AHMET HAKAN, HASIM KILIÇ VE...
Tarih: 03-07-2008 17:13


Emcet Olcaytu

AYDINLIK

29 Haziran 2008

Aydınlık'ın 22 Haziran 2008 tarihli 1092. sayısında, Ahmet Hakan'ın (aynen) aktardığımız yazısında şu cümle dikkat çekiyordu:

"33 yıl önce yayınlanan İBDA-C adlı örgütün yayın organında "H. Kılıç" imzasına rastlanmış... Bu "H. Kılıç"ın, Haşim Kılıç olmadığı ortaya çıktı..." (Hürriyet, 20 Haziran 2008)

Ahmet Hakan, köşesinde niçin bu yalana yer verdi?

Bunun nedenini, saflığımdan olsa gerek; "konu ile üstünkörü ilgilenmek" zannetmiştim.

Değilmiş...

Çünkü Aydınlık'ın, A. Hakan'ın yazısını aktardığımız sayısında, önceki kanıtlara ek olarak; Salih Mirzabeyoğlu'nun ve Baran Dergisi'nde Avukat Harun Yüksel'in tanıklıkları da yer aldı. 32 yıl önceki Gölge Dergisi'nin Haşim Kılıç ismini içeren sayfası da Aydınlık'ta yeniden yayımlandı. Böylece, Hürriyet'te ileri sürülen "33 yıl önce yayınlanan İBDA-C adlı örgütün yayın organındaki... 'H. Kılıç'ın, Haşim Kılıç olmadığı ortaya çıktı..." iddiasının, yalan olduğu belgelenmiş oldu. Ne var ki; sadece A. Hakan değil, Hürriyet'in hiçbir sorumlusu, "Aydınlık'ı yalan haber yapmakla, yalan haberde ısrar etmekle, gözü dönmüşlükle, iftiracılıkla suçlamış olmaktan", zerre kadar utanç duymadı. Hürriyet Gazetesi, Ahmet Hakan tarafından ortaya sürülen bir yalanı yaymış olmaktan rahatsız bile olmadı. 

AYAĞINDA KUNDURA...

Her tarafı çürüdü, göğsüne vura vura... desem, Hürriyet'in durumuna uygun olacak. Her fırsatta, Doğan Medya Grubu'nun "yayın ilkeleri"ne bağlılıktan söz eden Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni, kendi gazetesinin bir haberini savunmak için; 24 Haziran 2008 tarihli yazısında; "Yok mu bir ombudsman... Samimi, dürüst, tarafsız ombudsmanlar arıyorum. Basın özgürlüğü adına, demokrasi adına arıyorum" diyor.

Ertuğrul Özkök'ün sadece kendi gazetesini ve haberlerini savunmak için "Basın özgürlüğü, demokrasi" arayışında olduğu anlaşılıyor. Hürriyet Gazetesi için "basın özgürlüğü ve demokrasi" olmalı. Ama konu Aydınlık'a saldırı ve Aydınlık'ı karalamak olunca... atış serbest! Ahmet Hakan Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinden, "gözümüze baka-baka" okuyucularına yalan söyleyebilir... Mesele Aydınlık'a saldırmak olunca bunu düzeltmek sorumluluğu da yoktur. Ergenekon yalanlarında da aynısı olmadı mı? Doğu Perinçek hakkında, en mantıksız iddia ve iftiralar, Hürriyet'te yer alabilir. Benzeri iftiralar, Aydın Doğan hakkında ileri sürüldüğünde, "gazetecilik ilkeleri" devrededir.

MANİ OLUYOR HALİNİ TAKRİRE HİCABI

Ahmet Hakan, yalan haberini "karalama ve saldırı" cümleleri ile süsleyerek Hürriyet okuyucularına takdim etti. Şu cümleler de, yalan haberi "inandırıcı göstermek" için yazıldı: "Ama iftiracılar boş durmuyor... Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ı yıpratmak isteyenlerin gözü dönmüş, ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor... 'Haşim Kılıç' imzasının yayın organında mevcut olduğunda ısrar ediliyor. ... Aydınlık dergisinin, iftira atma konusundaki mahareti ve bu konudaki sabıkası..."

Breh! Breh! Breh!

Bu ne cesaret?

Bu güne kadar, Ahmet Hakan'ın, "BOP Eşbaşkanlığı ile öğünenlere, Diyarbakır'ı BOP projesinde merkez yapacağını ilan edenlere, ABD ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma yaptım!" diyenlere karşı, "gözü dönmüş, ağzından çıkanı kulağı duymuyor" cinsinden bir laf ettiğini duyan, bilen, okuyan var mı? Bunun cevabını en iyi kendisi bilir ama muhtemelen, "hâlini takrire" hicâbı mâni olacaktır.

KARAKOLDA DOĞRU SÖYLER MAHKEMEDE ŞAŞAR

Burada kişisel tecrübelerime dayanarak bir tespit yapacağım: Ahmet Hakan, bu yalanını düzeltmediği için yargıya başvurduğumuzda, kendisini savunmak için "bin dereden su getirecek"... "Ben iftiracı demek istemedim... iftiradan sabıkalı derken şunu anlatmak istedim... gözü dönmüş kelimelerini Aydınlık için söylemedim... vb."

Ahmet Hakan'ı bu savunmalar elbette kurtarmayacak ama hedef; yalanı ucuza getirmek. Hükmedilecek tazminatın beşte dördünü işvereni Aydın Doğan ödeyecek. Böylece mesele "hukuken" halledilmiş olacak. Hürriyet, parasına güvenerek Aydınlık'a saldıran yazarlarının, yalan haberlerini görmezden gelmeye devam edecek. Tabii bunun da, kendilerine kazandırdığı "payeler" olsa gerek. Kritik zamanlarda; iktidara, bozuk düzenin sahiplerine, "sahiplerin-sahiplerine" şirin görünmenin, bin bir türlü mükâfatı olsa gerek.

BİR İHTİMAL DAHA VAR

Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni, bu yalanlardan niçin rahatsız olmaz? Acaba Ertuğrul Özkök, "Ben Ahmet Hakan'ın yazısını okumadım..." ya da "Aydınlık'ın itirazından haberim olmadı..." diyebilir mi?

Bunu bilemem elbette... Hürriyet'te yayımlanan "yalan haberler"e önem vermedikleri ortada. Bu düzen devam ettikçe, Hürriyet'in çifte standardı devam eder.

Benim aklıma, bu çifte standarda karşı şöyle bir "yaptırım" geliyor:

Aydınlık'ın da, Hürriyet'in de geçmiş sayıları ortada...

Biz, Hürriyet'in gerçekdışı olduğu kanıtlanan haber ve yayınlarının "çetelesi"ni çıkaralım. Ahmet Hakan da, Aydınlık için böyle bir çetele çıkartsın.

Çeteledeki her "çizik", rakip kaleye atılmış bir gol sayılsın.

Skoru tahmin edebiliyor musunuz?

Tüm zamanların en büyük hezimeti...

"Dokuz-sıfır" mı? "Doksan-sıfır" mı? Yoksa "dokuz yüz-sıfır" mı?

Aydınlık'a, "iftiracılıktan sabıkalı" diyen Ahmet Hakan'a, benden bir de avans: "Ergenekon haberleri hariç!"

Tamam mı...


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Ali Kilic tarafından yazıldı