- Bağkur'luydum. Ama 8 aydır ödeyemediğim için kesildi.
- Ev adresiniz?
- Cezaevi. Ev sahibi evden attı. Eşyalarım dağıldı ona buna.
- İşten atıldım.
- Aylık gelirim 500 lira... 700 lira... Hiç yok...
- Avukat tutacak param yok. Bana avukat verilecekti hâlâ verilmedi...
- Acaba ben burada şu kişinin arkadaşı olduğum için mi bulunuyorum?
- Bir başvuru: "Mahallemizde kaçak inşaatları engelleyemiyoruz. Bu Ergenekon Terör Örgütü'nün işidir. Müdahil olarak davaya katılmak istiyorum." (gülüşmeler) Savcı: Zarar görmediği için reddine. Hakim: Reddedilmiştir.
- Toplumun herhangi bir kesimine elinizi attığınızda rast geleceğiniz her türden insanlar. Hastası da var, sağlıklısı da... Hiç hayatında birlikte bir fincan kahve bile içmeyecekler de...
- Baksana burada tanışıyorlar. Hadi diyelim gizli örgüt. Hücreler şeklinde örgütlendiler. Ama en azından bir eşgüdüm sağlayacak birileri olması gerekir hücrelerin başında. İkinci gün oldu daha duruşma bile başlayamadı. Kimi sorgu veriyor, kimi savunma yapıyor.
- Ama herkes kalkıp ben vatanseverim diyor, kendi bulunduğu yerden. Galiba tek ortak noktaları bu.
- Birkaç çürük dışında...
- Mahkemede gerçek müdahil eksik: ABD Büyükelçisi!
- Müvekkilimin ve hepsinin tahliyesine...
- (Tutuklu yakını:) Kırk yıllık ülkücüyüm. Eşimle birlikte karar verdik. Gidip İşçi Partisi'ne üye olacağız.
- (Avukat:) Ben böyle konuşma hayatımda dinlemedim. Perinçek'in ağzından çıkanlar elmas parçası. Değdiği yeri kesiyor.
- İpsiz Recep'in TRT'de filmini oynatıyorlar. Torununu dört duvar arasına terörist diye koyuyorlar.
- Jandarmaların arasından el sallayabildim kırk yıllık kocama diye mutlu oluyorum... Oysa Türkiye'de bu kişiler en son biz olmalıyız.
- Tacizci sahte yüzbaşı Ergenekon'dan tutuklandı diye bir haber vardı gazetede.
- Hah, ben de diyorum ki bir eksik var bu örgütte. O da tamamlandı.
- Geçen gün biri bana ben hakim bilmem kim diye telefon etti. Tahliyesi için kefalet parası istedi. Zarfın içine koy şuraya getir dedi. Öyle bir mizansen de hazırlamış ki... Selçuk Parsadan'a taş çıkarır. Dolandırıcımız da olmasa o da eksik olurdu.
- Bir romanın okunması için tutuklu kalıyorlar.
- Savcının okumasına bakarsak tiyatro senaryosu demek daha doğru olur.
- Yargılama ve hukuk durmuştur.
- (Hakim:) Adabı muaşerete uyunuz!
- Yasalara uyulmuyor!
Bölücü Avrupa
Avrupa Parlamentosu'nda 13 Kasım 15.00-18.00 saatleri arasında bir "uluslararası konferans" yapılacakmış. Duyurusunu Avrupa'da yaşayan okurumuz Tülin Hanım göndermiş. Biz de sizin bilginize sunuyoruz. Hani belki aranızda "Ergenokon'un dibine kadar gidin" diye fetvalar veren bu Avrupa Parlamentosu ne işe yarar, Türkiye'ye ilişkin ne düşünürler diye merak edenleriniz varsa, kalmasın diye...
