Avrupa Üzerinden Yeni Tanzimatçılık...
Tarih: 23-10-2006 10:52

AKP Genel Merkezi Başdanışmanı Dr. Yalçın Aydoğan yaklaşık 1.5 yıl önce televizyon ekranlarından çok önemli bir açıklama yapmıştı; "Son ikiyüz yıldır ilk defa yeniden, Avrupa'nın ve bizim taleplerimiz örtüşüyor" diyordu.

Yalçın Aydoğan'ın "bu itirafını", Bıçak Sırtı köşeme de taşımıştım. Yalçın Aydoğan çok haklıydı; Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda yaptığı anlaşmalarla bugün Avrupa Birliği ile yürütülmekte olan tek yanlı ilişkiler süreci büyük bir benzerlik gösteriyor.

- 1838 Baltalimanı Anlaşması; 1839 ve 1856 Tanzimat ve İslahat fermanları, bugün AB ile yapılanlara tıpatıp uyuyorlar. Eski anlaşmalarda özetle şunlar vardı;

1) Bu anlaşmalar esas olarak Avrupa devletlerinin taleplerine göre düzenlenmiştir.

2) 1839 ve 1856 fermanlarında reform hareketleri ve kimi özgürlükler bulunuyordu, bu doğrudur.

3) İktisadi anlaşmalar, Avrupa devletlerine ve onların şirketlerine verilen "tek yanlı ayrıcalıklar" özelliğindeydi.

4) Reform adı altında getirilen yenilikler daha çok Müslümanlar ve Türkler dışındaki azınlıklara ve çevrelere yarar sağlıyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti'nin parçalanma süreci hızlandı ve çöküş başladı.

5) Yapılan reformlar köylüye, işçiye, memura ve Osmanlı sanayisine hiçbir yarar getirmedi. Aksine, iktisadi ve sosyal çöküş başladı.

6) Yabancılarla (ve yabancılara) çalışan belirli bir elit kesim bu reformlardan iktisadi ve sosyal alanlarda yararlandılar. Aynen bugün alduğu gibi. "Kendi halkından kopan" Avrupacı bir kesim gelişti.

Avrupa (ve Batı) ile bugün...

Bugün soğuk savaşın bitişi ile birlikte Avrupa (ve Batı) ile görülen gelişmelerin başlıkları, şunlar:

1) Türkiye'nin tam üyelik başvurusu AB tarafından geri çevrildi, yıl 1989.

2) Avrupa (ve Batı) himayesi isteyenler 6 Mart 1995'te Baltalimanı Anlaşması'ndan çok daha kapsamlı bir sömürge belgesini "Gümrük Birliği" adı ile imzalattılar.

3) Kafesten kaçmaması için Türkiye, Aralık 1999'da sanal aday ülke yapıldı. Amaç, Türkiye'yi bekleme odasına hapsederek, "Batı'nın istediklerini yavaş yavaş yaptırtmaktı" (*).

4) 17 Aralık 2004 ve 6 Ekim 2005'te "Türkiye'yi sömürgeleştirmenin koşulları belirlendi". Türkiye AB'ye alınmadan himayesi (denetimi) altına sokuluyordu.

Dün Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'ne yaptıkları ile bugün Türkiye Cumhuriyeti'ne yapmakta oldukları tamamen örtüşmektedir. Cumhuriyet ve Lozan'ın kazanımları yavaş yavaş ortadan kaldırılmak isteniyor.

İnanılmaz benzerlikler...

1) Avrupa'nın talepleri üzerine getirilen haklar ve özgürlükler sosyal sınıflara yansımıyor; aksine, onların durumunu dün de bugün de kötüleştiriyor.

İşçinin, memurun, çiftçinin hakları ve refahı ilerlemiyor. Yerli sanayi dün de bugün de geriliyor ve çökertiliyor.

2) Sosyal devlet dün de bugün de geriliyor ve küçülüyor. Toplum, yabancı devletlerin ve şirketlerin hâkim olduğu piyasa tarafından yönetilmeye başlıyor.

- Sosyal haklar ve sosyal devlet yerine, "sosyal sınıfların piyasanın esiri haline getirildiği" sömürgeci bir düzen hazırlanıyor; dün de, bugün de...

3) Bankacılıktan iletişime ve ulaştırmaya; enerjiden eğitime ve okullara kadar her şey, "Sermayenin ve Batı'nın tekeline terk ediliyor"; dün de, bugün de...

Bireysel özgürlükler adı altında etnik, dini ve kültürel ayrıştırma ve parçalamanın altyapısı, "AB sürecinde" yavaş yavaş hazırlanıyor.

Evet, AKP Genel Merkezi Başdanışmanı Dr. Yalçın Aydoğan açıklamasında çok haklıydı. Avrupa'nın (ve Batı'nın) talepleri ile "kendilerinin talebi" örtüşüyor. Ama bu talepler Cumhuriyet Türkiyesi'nin ve Lozan'ın kazanımları ile taban tabana zıt.

Sadece, benim "içimizdeki Danimarka" adını verdiğim kesimin taleplerine ve yararına uygun bir örtüşme bu.


(*) "Türkiye'nin Askersiz İşgali; Gümrük Birliği" içinde belgeleri ile anlatıldı.

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku