ABD ve Japonya’nın başına gelen, Çin’in başına gelmez mi?/ Aslan Baser KAFAOGLU
Tarih: 07-02-2010 13:06


Bazıları 1980'den beri küçülme ya da duraksama durumunda bulunan Japonya ile 2008'de başlayan ABD küçülmelerinin benzerliğini ele alıp, şimdi şahlanan bir büyüme içinde olan Çin'de de benzer negatif gelişmelerin olup olmayacağını tartışmaya açmaktadır. Gerçekten de özellikle Japonya çok hızlı büyüme geçirdikten sonra bunun sonucunda menkul kıymetlerde bir ‘balon’ meydana çıkmış, yani menkul kıymet değerleri gerçek düzeylerinin üstüne çıkınca 1980'de Japon ekonomisi daralmaya yönelmiştir. Tıpkı 2008'de ABD’deki gibi, Japon ve ABD ekonomilerinin gelişmeden daralmaya dönüşmeleri birbirine çok benziyor. Bu benzerliğe parmak basan yazarlar gözlerini Çin'e çevirerek bazı düşüncelere girmektedir. Bu ülkede de hisse senetleri ve ev kredi senetleri gerçek değerinin üstünde değerlenmekte ve buralarda 1980'deki Japonya ve 2008'deki ABD gibi balonlar oluşmaktadır. O halde o ülkenin başına da ABD ve Japonya'nın başına gelenler gelmez mi?
ÇİN’DE KRİZ OLASILIĞI, YOK DERECESİNDE!
Ancak Çin ile Japonya -ve bu arada ABD- arasında çok esaslı farklar vardır. Çin'de ev satın alanların dörtte biri bedellerin tamamını nakit olarak ödüyorlar. Morgıç bedellerinin tamamı ise, satın alınan ev bedellerinin sadece yarısı kadar olmaktadır. Bu oranlar krizlerden önce Japonya'da Yüzde 90 ve ABD'de Yüzde 95 idi. Böyle olunca balon gerçek gelişmeyi çelmelemiyor.
İkinci olarak Çin 30 yıldır ne kadar hızlı gelişse de, ABD ve Japonya'ya göre kişi başına gelir açısından, ABD ve Japonya'dan çok daha fakir bir ülkedir. Ve yüksek yatırım oranları bir aşırı yatırım olgusunu meydana koysa da, kişi başına menkul kıymet stoku ABD ve Japonya’dakinin sadece yüzde 5'i kadardır.
Dahası var: Çin yatırımlarının çoğu altyapı yatırımlarıdır ve uzun bir süre de böyle gidecektir. Çünkü ülkenin çok uzun bir süre daha altyapı yatırımına ihtiyacı vardır. Bu yatırımlarda menkul sermaye stokları pek zor balon oluşturur. Yani Çin ekonomisinin, ABD ve Japonya gibi krizlere düşmesi olasılığı adeta yok gibidir.
AFRİKA, AVRUPA’DAN İYİ DURUMDA!
Aynı şeyler Hindistan ekonomisi için de söylenebilir. Yani dünya ekonomisinde gelişme Batı'dan Doğu’ya kaymıştır. Son Davos toplantısında dünya üretiminin yarıdan fazlasının Asya ve çevresine kaydığı belirtilmiştir.
İktisatla ilgili dergilerde bir BRIC sembolüne rastlarsınız. Bu
Brezilya, Rusya, Hindistan (İngilizce India) ve Çin ülkelerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir semboldür. İktisatçılar son yılların gelişme yıldızlarını anlatmak için sadece Çin ve Hindistan'la yetinmeyip, Brezilya ve Rusya'yı da bunlara ekliyorlar.
Aslında Brezilya ve Rusya ekonomileri Çin ve Hindistan ölçüsünde bir gelişme kaydetmiş değiller, fakat büyüme dışındaki faktörlerde onlar kadar iyiler.
Okurlarımız "Peki Afrika ne oluyor?" diye sorabilir. Yanıtımız şu olacaktır: "Çok iyi değil ama Avrupa'dan iyi!"
OBAMA'YA BÜYÜK SİYASİ DARBE
Geçen hafta ABD'de Massachusetts eyaletinde ölen Ted Kennedy'nin sandalyesi için senato ara seçimi vardı. Aslında kimse seçim sonucunu pek merak etmiyordu. Çünkü bu eyalet 52 yıldan beri hep Demokrat Senatör seçmişti. Obama'nın Demokrat partisi, bir bayan aday göstermişti, Cumhuriyetçi parti ise çok tanınmamış bir siyasetçiyi. Demokrat aday "Nasıl olsa kazanırım" havası içinde pek az çalıştı.
Sandık sonuçları, siyasi tahmincilerin deyimiyle "son elli yılın en büyük sürprizini" ortaya çıkardı: Favori olan OBAMA'nın adayı kaybetti, Cumhuriyetçi aday kazandı. Bu, Obama için çok büyük bir darbeydi. İki nedenle:
Birincisi, yarım asırdır partisinin seçim kaybetmediği bir eyalette başkanın partisinin seçim yitirmesi, o başkan için pek hayra yorulur bir şey değildi.
İkincisi, Demokrat Parti’nin Senato’daki üyesi 60 iken bu sayı 59'a düştü. Ameri kan Senatosu’nda iktidar partisi 60 üyeye sahip ise istediği kanunları kolayca çıkarır. Ama üye sayısı 60'tan aşağıya düşünce istediği bir kanunu çıkarması, karşı partiyle uzlaşmasına bağlıdır. Çünkü, karşı parti o yasayı istemiyorsa ‘filibuster'e başvurur. Yani karşı parti üyeleri kürsüye çıkınca istedikleri konuda zaman sınırı olmadan konuşabilirler. Filibuster, muhalefetin yasal hakkıdır. Uzlaşma olmadan kesilmesi, hakkından gelinmesi mümkün değildir.
Senatoda 60 üye nimeti, ABD'de pek az başkanın eline geçmişti. Obama, Massachusetts seçimiyle bu nimeti de elinden kaçırdı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Yagmur tarafından yazıldı