'AB Sürecinin' Bozulmasından Kimler Korkuyor?
Tarih: 09-04-2008 12:51


Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye yapılmayacağını, 1980'lerin sonundan beri konunun içinde olanlar açık olarak biliyorlar. Zaten bu nedenle, "AB'ye alınmayacak olan Türkiye'nin, Avrupa üzerinden Batı kapitalizminin güdümüne sokulabilmesi için" , 6 Mart 1995 belgesi imzalandı. En çok uğraşan da
Washington'du. *"Washington, Brüksel ve içimizdeki oligarşi üçlüsü"* , Osmanlı'nın
kapitülasyonlarını bu belge ile geri getirmenin ilk adımını attılar.
Dünkü *Abdullah
Gül* , 8 Mart 1995'te TBMM'de yaptığı konuşma ile Türkiye'yi sömürgeleştiren
bu belgeye haklı olarak isyan ediyordu (*).
AKP hükümeti iktidara geldikten sonra, 2004 ve 2005 yıllarında imzalanan iki
çerçeve anlaşma ile, *"Türkiye'nin AB'ye alınmayacağını gösteren maddeler" *bir
bir belirlendi.
Türkiye'nin AB ile olan *"tek yanlı bağları" *üç ayaklıdır:
Washington, Brüksel ve Türkiye'deki oligarşi. Oligarşinin içine 28 Şubat
1997'den sonra, işbirlikçi dinciler de dahil oldular ve *"Avrupacı lobiye
katıldılar".*
Brüksel'de bugün, *"Türkiye'nin üyelik perspektifine" *yönelik hiçbir belge
bulunmuyor. Namuslu davranarak, Aralık 2007 Lizbon doruğunda, *"Görüşmelerde
üyelik perspektifinin bulunmadığını"* kayda geçirdiler.
*Günter Verheugen* 'in, Alman gazetecilere, *"Biz Türklere, akıllı
insanların anlayacağı bir tarzda, üye yapılmayacaklarını zaten
söylüyoruz" *ifadesi,
belgeye de konmuş oldu. Bizdeki oligarşinin artık, *"aptalı oynamasına gerek
kalmadı".*
Ama yine de ısrarla, Verheugen'i haklı çıkaracak bir biçimde aptalı
oynayanlara ne demeli?
Mevcut süreç nereye götürüyor?
- İmzalanan kapitülasyon belgesi ile (6 Mart 1995) Türkiye'nin AB dışı dünya
ile ticari ilişkileri ipotek altına alınmış oldu. Anayasaya aykırı bir
biçimde egemenlik hakkı tek yanlı devredildi. (**)
- 17 Aralık 2004 ve 5 Ekim 2005 anlaşmaları ile Türkiye'nin üyelik yerine
özel bağlanma sürecine sokulacağı bir bir yazıldı.
- Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'ye karşı aldığı birçok karardan, ilerleme
raporlarının içeriğine kadar her yere, " *Kopenhag kriterleri* " dışında ve
üyelikle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan, aleyhimize düzinelerce madde
konuldu. Ayrıca çerçeve anlaşmasına, *"AB organlarının Türkiye'ye yönelik
olarak aldığı ve alacağı kararların, görüşme sürecinin bir parçası
olduğu" *maddesi
eklendi. Oligarşi artık, *"Bu kararlar bizi bağlamaz" *yalanını
söyleyemeyecek.
- Türkiye-AB iktisadi ve ticari ilişkilerinde dev ticaret açıklarından
piyasanın işgaline kadar fiili gelişmeler ortaya çıktı.
Türkiye üye yapılmadan iktisadi ve siyasi bir sömürge konumuna sokulmaya
başlandı. Sağduyu sahibi çoğunluk bunu görüyor ve yaşıyor. Peki, bütün bu
olumsuz koşullara karşın *"AB sürecinin" *bu hali ile devamını savunanlar
kimler?
Amaçları ne?
1) İşbirlikçi dinciler, AB'yi arkalarına alarak Türkiye içindeki yollarını
açmak istiyorlar. Özünde AB'ye karşı oldukları halde, bugün için ihtiyaçları
var. AB ile dinciler bir alışveriş içindeler. Yollarını açtırmaya karşılık
AB'nin (ve Batı'nın) her istediklerini bol bol veriyorlar. Hatta " *bir adım
önde" *gidiyorlar.
AKP ve AB, sürecin bu hali ile devamını istiyor. Brüksel'in " *Dava* " ile
ilgili olarak apar topar Türkiye'ye taşınması bundan; aralarındaki
alışverişin sürmesi için statükonun bozulmaması gerekiyor.
2) Bölücüler de AB sürecinin devamını istiyorlar. Onlar da AB'yi arkalarına
almışlar. Avrupa Parlamentosu'nun Kürdistan projesine katkısı var hızıyla
yürüyor. ABD işi Irak'ın kuzeyinde yürütürken Brüksel, Türkiye'nin
güneydoğusunda projeyi tamamlıyor.
3) Bazı büyük sermaye çevreleri ise *"AB'nin (ve Batı'nın) yeni Türkiye
politikasını" *desteklemek zorunda kaldılar. Batı kapitalizmi (ve
şirketleri) ile kurdukları kader bağları, onları buna mecbur ediyor.
Kapitülasyonlara ve sömürgeleşmeye karşı çıkamıyorlar. Uzun vadede
aleyhlerine olduğunu bile bile.
Avrupa (ve Batı) kendilerine, " *Oligarşi içinde ortaklık* " sunuyor.
Oligarşinin ayakta kalması için Batı'nın talepleri karşılanmalı.
*'AB Süreci' *bir kaldıraç!
- Ermeni diyasporası, " *AB süreci* " kesilmesin istiyor.
- Fener Patrikhanesi, *"Sakın ha, bu süreç aksamasın" *diyor...
- Atina ve Rumlar, AB süreci bozulacak diye hop oturup hop kalkıyorlar.
Neredeyse *Bakoyanni'* yi rüşvet olarak bize verecekler.
- *Barzani* ve *Talabani* 'nin süreç kesilecek diye ödleri patlıyor, tabii
PKK'nin de...
- Ve Washington...Türkiye'nin AB üzerinden devşirilmesini ve Gül'ün 13-14
yıl önce karşı çıktığı gibi, *"Türkiye'nin arka bahçe yapılmasını" *en fazla
onlar istiyor. Zavallı *Tony Blair* 'in canı çıkmıştı; Paris'e, Berlin'e, *
Papadopulos'* a, *"Yahu susun Türkleri uyandıracaksınız"* demekten
yorulmuştu adam.
Sevgili okurlar, AB süreci Türkiye'yi AB'ye üye yapan değil, ülkeyi
sömürgeleştiren bir süreçtir. Oligarşi tarafından programlı bir biçimde
yürütülmektedir. Belgeler, istatistikler ve yaşanan sonuçlar
ortada...Sürecin yürümesini isteyenlerin niyetleri başka...

*(*) Avrupa'yla Derin Bağlar, Truva, 2007 *
*(**) Dr. **Faruk Başlar* *'ın makalesi, **"Avrupa, Çıkmaz Sokak, Manisalı
ve Öğrencileri"* *, kitabı içinde sayfa 209-263, Bilgi Yayınları, 2006*
Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Administrator tarafından yazıldı   

Older news items: