Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, geçtiğimiz hafta oynanan Diyarbakırspor-Trabzonspor karşılaşması öncesinde, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e beklenmedik bir ziyarette bulundu. Baydemir ise kendisine, sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan bir demet çiçek verdi. Trabzon’da önce şaşkınlıkla karşılanan ziyaret, giderek tepki toplamaya ve sorgulanmaya başladı.
Sadri Şener, başarısız ve keyfi yönetiminden sonra, bu kez de büyük bir siyasi hata yapmakla ve Trabzonspor’u AKP siyasetinin tam kontrolüne vermekle eleştiriliyor. Ziyaret, Trabzon kamuoyu ve Trabzonspor camiası tarafından hoş karşılanmadığı gibi, Trabzonspor Yönetimi tarafından da hazmedilmemiş olarak görülüyor. Son olarak MHP Teşkilatı ile Şehit ve Gaziler Derneği, Sadri Şener’i eleştiren açıklamalarda bulundular. Şehirde yaygın olan görüşe göre, Trabzonspor bir spor kulübü olarak siyasetin içinde yer alamaz, siyasi partiler tarafından kontrol edilemez. Trabzon, ‘Kürt Açılımının’ daha ilk günlerinde, bu siyasi projeye yüzde 70 gibi bir oranla karşı olduğunu belirlemişti. Trabzon’un bu yapısını bilen Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan psikolojik savaşın yalanlarına karşı koyarken, bu konumu nedeniyle, Trabzon’dan cevap vermeyi uygun bulduğunu açıkça söylemişti. Başbuğ’a bir cevap mıydı bu? T.C Devletine açıkça meydan okumayı alışkanlık haline getirmiş, her söyleminde televizyonların karşısına geçerek PKK’nın dağ kadrolarının yanında olduğunu gösteren, İmralı’daki bölücübaşının yönlendirmesi Osman Baydemir’in, Trabzonspor Başkanı tarafından ziyaret edilmesi ne anlama geliyor. Demek isteniyor ki Trabzon ve Türk Kamuoyuna: ‘Bakın bu konuda en duyarlı olan biz(Trabzonlular) bile, Kürtçülerle uzlaşmaya yatkınız. Bu derece feryat ve isyanlarında ,onların da kabul edilebilir haklı nedenleri var. Kürt Açılımı konusundaki tepkilerden vazgeçin. ABD tarafından ortaya sürülen ve AKP İktidarı tarafından yürütülen bu açılımı kabul edin’ Durup dururken, bu ziyaret Trabzonspor Başkanını nereden aklına geldi? Bu güne kadar gittikleri deplasmanlarda Belediye Başkanlarının ziyaret edilmesi geleneklerinde yoktu. Trabzonspor yönetimine çok yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre, ziyaret talebi Başbakandan gelmiş. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı talebin iletilmesine aracı olmuş. Anlaşılan Kürt kökenli politikacılara kelepçe vurarak, müttefiklerini kızdıranlar, ’Açılımlarında’ çarşafa dolananlar, spor klüpleriyle toplumun daha yumuşak kesimlerini değerlendirmeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda açılışı yapılan Ahmet Suat Özyazıcı Sahasının töreni bile Trabzonspor’un kullanıldığı AKP örgütünün gösterisi haline geldi. Basına yansıyan açılış fotoğraflarında, Trabzonspor Başkanı, bir kenara ilişmiş olarak yer aldı. Bu fotoğraf ‘TS-AKP Evliliğini’ ilan ediyordu. Trabzonspor’a ne oldu da. tarihinde görülemedik bir biçimde, bir siyasi partinin denetimine girdi. 2003 yılında AKP’nin henüz iktidara geldiği sıralarda Trabzonspor Başkanlığını Özkan Sümer yapıyordu. Sümer ve Trabzon kamuoyu, Trabzonspor’u kalıcı ve sürekli gelir sağlayan kaynaklara sahip kılmaya çalıştı. Bu amaçla, özelleştirme kapsamına alınan Trabzon Limanına talip oldu. Bütün şehir, demokratik kitle örgütleri bu konuda Sümer’e destek verdiler. Ancak beklenmedik bir gelişme oldu. ABD, işgal etmek üzere Irak’a saldırırken, Türkiye’den talep ettiği stratejik yerler arasında Trabzon Limanı da vardı. Türkiye’nin en büyük klüplerinden olan Trabzonspor’da ise demokrasi rüzgarları esiyor, genel kurullarında binlerce kişinin katılımıyla görüşler açıklanıyordu. Mart Tezkeresi TBBM de