Barzani'ye Havale Etmek!
Tarih: 01-12-2005 12:11


Şu sözlere bakın:

- Şemdinli olaylarıyla ilgili olarak, oradaki vatandaştan tanık olarak istifade edemezsiniz. Orada bölücü örgütün istemediği bir şey söylemezse yanmıştır. Çünkü tehdit altındadır...

Kime ait bu vahim sözler? Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanına! Tehdit edilen kim? Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları! Tanıklık ederse, bölücü örgütün hoşuna gitmeyen bir şey söylerse yanacak olan kim? Yine Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları!

Peki, Tayyip Bey o makama, Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmezliği, huzuru, refahı için gelmedi mi? Bu ülkenin yurttaşlarını her türlü tehdit ve tehlikeye karşı korumak onun ve kabinesinin görevi değil mi? Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı yönettiğini iddia ettiği ülkenin bir parçasını yönetemediğini itiraf etmiş olmuyor mu?

- ????????

****

Hafta sonu Antalya'da DYP'nin mitingini izledim. 10 bini aşkın öfkeli insanın sloganları eşliğinde konuşan Mehmet Ağar , çok ama çok ağır ithamlarda bulundu. En ağırı ise şuydu:

- Türkiye Cumhuriyeti'nin acz içindeki Başbakanı, Güneydoğu sorununu Barzani'ye havale etmek üzeredir!

Günlerce bekledim; Tayyip Bey ya da kurmaylarından biri böylesine ağır bir itham karşısında mutlaka tepki verir diye düşündüm. Gerçekten de verdi, yukarıdaki açıklamayı yaptı! Tayyip Bey'in özel uçağında İspanya'ya giderken gazetecilere yaptığı açıklamayı hayret ve dehşet içinde okurken aklıma miting alanında yukarıdaki sözleri gayet açık ve net bir şekilde haykıran Ağar geldi. Konuşması sonrası sohbet ederken ''Güneydoğu'yu Barzani'ye havale iddianız inanılmaz, biraz açar mısınız'' soruma acı acı gülümseyip ''Şemdinli'ye gitmeyi bile cesaret meselesi olarak sunan bir Başbakan'dan söz ediyoruz, izleyin göreceksiniz'' yanıtını vermişti. Haklıymış...

- İzledik ve gördük!!!

****

Tayyip Bey, bu tür açıklamaları genellikle artık kalıcı ofisi haline gelen özel uçağında yapıyor. İspanya seyahati sırasında Şemdinli ile ilgili bu vahim açıklamanın ardından söylediği şu sözler, bizi yöneten zihniyetin hedeflediği yolu gayet açık bir şekilde ortaya koyuyor:

- Bizde nüfusun yüzde 99'u Müslüman. Yani din birleştirici unsur. Bizi birbirimize bağlayan en önemli unsur...

Laik bir ülkenin Başbakanı'nın bir İslam Cumhuriyeti yöneticisi gibi konuşması bir yana, din nasıl birleştirici unsur oluyor anlayamadım?! Dünya üzerindeki 52 İslam ülkesinden hangisi bir diğeriyle benzeşiyor? Hangisi bir diğerinin dostu? Yanıbaşımızdaki Arap ülkelerinin, ellerindeki onca zenginliğe karşın, dünya politikası üzerinde en ufak bir ağırlığının bulunmayışını, bilimde, kültürde açık ara geride seyretmelerini nasıl izah edeceksiniz?

Ülke içinde, birbirlerinin cenazesinde bile saf tutmayan cemaatler mi birleştirici unsur olacak? Yoksa, yüz küsur binlik kadrosunda bir tek Alevinin bile yer almadığı Diyanet İşleri Başkanlığı mı üstlenecek birleştirme görevini? Tayyip Bey'in ısrarla vurguladığı bu yol Türkiye'yi olsa olsa dünyada esamisi okunmayan diğer İslam ülkelerinin çırpındığı karanlığa götürür! Türkiye Cumhuriyeti'ni, emperyalizmin yeniden biçimlendirmek uğruna oluk oluk kan dökmekten çekinmediği bu kaynayan coğrafyada, bir arada tutabilecek biricik olgu çok açıktır. Onu da 80 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk işaret etmiş ve hayata geçirmişti:

- Yurt milliyetçiliği!

Yurtseverlerin biricik görevi, bu anlayışı yeniden tesis etmektir. İşbirlikçi kafaların ABD güdümünde ülkeyi sürüklemeye çalıştığı ''ılımlı İslam'' karanlığına karşı tek çıkış yolu da budur!


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku

Older news items: