İlhan Selçuk, Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu 'nun hukuk ve insanlık dışı yollarla gözaltına alınmaları,Türkiye'de yeni bir dönüm noktasıdır. İlhan Selçuk , "Cumhuriyet'in ve ulusalcı değerlerin önderliğini yapan" gazetenin başyazarı. Doğu Perinçek, antiemperyalist kimliği öne çıkan ulusal sol bir partinin genel başkanı. Kemal Alemdaroğlu, uzun yıllar İstanbul Üniversitesi'nin rektörlüğünü yapmış ve ulusal örgütlenmelerin içinde bulunmuş bir bilim adamı.
Bu köşede son beş yıldır en fazla işlediğim konu şu oldu;
- ABD ve AB'nin Türkiye ve bölge üzerinde yeni siyasi, iktisadi ve kültürel planları uygulanıyor.
- Büyük Ortadoğu Projesi ve bu projenin kimi yan araçları var.
- AKP, bu proje için seçilmiş ve desteklenmiştir. Bunlar belgeleri ile ortadadır. (*)
- ABD ve AB, artık Atatürk 'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Lozan'ı istemiyorlar.
- Bunun yerine , "Kendileri ile bu hedefler doğrultusunda bütünleşecek, dinci bir yönetim istiyorlar." Dinci olması kendileri için özellikle önem taşıyor. Halkçı, demokratik ve ulusalcı olmadığı için, "İktisadi ve siyasi pazarı onlara sonuna kadar açacak" . Ayrıca Cumhuriyet'in tasfiyesi, "Sosyal devletin yıkılması" kolaylıkla sağlanacak.
İç ve dış güçler...
Türkiye'de ulusalcı ve antiemperyalist cepheye açılan savaş, "İç ve dış odakların ortak girişimleridir." Bunu yalnızca içerdeki dincilerin saldırıları olarak görmek yanlışların en büyüğüdür.
Bu girişimlerin, " ABD ve AB'nin planı ve desteği çerçevesinde yürütüldüğünü görmemek", eğer cehalet değilse, "bile bile olaylara göz yummak" demektir.
Dinciler; Washington ve Brüksel ile birlikte, "Türkiye'deki ulusalcı, demokratik ve laik çevrelere karşı ortak bir cephe açmış durumdadır" . Bu antidemokratik girişimlerde ortak beklentileri vardır.
- ABD ve AB, BOP önünde engel olarak gördükleri ulusalcı cepheyi temizlemek istiyorlar.
- Dinciler de,Türkiye'deki yeniden yapılanma yolunda ilerlemiş olacaklar.
Bu hedeflerde kullanılan malzeme ve araçlar şunlardır;
1) "AB süreci" üzerinden demokratikleştirme yalanı ile ülke, "çözüştürülmekte ve dağıtılmaktadır" .
2) Özelleştirmeler ve her şeyin piyasaya devri ile devletin içi boşaltılarak, "Dinciler ve yabancı tekeller arasında paylaştırılmaktadır".
3) "Yabancı örgütlerle" işbirliği yapılarak, "İçerde sahte düzenlemelerle suçlular yaratılmaktadır."
İlhan Selçuk bu konuda şimdilik, seçilen son isim oldu. Ancak "dahildekiler", galiba ABD'nin ağına düşmeye başladılar.
Türkiye içinde cepheleri iyice ayrıştırılarak, fay hatları derinleştirilerek "Dincileri, tamamen kendilerine bağımlı hale sokuyorlar".
ABD bunu PKK ve Barzani' ye de yapmadı mı? PKK'yi ve Barzani'yi "Türkiye'ye biraz hırpalatıp" kendisine daha bağımlı hale getirdi. "Ben yoksam, sen de yoksun, dediğim her şeyi yapmak zorundasın" diyor Sam Amca onlara.
Bizdeki dinciler de aynı tuzağa düşmeye başladılar. "Ulusal cepheye savaş açtırıyorlar, içerdeki köprüleri yıkıyorlar." Amerika'ya mecbur olsunlar, onun kucağından kalkamasınlar diye...
Yoksa 21 Mart çılgınlığı başka neden yapılabilir ki? Kendi ayaklarına kurşun sıktırtıp Sam Amcalarının koltuk değneğine başka nasıl mecbur edilebilirler?
BOP'un Kürdistan projesinin yanında İran'a saldırı planı gündemde. AKP'yi İran'a karşı kendi yanlarında tutmak için içerdeki cepheleşmeyi derinleştirmeleri gerek.
Refah ve AKP farkı...
Refah'ın kapatılması için dün destek veren ABD ve AB, bugün aynı yargı işlemine neden karşı çıkıyor? Erbakan Batı'nın taleplerine "hayır" diyordu. Anti emperyalist bir çizgideydi.
AKP ise Batı'nın taleplerine "evet" diyor. BOP'un bir parçası haline gelmiş. Bu nedenle kapatılmaması gerekiyor. Necmettin Erbakan dün "evet" deseydi. Batı ona da sahip çıkardı. ABD ve AB için önemli olan, kendilerinin işini görecek yönetimlerdir. Aynen, Zapsu 'nun dediği gibi, "Batı, kullanacağı yönetimleri ister" .
İşte bu nedenle ABD ve Avrupa, İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek'in karşı karşıya kaldığı durumu görmemezlikten geliyor. Çünkü onlar ulusal, demokratik, laik ve anti emperyalist cephede bulunuyorlar...
(*) AKP, Ordu ve Amerika Üçgenindeki Türkiye, Truva, 2008