20 Bin Yıllarından Günümüze
Tarih: 06-07-2008 14:13


ASLINDA TEMEL KONU KORKU İMPARATORLUĞU, EMPERYAL İMPARATORLUĞUDUR
2O BİN YILLARINDAN GÜNÜMÜZE TÜM SPOR OLAYLARININ DEVRİMCİ CEPHEDEN KISACA YORUMU VE YENİ İNSAN
Önce yaşam demek olan ya da Darvin’in kuramına verdiği isimle “Varolma Mücadelesi”nin bedendeki yansıması olan HAREKET-SPOR-OYUN VE HAZ bütününün ifadesi olarak spor…

Spor olgusunu böyle ifade ettiğimizde karşımıza “evren ve yerkürede” diyerek başlamak gerekecek. Konu dal-budak salacak…

Biz ezeli konuya basitten zora doğru giderek açıklamaya çalışalım.

Spor olgusunun(biyolojik bağlamda) kırılma noktası Anaerkil Uygarlığın başladığı ve beynin aşağı yukarı evrimini bugünküne yakın tamamladığı, 20 bin yıllarından sonrasına bakmaya çalışacağız.

Tümelden tikele doğru giderek, biyolojik sporun, (hareket-oyun) devrimci cepheden gerçekçi yorumunu şu üç soruya yanıt bulunarak açıklanabilir, çözümlenebilir.

1. Kirlenen doğa ve ondan koparılagelmiş toplumsal varlık

2. Kirlenen toplumsal varlık

3. Kirlenen doğa ile kirlenen toplumun ürünü olan insan…

Şurası belirtmek çok önemli; aslında burada biyolojik temelde spor olgusu doğru açıklanabilirse her konu, başlıkta konu edindiğimiz her şey açıklanabilir.

Spor olgusu cephesinden bu diyalektik duruş ve bakış, pek çok konunun yanlışlığına-doğruya vurguyu da beraberinde getireceğine inanıyorum…

Eğer her şey birbirinin parçasıysa…

Eğer her şey içeriğinde karşıtını taşıyor ve birlikte ise(Karşıtların Birliği)…

Ezeli gibi görünen konuyu uzatmamak için 20.yüzyılın başından alırsak, şu yorumu yaparak başlayalım.

Uygulanan spor kirlenen insanın sporu olduğundan;

1.Uygulama kültürel şizofrenidir.

2.Travmadır. Vurgundur.

3. Sömürüdür, afyondur, dinselleştirilmiştir, maskaralıktır, ilkelliktir. Yani insanın doğasına da toplumsalına da ters gelen bir spor söz-konusudur. Son çözümlemede yarış bağlamında toplumsal varlığa da ters gelmektedir. Bütün yazılarımda bunu işlemeye çalışıyorum. Emperyal dönemde hemen her şey gibi tamamen rayından çıkmış görünüyor.

Çağımızda her olgu gibi spor olgusu da sporcu da kirlenmeden fazlasıyla payını almış, vurgun yemiş, kültürel şizofreniye uğramış ve travmatik insanın oyunu olmuştur. Çarpıtılmış insan, çarpıtılmış doğa ve çarpıtılmış toplumsal varlığın ürünü olmuştur. Bu sonucun sporu da doğal olarak yukarıdaki hastalıklara yakalanmıştır. Sadece ve sadece bu bağlamda bile artık insan ve insanlık dayanamamaktadır. 1980 sonrası insanlığın intiharları 20 kat artmıştır. Bu çok belirgin bir göstergedir.

“Üçüncü Sosyalizm Girişimi” bu kez hatasız olmalı ki, doğa ve toplum bütünlüğünde yeni insanın doğası, kurtuluşun yatağına oturabilsin!! Özellikle doğa, şimdiye değin harcanan doğa yeni insana bu şansı verecektir. Doğadan az-çok bağımsızlaşmış insan için bile bu şans vardır!

Doğa kendisinden az çok bağımsızlaşmış, doğayı yok etmeye kalkışmış insana bile bu şansı verecektir, vermelidir. Ama ve ne yazık ki kanımızca bu “onay”, bir şansı da içeriyor; evet bir şansı içeriyor olması…

 

Hastalığın kökenine inmek için devrimci, yeni insanı, yani “KARŞIT İNSANI” açıklamak gereği vardır…

Karşıt insanı, yani “yeni insanı” makalenin sonunda açıklamak gereğini düşünüyoruz.

Tabidir ki doğa ve toplumsal varlık bütünlüğü içinde yaşam bulmuş insanı…

Çünkü doğa ve toplumsal varlık ve onun insanı yaşamaya koşulludur diyelim.

20. yüzyıl, sorunlarını 21. yüzyıla devir etmiş bir çağ’dır…

Fakat bu sorunların içinde öyle bir kaç tanesi vardır ki, işte onlar, tüm önemi ve yakıcılığıyla 21. yüzyılı, 20. yüzyılın uzatılmış parçası haline gelmiş olgulardır.

Bu önemli ve yakıcı, çelişkili olgular nelerdir?

Bunlardan birincisi emperyalist kavga; bu, baskı ve sömürüye karşı ezilen halkların ve ulusların bağımsızlık ve egemenlik kavgasıdır. Bu baş çelişmedir.

İkincisi de sosyalizm kavgasıdır. Sosyalizmin kapitalizme karşı savaşımı, başka deyişle emek-sermaye çelişmesidir. Bu da temel çelişkidir.

Dünya baş ve temel çelişmelerin varlığında üç tip demokrasi gördü:

1) Burjuva demokrasisi (Liberal demokrasi),

2) Halk demokrasisi(MDD)

3) Ve Sosyalist demokrasi...

Söz konusu üç tip demokrasinin insan kavramı da genel olarak iki tip insana yol açar. Başka deyişle, halk demokrasisi son çözümlemede, bir geçiş tipi demokrasisi olarak;

ya liberal demokrasiye

ya da sosyalist demokrasiye dönüşmekle insan ikileşir.

Günümüzden esinlenerek korku imparatorluğu, emperyal imparatorluğa nasıl gelindi. Başka deyişle “ölüm-kalım güdüleri” dediğimiz; “hainlikler, aldatmalar, bencillikler, baş olmalar, sahip olmalar” nasıl ortaya çıktı ve nasıl bu değin keskinleşti, ölümcül sınıra değin dayandı...

Devam edecek


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
İsmail Karali tarafından yazıldı