Evet, farkında mısınız?..
Türkiye tam anlamıyla kuşatılmış durumda... Bir yandan ''Ilımlı İslam'' projesi bağlamında ülkeyi dönüştürmekle yükümlü şeriatın acımasız ve bir o kadar karanlık kıskacı...
Diğer yandan ''Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'' çerçevesinde, Diyarbakır'ın ''yıldız'' konumuna yükseleceği, Türkiye'den kopartılmış bir Güneydoğu senaryosu...
Bir diğer yandan, bu iki ''kalkışmanın'' cenderesi içinde bunalan ülkenin İskenderun Limanı'nı, ABD'nin deniz üssü yapmaya yönelik ince manevralar...
Ve toz duman arasında İran'a karşı düzenlenecek ''fetih harekâtında'' Türkiye'yi en hafif deyimiyle maşa olarak kullanmaya yönelik taktikler...
Kuşatmanın hiçbir ayağı birbirinden bağımsız değil!.. Hepsi birbiriyle sıkı sıkıya ilişkili... Tüm dayatmaların ortak noktası son derece açık, son derece net:
- Büyük Ortadoğu Projesi'nde bir sonraki aşamaya geçildi!..
***
Kürt ırkçılarının şımarıklığı ve cüreti de işte buradan kaynaklanıyor!..
Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir' in, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök 'e aylar önce söyledikleri, bugün olanları gayet iyi anlatıyor:
- Baydemir, Başbakan'ın ''Kürt sorunu vardır'' açıklamasından sonra PKK'nin dağdaki elebaşısı Murat Karayılan 'la görüşmüş. Karayılan af çıktığı takdirde dağdan ineceklerini söylemiş. Hatta çok düşündürücü bir detay bile vermiş, ''Af çıktığı takdirde biz de, İzmir ve İstanbul'da depolanan patlayıcıların yerini, Güneydoğu'ya yerleştirilmiş mayınların haritasını veririz'' demiş. (31 Mart Hürriyet Gazetesi)
Baydemir'in, Karayılan'la istediği zaman görüşmesini, Karayılan'ın en mahrem konularda Diyarbakır Belediye Başkanı olan zata adeta direktif verir gibi açıklamalar yapmasını bir tarafa bırakalım; açıklamanın içeriği dehşet vericidir ve Türkiye'ye yönelik senaryoyu olanca açıklığı ile ortaya koymaktadır...
Gelin, Baydemir'in Diyarbakır'daki olaylar sırasında göstericilerle el sıkışıp yaptığı konuşmaya da bakalım:
- Sizler kimliğinize ve acınıza sahip çıktınız. Cesaretinizi kutluyorum. Şimdi eyleme son verin. Keşke ölenlerin yerine ben ölseydim. Şimdiye kadar 17 kişi öldü. 18 olmasın...
Baydemir'in, ''keşke yerine ben ölseydim'' dediği 17 kişiden 14'ü Muş'ta güvenlik güçleriyle çatışmada öldürülen PKK'li teröristlerdi... Bu teröristlerden yarısı ise Irak ve Suriye vatandaşıydı!..
Yetmediyse DTP eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk 'ün yaptığı şu açıklamayı okuyun:
- Muş kırsalında gerçekleştirilen operasyonda katledilen 14 gerillanın cenaze törenleri sırasında yaşanan olaylar, çözümsüzlük politikasının sonucudur...
Yine de ''acaba?'' diyorsanız, Demokratik Toplum Partisi Siirt İl Başkanı Murat Avcı 'nın, ''Kimse dükkânlarını açmayacak, öğrenciler okula gitmeyecek'' çağrısı yaptıktan sonra, Şakir Süter 'in Akşam'daki sütununda yer alan şu sözlerini bir tarafa yazın lütfen:
- Ordu, Kürdistan'da akıttığı kanın hesabını vermelidir!..
***
Her şey ortada değil mi?!.
ABD'nin kanatları altında, Türkiye'den (İran ve Suriye'den de tabii) koparılacak topraklar üzerinde kurulacak ''Büyük Kürdistan'' projesi için kanla çizilmiş bir senaryo sahnede kesintisiz oynanıyor!.. Bu senaryonun en önemli ayağını ise denize çıkış ve su kaynakları oluşturuyor. Daha açık söyleyelim isterseniz:
- İskenderun ve GAP!!!
ABD'nin ''çaktırmadan'' İskenderun'a deniz üssü kurmaya çalışması bana on yıl süreyle Güneydoğu sınırımızda konuşlanan ''Çekiç Güç'' ü anımsattı... O yılların sonunda adı henüz konmamış Kürt devleti oluşturulmuştu!.. Tüm bu senaryoların ışığında Cumhuriyet gazetesinin günlerdir sorduğu ''Tehlikenin farkında mısınız'' sorusu yaşamsal bir anlam kazanıyor. Eğer farkındaysanız yapılacak şey hangi açıdan bakarsanız bakın çok açık:
- CUMHURİYET'inize sahip çıkın!..
|