Aydının, Emperyalizmin Yanında Durma Özgürlüğü Var mı?
Tarih: 20-10-2006 11:03

Ne güzel olurdu, Orhan Pamuk Irak'ın işgaline başkaldıran bir yazar olsaydı. Şöyle diyebilseydi: "Ben sömürgecinin karşısındayım; mazlumların yanındayım."

En çok sevinen ben olurdum, içim pır pır ederdi, coşardım, ödülünü ilk ben kutlardım. Onu gider alnından öperdim.

Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı, ne büyük bir olay bu. Benim insanlarımdan, benim halkımdan, ülkemden biri bu başarıyı elde etti. Sevinmem, övünmem gerekir ama sevinemiyorum bir türlü, övünemiyorum...

Orhan Pamuk sömürgeci hükümetlerine başkaldıran Avrupalı gençlerin yanında sokaklara dökülseydi onu avuçlarımı patlatırcasına alkışlardım ödül kazandıktan sonra... Doğru tarafta, doğru yerde durduğu için; barışın ve insanlığın yanında olduğu için.

***

Sanatı insan sevgisiyle yoğurduğu için övgüler yağdırırdım ona...

Ama yapamadım işte, durduğu yer yanlıştı. İlle de bir yerde durman gerekiyorsa mazlumun yanında olman gerekir; emperyalistin, ezenin yanında değil. Emperyalizmin gözlüğü ile baktı. Söyledikleri ile Fransız Meclisi'nin sömürgeci ve faşist kararlar almasına yardım etti.

Avrupa bir insanlık suçunu ödüllendirdi. Ödüller hep sömürgecinin, Avrupa'nın gözü ile bakanlara verilir, işbirliği yapanlar ödüllendirilirler:

Her edebiyatçı, her yazar kendince bir politik kimlik taşır. Bu kimliğini bazen açık, bazen örtülü gösterir. Bir bakış açısı varsa içinde mutlaka politik bir duruş saklıdır. Örneğin Attilâ İlhan 'ın kimi aşk şiirlerinde bile görürüz bu esintileri.

***

Ayrı ayrı, kopuk kopuk noktalar bir araya getirildiğinde, o bütünlük ve felsefe beliriverir kendiliğinden. Ortaya birdenbire bir kimlik çıkıverir.

Sanatçı, edebiyatçı, aydın "aydınlık bakmak" zorundadır. Sömürgecinin yanında olma hakkı yoktur. Halkın yanında, ezilenin yanında ve tarafında durmak zorundadır. "Düşünce özgürlüğü var, istersem emperyalizmin yanında dururum" diyemez. Dediği anda aydın olma kimliğini kaybeder.

Sanat, edebiyat ve düşünce, insanlığa ve insani değerlere hizmet içindir. İnsanın yüceltilmesi içindir, işte bu nedenle sömürgecilerin maşası olamaz.

Sanatın içine politika girmiş ise bu politik duruş faşizmin ve emperyalizmin yanında bulunmamalıdır, bulunamaz...

Hele ezenin ve sömürenin yanında "sistemli olarak boy gösteren bir duruş" , sanatın, emperyalizmin maşası olarak kullanılmasından başka bir şey değildir. Filmin finalinin Nobel ile noktalanması, yaşadığımız çelişki ve tartışmaları kaçınılmaz duruma soktu.

- Orhan Pamuk hiçbir siyasal mesaj vermeseydi veya;

- Emperyalizme karşı bir duruş sergileseydi ve sonunda bu ödülü alsaydı, yalnız Türk değil, dünya halklarının büyük çoğunluğunun kalbine gömülürdü.

Eğer bunları yapmış olsaydı acaba kendisine Nobel ödülü verilir miydi?

Bugün Türk kamuoyu Orhan Pamuk'a, "emperyalizmin ödüllendirdiği bir yazar" olarak bakmaktadır. Aslında onun kimliğinde "Türkiye'nin emperyalizm karşısındaki arayışları" tartışılmaktadır.

Çünkü içimizde o kadar çok Orhan Pamuk var ki...

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku