O arabayı gördünüz mü?
Şemdinli'de, olaylara karıştığı iddiasıyla tutuklanan uzman erbaş Tanju Çavuş 'un yakılan arabasından söz ediyorum... Daha doğrusu arabanın üzerine yerleştirilen Atatürk büstünden! Arabayı yakanlar Şemdinli Lisesi'nin bahçesinden söküp getirdikleri büstü arabanın üzerine yerleştirip ateşe vermişler...
- İşte o an, sözün bittiği andır!
Şemdinli, ardından Yüksekova, ardından Hakkâri, sonra Diyarbakır, Mersin, İstanbul... Yapılmak isteneni yalnızca sıradan bir ''provokasyon'' diye düşünenler fena halde yanılıyor. Oynanan oyun, gayet profesyonelce tasarlanmış, ''bir taşla çok kuş vurmaya'' odaklı bir senaryonun özenle sahneye konan sondan bir önceki aşaması! Ve bu senaryoyu yazanlar, sahneye koyanlar ve piyonlar, üstlerine düşen görevi şu ana kadar eksiksiz yerine getirdi!
- Şimdi sıra son aşamada!
****
Terör uzmanlarının bile, ''Olmaz ki, bu denli akıl dışı provokasyon yapılmaz ki'' şeklinde tepki verdiği Şemdinli'deki bombalama olayından sonra bölge bir anda ''ateş çemberine'' dönüverdi. İş, sanıkların bulunmasından, olayın aydınlatılmasından süratle çıkıp, PKK ve Barzani lehine gövde gösterisine dönüşüverdi.
Aynı sıralarda olayların gölgesinde kalan bir başka haber yansıdı medyaya; Barzani, Güneydoğulu 250 gence 100 dolar aylık bursla Kuzey Irak'taki Selahaddin Üniversitesi'nde okuma olanağı sağlamıştı!
Tayyip Bey , olayların üzerinden neredeyse iki hafta geçtikten sonra, bölgeyi ziyaret etti. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, bölücü sloganlar eşliğinde, gayet soğuk karşılandığı ziyaret süresince çelik yelekle dolaştı. Tayyip Bey bölgeden döner dönmez bir ''üst kimlik, alt kimlik'' tartışması başlattı. Anımsarsanız, yaz aylarında da Diyarbakır'a gitmiş, ''Kürt sorunu vardır'' demiş ve olaylar başlamıştı!
Yine aynı günlerde, Hulki Cevizoğlu 'nun ''Ceviz Kabuğu'' programına çıkan Kürd-Der sözcüsü İbrahim Güçlü , Türk halkının gözünün içine baka baka, ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Güneydoğu'da işgalci olduğunu, o topraklar üzerinde yalnızca Barzani'nin iktidarını tanıyacağını'' söyledi! Böylece ''kimlik'' konusunda ne düşündüğünü açıkça kusmuş oldu! Aynı zatın, TBMM'ye ve İngiltere Büyükelçiliği'ne ''Federal devlet istiyoruz'' şeklinde dilekçe verdiği de öğrenildi!
Ancak asıl hedef, daha sonra ortaya çıktı; Amerikan Newsweek dergisi, Güneydoğu'daki olaylarda ihalenin ordu üzerinde kaldığını ima edip şu yorumu yaptı:
- Başbakanın eline böylece, güvenlik kuvvetleri içinde temizlik yapma imkânı geçti...
Türkçeye çevirirseniz şöyle oluyor; ''ordu içinde arzulanan düzenleme!'' Buna, Korkut Özal 'ın, durup dururken, ''Ben Başbakan olsam Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün görev süresini bir yıl uzatırım'' sözlerini ve Anavatan Partisi milletvekili Emin Şirin 'in, ''Fethullah Gülen 28 Şubat döneminde 'Hilmi Özkök göreve gelirse çok rahat ederiz. Biz onun albay olmasına bile çok şaşırmıştık' diye konuşmuştu'' iddiasını da ekleyin... Ankara kulislerinin aylardır Genelkurmay Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı'na aday gösterileceği söylentisiyle kaynadığını da üstüne koyun...
- Şimdi, tüm olanları bir kez daha düşünün... Ne görüyorsunuz?!
İbrahim Tatlıses'e teşekkür Radyo Tatlıses'te yaklaşık dokuz aydır hafta içi her sabah ''Sesli Gazete'' programını yapıyorum. Bu program için davet edildiğimde İbrahim Tatlıses ile konuşmuş, ''İktidar sahiplerinin ve yandaşlarının pek hoşuna gitmeyecektir. Baskı gelebilir, emin misiniz'' diye sormuştum. Yanıt aynen şöyleydi:
- Bizim hiç kimseye minnet borcumuz yok!
Bu laf üzerine programa başladım. Dokuz ay boyunca, radyo devredilene kadar bırakın müdahaleyi, tek bir serzeniş bile duymadım. Demokrasi, fikir özgürlüğü söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayan kimi kesimlerin korkak ikiyüzlülüğü yanında böylesine mütevazı ve dürüst tavrın sahibine en azından bir teşekkür etmek boynumun borcudur.
Sesli Gazete'nin başı dik, özgür ve gerçekleri anlatan yayını ise aynı şekilde sürmektedir.
|