinde bulunduğu" bir düzeni gerektirir.
- Laiklik ancak iktisadi, siyasi ve kültürel sömürünün geçerli olmadığı bir ortamda sağlanır. Bir ülkede iktisadi, siyasi ya da kültürel sömürü varsa o toplum hiçbir zaman laik bir toplum olamaz.
Sömürgeci devletler halkın iktisadi, siyasi ve kültürel egemenliğini ellerinden almışlarsa o ülke laik değildir. Yüzeysel ve biçimsel, göstermelik bir laiklik söz konusudur.
- Laiklik, halkın egemenliğinin Tanrı'dan, dinden ayrı ve bağımsız olarak bulunması demektir. Laikliğin özünde "halkın egemenliği" vardır.
- Halkın egemenliği ne dinî ne de iktisadi ve siyasi odaklar tarafından elinden alınamaz.
- "Halkın egemenliği üzerinde dini otoritelerin etkisi ortadan kaldırılmış; ancak iktisadi ve siyasi sömürü varsa laiklik biçimseldir" . Aynen biçimsel ve göstermelik demokrasilerde olduğu gibi.
Birleşik kaplar gibi... Ulusun egemenliğinin dinî, iktisadi ve siyasi sömürülerden "kurtarılması ve arındırılması" gerekir. İktisat, siyaset ve din (kültür) halkın egemenliği açısından, bir bütün olarak düşünülmek zorundadır.
- Sömürü, "dinde, iktisatta ve siyasette" bütünlük gösterir. Bir toplum iktisadi sömürü altındaysa dinî sömürü kaçınılmazdır. Laiklik ve halk egemenliği özdeşleşmiş kavramlardır.
- ABD bu nedenle 24 Ocak 1980 kararları ile 12 Eylül 1980 askeri darbesini "bütünleştirmiştir". İktisadi ve dinî sömürü birlikte ve aynı çatı altında yürütülmüştür; generalleriyle, Özal 'ıyla, Demirel 'iyle ve Amerika'sıyla operasyon bütünleştirilmiştir.
- 1990 sonrasının "yeni sömürgecilik düzeninde" dinî, siyasi ve iktisadi sömürü tam bir şeytan üçgeni oluşturmuşlardır.
AKP, din ve sömürü 2000'li yıllarda Türkiye'nin, AKP ile birlikte " laiklikten uzak bir yapıya götürülmesine karşı çıkanlar", iktisadi ve siyasi sömürüye de karşı çıkmak zorundadırlar.
Sadece, "AKP bizi laiklikten uzaklaştırıyor" demek yetmez; bu göstermelik bir ifade olur. Cumhuriyet, sosyal devlet, demokrasi ve Atatürkçülük kavramlarını, "sadece laiklik sınırları içinde algılamak'' yanlıştır.
- İktisadi ve siyasi sömürüye karşıyız,
- Dinî sömürüye karşıyız, laikliği (ve Cumhuriyeti) korumak istiyoruz söylevleri, "birlikte ortaya kondukları zaman" anlam taşırlar.
İktisadi ve siyasi sömürüye karşı çıkmadan laiklik savunulamaz. Çünkü Atatürk 'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti laik kimliği ile birlikte, "antiemperyalist bir kimliğe" sahiptir.
Cumhuriyet'in iktisadi ve siyasi sömürüye karşı duran kimliğinden söz etmeden sadece laik kimliğini vurgulamak, bir masayı dört ayak yerine bir ayak üzerine tutmaya benzer; ayakta duramaz, yıkılır. Çünkü iktisadi ve siyasi sömürü varsa, "dinî sömürü de onun ayrılmaz bir parçası olacaktır".
ABD ve AB, Ortadoğu'yu iktisadi olarak denetimleri altına almaya çalışırken, Sünniler ile Şiiler arasında çatışma çıkararak din sömürüsü yapmıyorlar mı?
- Türkiye'de, "işbirlikçi köktendincilerle, yoğun işbirliği içine girerek'' iktisadi ve siyasi çıkar elde etmiyorlar mı?
- "Sünni ayrımcılığı" , TSK'nin Lübnan'a sürülmesi için kullanılmıyor mu?
Din, iktisat ve siyasette sömürü, birleşik kaplar gibi çalışır. Gerçekten laik olmak için her şeyden önce sömürüye karşı durmak gerekir...
|