reddedilince buna en çok üzülen çiçeği burnunda AKP Hükümeti oldu. ABD Karadeniz’deki hedeflerinden vazgeçmedi. Alavare dalavere sonucunda Trabzon Limanı yandaş bir gruba, Albayrak’a verildi. Albayrak Grubu’nun Başbakana yakınlığının boyutları tartışılmayacak ölçüde. Hatta Hükümetin sözcüsü durumunda yayın organları var. Bu durumu kabullenmeyen Trabzon seçmeni 2004 yerel seçimlerinde AKP ye hayır demekle kalmadı, futbol müsabakaları başta olmak üzere her defasında tepkisini ortaya koydu. Bunu fark eden Başbakan Faruk Nafiz Özak’a Bakanlık görevi vererek, Trabzon’u kontrol etmekle görevlendirdi. Özak, 2005 yılında Günebakış gazetesine verdiği demeçte Başbakan’ın ilgisini açıkça dile getirdi. Aynı dönemde Trabzon Havaalanının da NATO Üssü haline getirilmesi için çalışmalar başlatıldı. Havaalanının ikinci bir pistle genişletilebilmesi için, deniz tarafında bulunan Trabzonspor’a ait tesislerin başka bir yere taşınması gerekli görüldü. Trabzonspor’un AKP muhalifi yapısının sorumlusu olarak görülen Atay Aktuğ, çok yönlü bir operasyonla yönetimden uzaklaştırıldı. Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in gerçekleştirdiği Mc Donalds eyleminde, içerde doğum günü kutlaması yapan çocukların ikisi Aktuğ yönetiminde olan yöneticilerin çocuğu idi. Aktuğ’un kendisi ise, dönemin Emniyet Müdürü olan Ramazan Akyürek’in yönettiği ‘’ihaleye fesat karıştırma ‘’ operasyonu kapsamında gözaltına alındı. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına göre 6.5 yıl hapisle cezalandırıldı. Aktuğ’un yerini, birkaç yıl önce limanı Trabzonspor’un elinden kapmış olan grubun patronlarından Nuri Albayrak aldı. Albayrak, ileride limanın yetersiz olacağını, gelecek talepleri bildiği için, Kruvaziyer Limanı ve onun arkasına yapılacak bir stadyum projesiyle ortaya çıktı ama, AKP’nin Albayraklarla Trabzonspor’u denetime alma gayreti yeterli olamadı. Albayrakların şehirle fazla bir alakaları yoktu. Kentin geleceğine ilişkin (Deniz ve hava üssüne göre) planlanan rantın, kentin kaymak tabakasıyla paylaşılması söz konusu değildi. Bu yüzden Faruk Özak, Akyazı projesine karşı çıkan açıklamalar yaptı. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı döneminde, işadamlarının dikkatle izlediği bir beklenti merkezi haline geldi. Aynı beklentinin ve Yerel seçimlerdeki özel gayretinin sonucunda topladığı oy kendisini önemli bir güç haline getirdi. . Çözüm, Trabzonspor’un içinden gelen, şehir esnafı ve Türkiye çapında iş yapan müteahhitler üzerinde etkinliği Bakanlık döneminde artan Faruk Özak’ın işaretleri doğrultusunda bulundu. Oluşturulan Trabzonspor Yönetiminin başına, başarısız bir iş hayatının sonucunda köşesine çekilmiş bulunan Sadri Şener getirildi. Trabzonspor Yönetimi kısa zamanda oluşacağını düşündüğü ( Ki unların başında havaalanın genişlemesi için Trabzonspor arazilerinin satışından elde edilecek 30 milyon dolarlık kazanç(!) da var.) Sadri Şener seçilir seçilmez soluğu Başbakan Erdoğan’ın karşısında aldı. TAV Grubu CEO’su olan kardeşinin Havaalanının yapımı için aday olduğunu belirtti. Ama NATO Üssü için koşullar henüz hazır değildi. Başbakan bu yüzden duymazlıktan geldi. Durumu anlamakta zorlanan Trabzonspor Yönetimi, nasıl olsa para gelecek diye bol keseden harcama yaparak, kulübü yüz milyon doların epey üzerinde bir borca soktu. Hükümet tarafından gelebilecek kazanç kapılarına oldukça muhtaç bir duruma girdiler. Bu yüzden AKP Hükümetinden gelecek her talebi zorunlu olarak karşılamaya hazır hissediyorlar kendilerini. Karadeniz Fırtınası olarak bilinen Trabzonspor, şu sıralar kıç tarafından yakalanmış, her an ters çevrilerek alabora olacak bir gemiye benziyor. Bakalım yürekli Trabzonsporlular bu işe ne diyecek? Vira trabzon |