Konferansı verecek olan Feleknaz Uca'ymış. Kendisi şöyle tanıtılıyor duyuruda: "Avrupa Parlamentosu'nda Alman PKK üyesi"! "Soykırım" başlığı verilen konferansın içeriği de şöyle özetlenmiş: "Dersim Soykırımı sırasında, Türk hükümeti binlerce insanı katletti. Sağ kalanlar sürüldüler. Dersim boşaltıldı. Bu acımasız hareketlerin nedeni [onların] Kürt, Alevi ve Kızılbaş olmalarıydı. Aradan 70 yıl geçmiş olmasına rağmen, Türkiye, birçok başka Kürt Soykırımında da olduğu gibi, bu Soykırımı kabul etmek istemiyor. Binlerce insanın ölümünden sorumlu olanlar ne mahkemeye çıkarıldılar ne de açıklandılar. Parçalanmış aileler kendi geçmişlerini hiç öğrenemediler. Binlerce insan aileleri ve yakın dostları hakkında hâlâ bilgi alamamış durumdadır. O sırada Türk hükümeti tarafından alınmış olan Kürt çocukların [bugün] nerede oldukları bilinmemektedir. Benzer durumlar yaşamış ve halkına soykırım uygulamış olan başka birçok ülke neden oldukları haksızlıkları ve acıyı kabul etmiş ve özür dilemişlerdir. Ancak Türkiye direnmeye devam etmekte ve Ermeni soykırımında olduğu gibi Kürt soykırımında da 'böyle şey yok' stratejisini kullanmaktadır."
Lütfen biri bana "Türkiye Cumhuriyeti" sıfatını kullanan "Hükümet" ne iş yapıyor açıklayabilir mi?
Eşbaşkanlıktan vakit kalmıyorsa insin aşağı.
Sahibi vardır.
"Biz buradayız, üniversitelerdeyiz, her yerdeyiz!"
Hacettepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü birinci sınıf öğrencisi Zeynep Özge Iğdır bizimle birkaç hafta önce okulda yaşadığı bir olayı paylaşmak istemiş. Kendi anlatımıyla aktarıyorum. Zeynep kardeşim zaten eklenecek bir söz bırakmamış bize...
"Cuma günü sabah, hocamız derse elinde anketlerle geldi. Anketlerin, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Topluluğu'yla ABD Büyükelçiliği'nin ortak projesi olduğundan, Türkiye'de 35 üniversitede birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerine uygulanmasının planlandığından ve bizim okulumuzun da bu projenin içinde yer aldığından bahsetti. Anketin konusu Türk-Ermeni ilişkileriydi. Sınıftan bir arkadaşımız 'Amerika niye ilgilenir ki Türk-Ermeni ilişkileriyle?' diye bir soru sordu, ben güldüm yalnızca. Anketler dağıtıldı ve başladık soruları yanıtlamaya. Aşağı yukarı karşılaşacağım bakış açısını tahmin etsem de bir soru vardı ki, deyim yerindeyse kan beynime sıçradı. Şöyle başlıyordu soru 'tarihsel olaylar gözardı edildiğinde...' devamını okuyamadım. Anket tamamıyla sözde Ermeni soykırımının kabulü üzerinden hazırlanmıştı ve bunu açıkça ifade etmekten de hiç rahatsızlık duyulmamıştı. Daha trajik olanı (ODTÜ'lü arkadaşlar belki iyi niyetliydi ama) Türkiye'nin bir üniversitesi bu anketi hazırlamıştı, otuz beş üniversitesi ise anketin uygulanacağı kitleyi oluşturuyordu.
Bu zihniyet, 'Ermeni Soykırımı Yoktur' dediği için bir başka ülkede yargılanmayı göze almış bir insanı ve onun gibi birçoğunu hapishanelerde tuttuğu zaman planlarını rahatça yürütebileceğini düşünmüşse ne yazık ki yanılmış. Biz buradayız, üniversitelerdeyiz, her yerdeyiz..."
Krizin fatura sahipleri kim?
Siz bu yazıyı okuduğunuzda 30 Ekim - 2 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da bir fuar düzenlenmiş olacak: "Millionaire Fair"
Dünyanın en lüks tüketim ürünleri sergilenecek. "Lüks" sizin benim için farklı bir içerik taşıyabilir. Biraz açıklık getirelim. 1 milyon 160 bin dolarlık saat, 875 bin dolarlık otomobil, 2 milyon dolarlık takı koleksiyonu, 21 milyon Avroluk tekne... Reklam (!) olmasın diye markaları vermiyorum... Fuar boyunca 500 milyon dolarlık bir alış veriş cirosu bekleniyordu. CNR Expo Fuar Genel Müdürü Rüşdü Barkay krizin pek etkilemeyeceğini söylüyor. Geçen hafta düzenledikleri Auto Show fuarında lüks araçların hemen hepsi satılmış, birçok marka sıra yazmış.
Gördüğünüz gibi okul, kira, elektrik, doğalgaz vb faturaları bize az geldiği düşünülüyor ki, "kriz faturası" da sırtımıza yükleniyor. Fuarın "hedef kitlesi" olarak adlandırılan, bankalarda 1 milyon dolar ve üzeri hesabı bulunan 50 bin mevduat sahibinin kılından kıl kopmuyor.