|
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın kapatma istemiyle dava açmasına ilişkin suçlamaların ne denli yersiz olduğu, Başsavcının davayı açmaktaki haklılığı Anayasa Mahkemesi'nin kritik kararı ile ortaya çıkmış oldu. Davayı tek kişi reddetti: Mahkeme Başkanı. Altı üye kapatılması gerektiği yönünde oy kullanırken, hazine yardımının kesilmesi yönünde oy kullananların sayısı üyelerin tamamı oldu. Böylece AKP'nin yasanın tanımladığı laikliğe karşı eylemlerin odağı olma fiilini işlemiş olduğu kesinleşti.
Kapatmanın kıyısına kadar gelmiş olan, kritik bir sayı ile kapatılmayıp, hazine yardımının yarısından men edilen AKP'de kapatılmama nedeniyle estirilen bayram havası ve "durmak yok yola devam" diyenlere bakınca, hatalardan ders alma geleneği olmayan siyasetin aynı zeminde ilerleyeceği endişesine kapılmamak elde değil. AKP bir dahaki seçimlere kadar biraz frene basacak ve kendisini destekleyen (eski) sosyalistler ile liberallerde oluşan kuşkuları gidermeye, güven tazelemeye çalışacaktır. Umarız bizi ve bizim gibi düşünen büyük bir çoğunluğu yanıltırlar. Artık bölen değil, toplayıcı söylemlerle toplumu kucaklamaya çalışırlar. Başta KKTC olmak üzere, kazanımı büyük bedellere mal olmuş dış politika konularında tavizkar olmayan tutumlar içine girilir. Ve artık özellikle kadın üzerinden yürütülen, kadını hedef alan, kadının başının bohçalanması üzerinden yürütülen din eksenli siyasete son verirler. Demokrasinin içini boşaltarak ilerleyen ve attığı her yanlış adımı demokrasi söylemi ile örtmeye çalışan AKP'nin kapatılmamasının demokrasi açısından bir kazanç olabilmesi tamamen AKP'nin gelecek süreçlerde takınacağı tavırla ilgilidir. Sözleri ile rejimin temel prensiplerini sahiplendiklerini dile getirip, takiyye yapmayı bırakmazlarsa, Türkiye ile birlikte kendi yollarını da tıkamış olacaklarını kavramak zorundalar. Laiklik Türkiye'nin en hassas noktası. Yumuşak karnı. AKP bu alanda daha fazla ilerlemeye çalışmamalı. Mahkeme kararını, "durmak yok, yola devam" değil; "dur" ve "rejimin temel niteliklerini daha fazla zorlama!" olarak okumaları gerekiyor. AKP'yi rahatlatacak değil, huzursuz etmesi gereken bir karar çıkmıştır. Kapatmama sonucu üzerinden kararı okumaları talihsizlik olur. Neredeyse oy birliği ile kabul edilen, odak olma fiilinin işlenmiş olduğunun kabulü üzerinden gelecekteki politikalarını belirlemeleri için bir uyarıdır mahkeme kararı. Türkiye'de ilk kez iktidar partisi mahkemelik olmuş ve cezalandırılmıştır. Parti kapatmanın zorlaştırılması konusu da artık rafa kalkmalıdır. Parti kapatmanın odak olma fiiline karşın zorlaşmış olduğu anlaşılmıştır. Rejimin koruma duvarlarının hepsinin ortadan kaldırılmasının rejim açısından doğuracağı sakıncaların konuşulma vakti gelmiştir. AKP'nin sözü edilen odak olma fiillerini sürdürmesi durumunda, önünde hukuki bir engel kalmadığı durumda rejimin alacağı biçim üzerinde de düşünmek gerekiyor. Bu yüzden parti kapatmalarının sona erdirilmesi gibi uçuk fikirler, hukuk devleti ile bağdaşmamaktadır. Durduk yerde parti kapatma davasının açılmayacağı da bu dava ile kesinleşmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı kendisine verilen görevi layıkı ile yapmış, Cumhuriyet'in temel anlayışına ters düşen AKP'nin frenlenmesi ve partinin dış destekçilerine de Türkiye'de rejimle oynanmasına karşın demokrasiyi koruyan dinamiklerin hala dimdik ayakta olduğu mesajını vermiştir. Bundan sonra ne olacak? Kaygılar çok fazla. Kısa sürede rejim karşıtlığının altı yılda aldığı yola bakınca ve kapatmama kararı sonrasında, kararın gerisini okumayıp, AKP ile birlikteliklerinin kendi yararlarına sonuçlarından hoşnut dış güçlerin mesajlarına bakınca, Türkiye'nin dipsiz karanlıkta yürümeye devam edeceği gibi bir algı güçleniyor. "Onlarla iyi çalıştık" diyen ABD Dışişleri szöcüsü; kararın AB çabalarını canlandırmak için fırsat olduğunu söylemiş. Lagendijk, kendisini rahatlamış hissetmiş!.. Tüm demokrasi havarilerinin unuttukları bir konuya dikkat çekmek isterim. Demokrasi açıklık rejimidir. Gizli gündemleri yoktur demokratik yönetimlerin. Ve demokrasilerde yürütmenin iki başı akraba evlerinde buluşarak halef selef ilişkiler içinde olmazlar. AKP'nin Başkanı ile Çankaya'daki 11.'nin gizli buluşmasından söz edildiğini anladınız. Türkiye'de anormalliklere "demokrasi" adının verilmesinden vazgeçilmesi için, muhalefetin güçlendirilmesi gerekiyor. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmediği, muhalefetin söylemlerinin ve gündemin sürekli çarpıtıldığı, gerek aydınlarına, gerekse halkına bedel ödetildiği Türkiye görüntülerinden kurtulmak için, muhalefet halkasının güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye dış güçlerin işbirlikçiliğinden hoşnut olduğu bir siyasal partiye mahkum edilmemeli!.. Kamuoyunun oyalanması işlevini iyi gören bir medya var. Güngören'deki bebekler dahil, 18 vatandaşımızın öldüğü, 115 vatandaşımızın da yaralandığı bombalı terör olayını son dakika haberi olarak veren haber kanalını izlerken, diğer kanalların yayınlarını kesmeyip, eğlence programlarını sürdürmeleri atlamamamız gereken vahim bir insanlık sorunu ve yayın politikalarının eleştirilme vaktinin geçtiğinin göstergesi değil midir? Daha vahimi, dışarıda olan bir arkadaşımın tüm evlerden eğlence programlarının sesinin geldiğini haber verişiydi. Güngören'de can pazarı yaşanırken, halkımızın çoğunluğuna eğlence izlettiriliyordu. Böyle bir yayıncılık anlayışının olduğu toplumda birlik duyguları nasıl tutkallanacak? Her terör olayından sonra olduğu gibi, bu vahşet görüntülerinin son bulmasını temenni ettik, ediyoruz. Yeterli olmuyor!.. Durmak yok yola devam diyen, anlaşılıyor ki, yalnızca AKP değil!.. Kapatılmama kararını gemi azıya almak olarak yorumlayanlar çıkmasın dileyelim.
http://www.haberekspres.com..tr/2008/08/01/yazi.php?id=1 |