Savaş Ansızın Gelir
Tarih: 15-08-2008 19:59


Breslau ve Goeben Boğazlardan geçerek Sivastopal'a varmıştı. Bu durum Osmanlının Birinci Dünya savaşına resmen girmesine sebep olmuştu. Tarafsızlığını ilan etmiş olan Osmanlı daha ne olduğunu anlayamadan kendini savaşın içinde buldu. O güne gelene kadar Osmanlının Almanya ile bir geçmişi vardı. Yoksa
gemilerin kaptanları kendiliğinden geçip gitmediler. Osmanlının Almanya ile
olan ilişkilerine dayanarak geçtiler. Teşrin 1914.

II Abdülhamit Almanya ile dostluğu her şeyin üzerinde tutardı. Tıpkı bu gün
RTE'nin Amerika ile ilişkileri her şeyin üzerinde tuttuğu gibi. Alman
subaylar Türkiye'de Osmanlı subaylarını eğitiyordu. Tıpkı bu gün Amerikan
subaylarının Türk subaylarını eğittiği gibi. Osmanlı askeri teçhizatlarını
Almanya'dan alıyordu. Tıpkı bu gün ordumuzun silahlarını Amerika'dan aldığı
gibi. Osmanlı Almanya'dan 496 sahra topu almıştı. Tıpkı bu gün Amerika'dan
Helikopter ve Uçak aldığımız gibi.

Uzatmayalım Alman emperyalizminin kucağına düşen Abdülhamit Osmanlıyı
yönetmenin yolunu böyle görüyordu.

Erdoğan da İkinci Abdülhamit'in yolunda gidiyor.

Şimdi aynı birinci dünya savaşında ki konumdayız. Enver'in yerine Erdoğan
var. Bir farkla o zaman paylaşılacak olan Osmanlı İmparatorlu idi. Bu kez
Amerika'nın petrol çıkarları uğruna Türkiye'nin üzerinde tepinme durumu var.

Bush Gürcistan'a destek verme bahanesi ile donanmasını Karadeniz'e sokmak
istiyor. Bu talep yeni değil. Rusya Montrö anlaşmasına bağlı kalınmasını
istiyor. Amerika bastırıyor. Şimdilik milli kuvvetler direniyor.

Bir yazı yazmıştım. Türkiye bir sabah uyandığında kendini savaşın içinde
bulabilir diye. Anlatmaya çalıştığım buydu. Çünkü Türkiye, Ukrayna ve
Gürcistan'ın izlediği yol bizi buraya götürür. Belki bu kez gemilerin
isimleri Breslau ve Goeben olmayacaktır. Ama eğer bu Amerikan politikalarına
teslim olan iktidar Türkiye'nin başında olursa Sratoga ve Eisenhower uçak
gemileri olabilir.

Bir sabah yatağımızdan kalktığımızda kendimizi savaşın ortasında
bulabiliriz.

Milliyetçiliği/ulusalcılığı terör kapsamına alan iktidar kimi savaşa
götürecek? Silahlı kuvvetlerimiz NATO'ya bağımlılığın bedelini nasıl
ödeyecek? Yoksa oldubittiler karşısında çaresiz mi kalacak?

Bu kaygılarımı yersiz ve abartılı bulanlara Kafkaslarda olanların bir şeyler
öğretmiş olmasını umarım.

Maalesef Amerikancı medya halkımızın zihnine kelepçe vurmuş.

Türk Halkı ve milli kuvvetler buna müsaade eder mi? Medya bu şekildeki
yayınlara devam ederse kendimizi güle oynaya savaşın içinde bulabiliriz. O
saatten sonra herkesin aklını başına toplaması da fayda etmez.

Hatta ABD ile Rusya arasında bir savaş başlamışsa işbirlikçiler Irak
işgalinde olduğu gibi Amerika ile beraber savaşalım derler. Çünkü Türk
burjuvası kendi menfaatleri belirleyecek konumda değil. İşbirlikçi olmayı
burjuva olmak sanıyor. O kültüre ulaşmadığı için savunma mantığı gelişmemiş.
Kendini Amerika'ya teslim etme kolaylığı içindedir.

Buna halkın cevabı içerde işbirlikçiler ile savaş şeklinde olur. Nereden
biliyorsun derseniz. Kurtuluş Savaşında böyle oldu da oradan biliyorum.

2008-08-15, bulentesinoglu@gmail.com

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Bülent Esinoğlu tarafından yazıldı