102. gündür sahnelenen bu kanunsuzluğa, Cumhuriyet tarihinin en büyük kanunsuzluğu demek kesinlikle abartı değildir.
Aynı şekilde Prof. Dr. Emin Gürses 132 gündür tutuklu. Yazar Ergün Poyraz'ın tutukluluğu ise bir yılı buldu.
12 Eylül döneminde ikibin sanıklı DİSK davası bu kadar sürede hazırlanmıştı. MHP ve Dev-Yol davaları yüzlerce sanık ve binlerce olayı içeriyordu ve daha senesi dolmadan iddianameler hazırlandı, sanıklar hakim karşısına çıktı.
Ki o dönem Askeri Yönetim dönemi idi. Anayasa askıya alınmıştı.
Bu soruşturmada ise birbiri ile ilgisi olmayan, birbirlerini tanımayan 48 kişi tutuklandı. Ortada İddianame yok, delil yok, olay yok ama tutukluluk ısrarla sürdürülüyor. *Çünkü amaç başka…*
Herkesin gözü önünde Amerika'nın gözetim ve denetimi altında F Tipi örgüt aracılığı ile karşı devrimci bir "Ilımlı İslam Darbesi" hayata geçiriliyor.
Doğu Perinçek ve arkadaşlarının tutuklanmalarını gerektirecek bir kanıt yok ama bu "Karşı Devrimci Ilımlı İslam Darbesi"nin bütün kanıtları orta yerde. *VAŞİNGTON'UN EMRİ*
Tayip Erdoğan'ın yakın dostu Fehmi Koru; "Ergenekon Operasyonu için 5 Kasımda Vaşington'da yapılan Bush-Erdoğan görüşmesinde düğmeye basıldığını" açıkça söyledi ve yazdı.
Avrupa Birliği yöneticileri defalarca aldıkları kararlarda; "Ergenekon Operasyonu'nda sonuna kadar gidilmesi gerektiğini" Tayip Erdoğan Hükümeti'ne bildirdiler.
Bundan daha açık kanıtlar olamaz. Emir Atlantik ötesinden gelmiştir. Uygulama Amerika ile birlikte Avrupa'nın gözetimi altında yapılmaktadır.
Başlı başına bu durum Türkiye'ye karşı işlenmekte olan suçun yeterli bir kanıtıdır. Mütareke yıllarından bu yana ilk defa bu ülkede yabancılar, yargı sürecine bu kadar müdahil oluyorlar.
Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey işgalcilerin emri üzerine asılsız suçlamalar ve yalancı tanıklar kullanılarak idam edilmişti. Türkiye Kurtuluş Savaşı ile bu zillete son verdi.
Ama işte 90 yıl sonra aynı zilleti bir kez daha yaşıyoruz. Halen Kanada'da Haham olarak hayatını sürdürmekte olan CIA ajanı Tuncay Güney'in 2001 yılında Polise verdiği ve "deli saçması" bulunarak bir kenara atılan ifadelerinden hareket edilerek bu ülkenin yurtseverleri hapislere atılıyor.
Önce tutuklama yapılmış, sonra kanıt arama işine girişilmiştir. Tutuklular tekrar tekrar sorgulanmakta, bazı tutuklulara istenen ifadeyi vermesi için teklifler götürülmekte, hukukun ayaklar altına alındığı akıl almaz bir soruşturma sürdürülmektedir. *YALANLAR*
AKP'nin Adalet ve İçişleri Bakanları, 'Doğu Perinçek ve arkadaşlarının, o gün erkenden yurt dışına çıkacakları duyumunu aldıkları için sabaha karşı operasyon yapmak zorunda kaldıklarını' açıkladılar.
Yani "kaçacaklardı" demeye getiriyorlar.
Koca koca Bakanlar yalan söylüyorlar! Suçluların telaşı içinde yalan söylüyorlar.
Doğu Perinçek ve arkadaşları 21 Mart günü gözaltına alındılar. Yurt dışına ise 22 Mart günü çıkacaklardı. Üstelik Almanya'nın Hannofer ve Hamburg kentlerinde, Türk vatandaşlarına yönelik ırkçı saldırılara karşı yapılacak olan "Kardeşlik" toplantıları, günler öncesinden basında ilan edilmişti. Toplantılar, bu şehirlerdeki Türkiye Cumhuriyeti Konsoloslukları ile Büyükelçiliğimizin bilgisi ve desteği ile gerçekleştiriliyordu.
Yani Doğu Perinçek, Ferit İlsever ve Kemal Alemdaroğlu Dışişleri Bakanlığının bilgisi dâhilinde yapılacak olan bir toplantıya gidiyorlardı
Adalet ve İçişleri Bakanlarının yalan söyleme ihtiyacı duymaları da işlenen suçun başka bir kanıtıdır.
Ayrıca ülkeden kaçmak, vatana karşı emperyalistlerle işbirliği yapanların milletin öfkesinden kurtulmak için başvurdukları bir yoldur. Vahdettin gibi. Damat Ferit gibi.
Yurtseverler ise hapislere girdiler, yargılandılar, idam edildiler ama vatanlarını, emperyalizmin işbirlikçilerine bırakarak kaçmak gibi bir davranışı hiçbir zaman akıllarına bile getirmediler. *DİĞER KANITLAR*
Evet, F Tipi Çete'nin taşeronluğunu üstlendiği "Karşı Devrimci Ilımlı İslam Darbesi" bütün kanıtlarıyla orta yerdedir.
Örneğin İşçi Partisi'nden çıktığı söylenen belgeler, Savcılığa götürülen çuvalların daha mührü açılmadan F tipi medyada manşet oldu?
Sözümona "Ergenekon İddianamesi", daha Başsavcının önüne gitmeden Tayip Erdoğan'ın Çalık Grubu tarafından alınmasına aracılık ettiği Sabah gazetesinde manşet oldu.
F tipi medyanın amiral gemisi olan Zaman Gazetesinde Dr. Murat Yılmaz adlı bir yazar, "İddianame açıklandığında basında manşete çıkan haberlerin o iddianame içinde olmadığı görülecektir" diye yazdı. Demek ki daha Başsavcının önüne gitmeyen "İddianameyi", bu F Tipi Yazar görmüş bulunuyor. Alın size bir kanıt daha.
Tutukluların ve avukatların ulaşamadığı belgeleri içeren kitaplar yayınlanıyor.
Başka kanıta ihtiyaç var mı?
mbgultekin@ip.org.tr Bugün, Cumhuriyet tarihinin en büyük kanunsuzluğunun sahneye konulmasının 102. günü. Doğu Perinçek ve diğer İşçi Partisi yöneticileri hiçbir delil olmadan, yasalar çiğnenerek önce gözaltına alındılar, sonra tutuklandılar. Vicdanları isyan ettiren bir kanunsuzluk ısrarla sürdürülüyor.
|
|