Laiklik, baskıcı ve faşist rejimin “merkezi kavramı” haline getiriliyormuş... Böyle olunca da laiklik, yanlış ve tehlikeli bir biçim alıyormuş... Felsefi bir inanç ve yaşam biçimi olarak İslam dini karşısına çıkarılıyormuş..
Ve... Bunun da özgürlükçü ve demokratik bir laiklikle uzaktan yakından ilişkisi yokmuş... Tarikat şeyhlerinin müritleri tosuncuklarla bizim Soros’un Çocukları’nın demokrasi ve özgürlük anlayışı bu işte... Türkiye’de 60 bin kaçak Kuran kursu bulunuyor bugün... Gözden ırak, dağ başlarında kurulan kaçak Kuran kurslarında çocuklar kaçak ve ruhsatsız yapılarda yatıp kalkıyorlar. Yaşları 8-16 olan kız ve erkek çocuklar buralarda eğitiliyor. Devlet ise bu kaçak Kuran kurslarını sadece seyrediyor... Konya’nın Taşkent ilçesinin Balcılar beldesindeki kaçak Kuran kursu gaz sıkışması sonucu yerle bir oldu ve 18 kız çocuğu yaşamını yitirdi. Bu yurt kimindi? Süleymancıların... Yüz metre ötede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kuran kursu varken, Süleymancılar devlete kafa tutarcasına kaçak Kuran kursu açıp, kapısına bir tabela koymuşlardı: “Boğaziçi Kız Öğrenci Yurdu...” Din bezirgânları, tarikatlar ve CIA destekli medya, laik demokratik Cumhuriyetle hesaplaşıyor artık. Ortodoks liberaller ve AKP yandaşı küreselci İslamcılar “tek kol çengi”, yurtseverlere, Kemalistlere, sosyalistlere saldırıyorlar... Zaten sermayesinin nereden geldiği tartışma konusu olan gazete bunun ilk işaretini vermişti: “1923’te kuruldu, 2008’de arınıyor...” *** Bu bir hesaplaşmaydı!.. Karşıdevrimci güçler “Ergenekon” üzerinde yola çıkıp laik demokratik Cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşlarına karşı atağa geçmişlerdi... Cumhuriyet mitinglerine katılan Atatürkçüler, demokratlar, solcular örgütün birer militanıydı(!) akıllarınca. Ergenekon’un merkez üssü ise Cumhuriyet gazetesi, İşçi Partisi ve Aydınlık dergisiydi. Yaşamlarını devlet içinde örgütlü çetelerle mücadele ederek geçiren bizlere açıkça saldıran Fethullah’ın müritlerine bugün bir çift sözüm var: “Haydi başka kapıya...” Laik demokratik Cumhuriyeti yıkmak ve yerine dine dayalı devlet kurmak isteyenlerin düşleri kursaklarında kalacak, bunu böyle bilsinler.. Bizler devlet içinde örgütlü çetelerle, din bezirgânlarıyla yaşamımız boyunca mücadele ettik ve hâlâ ediyoruz.. Susurluk çetesini, Hizbullah’ın PKK’ye karşı devlet tarafından korunup kollandığını yazan bizleriz, dinciler değil. Fethullahçı Gladyo’nun koruması altında olan zibidilerin şimdi karşımıza geçip Cumhuriyet’e ve çalışanlarına ders vermelerine, İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay’ı karalamalarına sadece gülüp geçiyoruz.. Ergenekon iddianamesini okumayı sürdürüyorum. İddianame arapsaçına dönmüş. Her şey iç içe.Telefon kayıtları (telekulak) iddianamede yer alıyor. Dün değindim. Özel yaşam iddianamede. İşin ilginç yanı, Ergenekon iddianamesinde MİT’in ve TSK’nin örgütle bağlantısı olmadığı yazıldığı halde, neden tarikatçı ve dinci gazeteler muvazzaf subayların adlarının baş harflerini yazıp görev yerlerini açıklıyor. Bir de adı belli olmayan lideri var örgütün: “İki kız çocuğu olan, sarı saçlı, göçmen tipli, sert mizaçlı...” *** Elbet gözaltına alınan bazı kişilerin mafiyöz ilişkileri yok değil, var. Bunlar bana hiç yabancı değil. Susurluk çetesinde bu isimleri gördük. Geçmişi karanlık adlar var da, bağlantılar yok ortada. Baştan beri söylüyorum... “Ne şeriat, ne de darbe! Çetelerle sonuna dek mücadele!” Demokrasinin, özgürlüğün genişlemesinden yanayım; yargıya güveniyorum... Kendilerini “demokrat”, “özgürlükçü” olarak gören din baronlarına, yobazlara, dış güçlerin maşalarına, Soros’un Çocukları’na sesleniyorum. “Sizler gerçekten demokrat ve özgürlükçü müsünüz?” Darbe karşıtlığının sınırlarına, Ezilenlerin Sosyalist Platformu’nun ilanına uyguladığınız sansüre şimdi hangi kılıfı uyduracaksınız? Haydi yanıt verin... Birgün gazetesinin size attığı şamara!.. hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 02126 343 72 69 Cumhuriyet |