Yola devam mesajı verilmedi!..
Tarih: 12-08-2008 10:43

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın kapatma istemiyle dava açmasına ilişkin suçlamaların ne denli yersiz olduğu, Başsavcının davayı açmaktaki haklılığı Anayasa Mahkemesi'nin kritik kararı ile ortaya çıkmış oldu. Davayı tek kişi reddetti: Mahkeme Başkanı. Altı üye kapatılması gerektiği yönünde oy kullanırken, hazine yardımının kesilmesi yönünde oy kullananların sayısı üyelerin tamamı oldu. Böylece AKP'nin yasanın tanımladığı laikliğe karşı eylemlerin odağı olma fiilini işlemiş olduğu kesinleşti.

Kapatmanın kıyısına kadar gelmiş olan, kritik bir sayı ile
kapatılmayıp, hazine yardımının yarısından men edilen AKP'de
kapatılmama nedeniyle estirilen bayram havası ve "durmak yok
yola devam" diyenlere bakınca, hatalardan ders alma geleneği
olmayan siyasetin aynı zeminde ilerleyeceği endişesine
kapılmamak elde değil.
          AKP bir dahaki seçimlere kadar biraz frene basacak ve kendisini
destekleyen (eski) sosyalistler ile liberallerde oluşan
kuşkuları gidermeye, güven tazelemeye çalışacaktır. Umarız bizi
ve bizim gibi düşünen büyük bir çoğunluğu yanıltırlar. Artık
bölen değil, toplayıcı söylemlerle toplumu kucaklamaya
çalışırlar. Başta KKTC olmak üzere, kazanımı büyük bedellere
mal olmuş dış politika konularında tavizkar olmayan tutumlar
içine girilir. Ve artık özellikle kadın üzerinden yürütülen,
kadını hedef alan, kadının başının bohçalanması üzerinden
yürütülen din eksenli siyasete son verirler.
          Demokrasinin içini boşaltarak ilerleyen ve attığı her yanlış
adımı demokrasi söylemi ile örtmeye çalışan AKP'nin
kapatılmamasının demokrasi açısından bir kazanç olabilmesi
tamamen AKP'nin gelecek süreçlerde takınacağı tavırla
ilgilidir. Sözleri ile rejimin temel prensiplerini
sahiplendiklerini dile getirip, takiyye yapmayı bırakmazlarsa,
Türkiye ile birlikte kendi yollarını da tıkamış olacaklarını
kavramak zorundalar.
          Laiklik Türkiye'nin en hassas noktası. Yumuşak karnı. AKP bu
alanda daha fazla ilerlemeye çalışmamalı. Mahkeme kararını,
"durmak yok, yola devam" değil; "dur" ve "rejimin temel
niteliklerini daha fazla zorlama!"  olarak okumaları gerekiyor.
AKP'yi rahatlatacak değil, huzursuz etmesi gereken bir karar
çıkmıştır. Kapatmama sonucu üzerinden kararı okumaları
talihsizlik olur. Neredeyse oy birliği ile kabul edilen, odak
olma fiilinin işlenmiş olduğunun kabulü üzerinden gelecekteki
politikalarını belirlemeleri için bir uyarıdır mahkeme kararı.
Türkiye'de ilk kez iktidar partisi mahkemelik olmuş ve
cezalandırılmıştır.
          Parti kapatmanın zorlaştırılması konusu da artık rafa
kalkmalıdır. Parti kapatmanın odak olma fiiline karşın
zorlaşmış olduğu anlaşılmıştır. Rejimin koruma duvarlarının
hepsinin ortadan kaldırılmasının rejim açısından doğuracağı
sakıncaların konuşulma vakti gelmiştir. AKP'nin sözü edilen
odak olma fiillerini sürdürmesi durumunda, önünde hukuki bir
engel kalmadığı durumda rejimin alacağı biçim üzerinde de
düşünmek gerekiyor. Bu yüzden parti kapatmalarının sona
erdirilmesi gibi uçuk fikirler, hukuk devleti ile
bağdaşmamaktadır. Durduk yerde parti kapatma davasının
açılmayacağı da bu dava ile kesinleşmiştir. Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı kendisine verilen görevi layıkı ile  yapmış,
Cumhuriyet'in temel anlayışına ters düşen AKP'nin frenlenmesi
ve partinin dış destekçilerine de Türkiye'de rejimle
oynanmasına karşın demokrasiyi koruyan dinamiklerin hala dimdik
ayakta olduğu mesajını vermiştir.
            Bundan sonra ne olacak? Kaygılar çok fazla. Kısa sürede rejim
karşıtlığının altı yılda aldığı yola bakınca ve kapatmama
kararı sonrasında, kararın gerisini okumayıp, AKP ile
birlikteliklerinin kendi yararlarına sonuçlarından hoşnut dış
güçlerin mesajlarına bakınca, Türkiye'nin dipsiz karanlıkta
yürümeye devam edeceği gibi bir algı güçleniyor. "Onlarla iyi
çalıştık" diyen ABD Dışişleri szöcüsü; kararın AB çabalarını
canlandırmak için fırsat olduğunu söylemiş. Lagendijk,
kendisini rahatlamış hissetmiş!..
            Tüm demokrasi havarilerinin unuttukları bir konuya dikkat
çekmek isterim. Demokrasi açıklık rejimidir. Gizli gündemleri
yoktur demokratik yönetimlerin. Ve demokrasilerde yürütmenin
iki başı akraba evlerinde buluşarak halef selef ilişkiler
içinde olmazlar. AKP'nin Başkanı ile Çankaya'daki 11.'nin
gizli buluşmasından söz edildiğini anladınız.
            Türkiye'de anormalliklere "demokrasi" adının verilmesinden
vazgeçilmesi için, muhalefetin güçlendirilmesi gerekiyor.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmediği, muhalefetin
söylemlerinin ve gündemin sürekli çarpıtıldığı, gerek
aydınlarına, gerekse halkına bedel ödetildiği Türkiye
görüntülerinden kurtulmak için, muhalefet halkasının
güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye dış güçlerin
işbirlikçiliğinden hoşnut olduğu bir siyasal partiye mahkum
edilmemeli!..
            Kamuoyunun oyalanması işlevini iyi gören bir medya var.
Güngören'deki bebekler dahil, 18 vatandaşımızın öldüğü, 115
vatandaşımızın da yaralandığı bombalı terör olayını son
dakika haberi olarak veren haber kanalını izlerken, diğer
kanalların yayınlarını kesmeyip, eğlence programlarını
sürdürmeleri atlamamamız gereken vahim bir  insanlık sorunu
ve yayın politikalarının eleştirilme vaktinin geçtiğinin
göstergesi değil midir? Daha vahimi, dışarıda olan bir
arkadaşımın tüm evlerden eğlence programlarının sesinin
geldiğini haber verişiydi. Güngören'de can pazarı yaşanırken,
halkımızın çoğunluğuna eğlence izlettiriliyordu. Böyle bir
yayıncılık anlayışının olduğu toplumda birlik duyguları nasıl
tutkallanacak? Her terör olayından sonra olduğu gibi, bu
vahşet görüntülerinin son bulmasını temenni ettik, ediyoruz.
Yeterli olmuyor!.. Durmak yok yola devam diyen, anlaşılıyor
ki, yalnızca AKP değil!.. Kapatılmama kararını gemi azıya
almak olarak yorumlayanlar çıkmasın dileyelim.

http://www.haberekspres.com..tr/2008/08/01/yazi.php?id=1

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Prof. Dr. Tülay Özüerman tarafından yazıldı