Hukuk ayaklar altına alınınca, her şey çorap söküğü gibi gitmektedir. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’e yapılan baskı ve tutuklama gündemde yerini korurken, The Taraf Gazetesi’nin yayınları üzerine tekrar düğmeye basıldı. Bunun sonucunda geçtiğimiz hafta gündeme emekli subayların göz altına alınmaları damgasını vurdu. Ülkemize savaş açanlara karşı Habur’da yapılan yargılama oyununun tersi, ülkemize büyük hizmetleri olan üst düzey komutanlara yapıldı. Laik ve demokratik cumhuriyete yaptıkları hizmetle alay edercesine birçok emekli ve görevdeki subaylar gözaltına alındı, kimileri tutuklandı. Siyasi iktidarın sivil darbesi, tüm hızıyla devam etmektedir.
Almanya’da yüzyılın soygun davası Deniz Feneri e.V.’nin önemli ismi ve Kanal 7’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş, soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gizlice ifade vermeye geldi. Firdevsi Ermiş, Türkiye’ye gelmeden önce, tutuklanmayacağına dair güvence istemiş ve bunun üzerine soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı tarafından “Türkiye’ye geldiğin gibi, özgür biri olarak Almanya’ya geri döneceksin” güvencesi verilmiştir. Yargıda güvence verme modası aldı başını gidiyor. PKK üyelerinin dönüşüyle ilgili olarak da hakim ve savcılar ayarlanarak, güvence verilmişti. Bağımlı yargı yaratmanın en önemli örneklerinden biri olan bu olay, gündemin yoğunluğu karşısında yer bulamamıştır. AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, “kırk yıldır onlar bizi fişledi, şimdi de biz onları fişliyoruz” diyerek, partisinin gerçek niyetini ortaya çıkartmış ve korkunç bir itirafta bulunmuştur. Üstelik fişlediklerine zulüm yapabilmek için on yıl daha iktidarda kalmaları gerektiğini de sözlerine eklemiştir. AKP Çorum Merkez İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuşan AKP Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş şunları söylemiştir: ”AKP iktidarına karşı çıkanların kanını tahlile yollamak gerekir. Bu kanı bozuklar gizli sözleşmeler yaparak, ihanet etmişlerdir.” ABD’li yöneticilerle gizli pazarlıklar yapan hükümet üyelerini unutmadık, “deliğe süpürülme” sözleri belleklerimizde… AKP’li Milletvekillerinin söylediği bu çirkin sözler üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı inceleme, yine siyasi iktidarı kızdıracaktır. Ama dokunulmazlıkları sayesinde, yıllardır olduğu gibi şimdilik de bu incelemelerden kurtulacaklardır. Kan, benim uzmanlık alanıma girmiyor. Bu yüzden açılım safsatalarıyla ülkeyi bölmeye çalışarak iç savaşa doğru sürükleyenler için, ülkesinin silahlı kuvvetlerini düşman olarak görenler için, Atatürk’ten ve cumhuriyetten nefret edenler için, hukuku ayaklar altına alanlar için, ne ile suçlandıkları belli olmadan insanları hapislere atanlar için, yolsuzluktan beslenenler için nasıl bir kan tahlili yapmak gerektiğini bilemiyorum. Gündemi değiştirmedeki ve olayları saptırmadaki manevralarıyla siyasi iktidar, istediği şekilde yargı reformu yaparak, adaleti ele geçirmek istemektedir. Konuşmalarının tümü hakaret taşıyan sözcüklerden oluşan, aşağılayıcı, sinirli ve cumhuriyete hınçlı olan Bülent Arınç, medyaya yönelik olarak “tuh size” diyerek, her zamanki bilinen seviyesini konuşturmuştu. Ülkede sivil darbe yaparak, üniversite, yargı, asker gibi tüm kurumları yok etmeye çalışan cumhuriyet düşmanları için, Atatürk düşmanları için “yuh size” demek gerekmez mi? Ulus Gazetesi, 1 Mart 2010. |
|
|