Tuncay Güney, birçok kişi ve kurumu karşı karşıya getirdi. Ümranİye Davası’nın kilit ismi olarak görülen sahte haham Tuncay Güney, tam anlamıyla ülke gündemine oturdu. MİT’ten Emniyet’e, sokaktaki vatandaştan basına kadar herkes sahte hahamı çözümlemeye çalışıyor. İşte basına da yansıyan birbirinden ilginç bazı yorumlar...
İlhan Selçuk Sahte hamama itibar kazandırmaya çalışıyorlar! Enis Berberoğlu Kimileri yedekte tutuluyor ama davanın ekseni kaydı. Melih Aşık Böyle birinin ifadesi mahkeme için ne kadar değer taşır! Bekir Coşkun Enteresan bir arkadaş, birçok işi birden yapabiliyor! Basın, hahamı konuşuyor Ümraniye Davası’nın kara kutusu olarak görülen ve ifadesiyle birçok kurumu karşı karşıya getiren sahte haham, ülke gündemini meşgul etmeyi sürdürüyor. Akıl sağlığından karanlık ilişkilerine kadar yaşamı didik didik edilen Güney hakkında, gazetelerin ünlü köşe yazarları da ilginç yorumlarda bulundu. Deli mi, ajan mı? Milliyet gazetesi yazarı Melih Aşık, dünkü köşe yazısında Tuncay Güney’le ilgili şunları yazmış: “Ergenekon muhbiri Tuncay Güney hakkında Vatan gazetesi ” Zır Deli mi, Yalancı mı, Süper Ajan mı? “ diye manşet atmış. Psikiyatr dostumuz Kaan Arslanoğlu diyor ki: - Bir muhbir, çokca görüldüğü üzere, aklından zoru olan bir kişiyse, onun ifadelerine bir mahke me ne kadar değer verecek? Ya gizli tanıklarda böyle bir bozukluk varsa? Veya husumet sonucu ya da baskı veya menfaat karşılığı ifade veriyorlarsa... Üzerinde şüphe bulunan kişilerin, özellikle gizli tanıkların psikiyatrik gözlem altına alınıp hakkında akıl sağlığı raporu düzenlenmesi gerekir. Aksi halde adil yargılamadan söz etmek zorlaşır...” Haham bozuntusu Cumhuriyet gazetesi yazarı İlhan Selçuk da Ergenekon’un Damgası: ’Sahte Haham...’başlıklı yazsında Tuncay Güney’i irdelemiş. İşte Selçuk’un yazısından özetle bazı önemli satırbaşları: “...Ergenekon davasının bir sürü dedikodunun ve iddianın omurgasını oluşturan haham bozuntusu kim?.. Tuncay Güney... Meğer Tuncay Güney MİT ajanıymış... Bu haberi kim patlattı?.. Sabah gazetesi... Neden?.. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan gerekçeyi şöyle açıklıyor: ”...Şimdi ortaya çıkan belgeler, Güney’in bu hizmetleri sırasında MİT’le en azından ilintili olduğunu ortaya koyuyor... “ ...Katar Emiri’nin gazetesi Ergenekon iddianamesine bir hayat öpücüğü kondurmak istiyor.. Bunun için de Kanada’ya kaçan sahte haham ve dengesiz Tuncay Güney’e itibar sağlamaya çabalıyor... Sabah davayı büsbütün berbat edip damgaladığının farkında değil... Haydi hayırlısı...” Karmaşık bir ilişkiler ağı var CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Tuncay Güney’in mutlaka Türkiye’ye getirilip sorgulanması gerektiğini söyledi. Mengü, Ümraniye davasının, bir ajanın provokasyonuyla yönlendirilen düzmece bir dava olduğunu öne sürdü. Cumhuriyet’in haberine göre, Mengü, davanın siyasi bir proje olduğunu ilk günden beri söylediklerini ifade ederek, “Siyasi proje olduğu, siyasi iktidarın bilgisi dışında böyle bir operasyonun -ister MİT, ister MİT’in bir kanadı tarafından- yapılması mümkün değil. Tuncay Güney’le ilgili belgenin basına sızdırılması da bana göre MİT içindeki bir rahatsızlığın yansıması. Bu gelişme, bu davanın, iddianamenin nasıl bir hazırlık safhasından geçtiğini gösteriyor” diye konuştu. “Bu dava düzmece” diyen CHP’li Mengü şunları söyledi:
CIA kullanmıştır “İnsanlar bir ruh hastası, ya da bir ajanın -artık kimse, ne derseniz deyin- anlatımlarının kurbanı olmuştur. Suçlular yaratılmak istenmiş. Çok karmaşık bir ilişkiler ağı var. Bu adamı kullandıysa CIA kullanmıştır. İddianameye temel teşkil eden kişi ifade vermiyor, çapraz sorgulamaya tabi tutulmuyor, ama televizyonlara çıkıyor. İddianamenin nasıl düzmece olduğu buradan belli. Mutlaka Türkiye’ye getirilmesi gerekir. Bu adamı yurtdışına kimlerin kaçırdığına bakmak lazım. Bu işi tezgâhlayanlar tarafından kaçırılmış belli ki.” Bu saçmalık MİT’e nasıl ulaştı Hürriyet gazetesi yazarı Enis Berberoğlu da, dünkü köşe yazısında özetle Ümraniye davasını ve Güney’i ele almış: “...Yıllar sonra bir hahamın ifadesine monte edildim. Adım Ergenekon’un medya kanadında bir gün bile çalışmadığım gazetenin yazarı diye eklendi. İsmimi ananı hiç tanımam, soran ve kayda geçirenle ilişkimi yukarıda özetledim. Asıl merakım, ” Bu saçmalık nasıl olup da MİT’e ulaştı? “ sorusuydu. Geçenlerde çarpıcı bir hikáye dinledim, doğru olabilir mi, bilemem. Anlatanın yalancısıyım; Adil Serdar Saçan arşivini Beşiktaş’ta bir depoda saklarmış... Neticede Saçan’ın arşivi bir yoldan (posta bile olabilir) MİT’e ulaşmış. Gerisi zaten malum, MİT’teki işgüzarlar da... Ne zaman atladıkları bir terör saldırısı veya Şemdinli gibi kriz patlak verse... Yedekteki örgüt olarak Ergenekon’u Başbakanlığa, askeriyeye ihbar etmiş. Etmiş de kimse ciddiye almış mı? Hayır, ne gezer! Ta ki dört yıl sonra muhalefeti sindirme amaçlı operasyonlar başlayana kadar kimse Ergenekon’a ihtiyaç duymamış. Ergenekon davasının ekseni artık kaydı...” Saçları ensesinde lüleli kilit isim Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun da “Haham” başlıklı köşe yazısında Güney’i yazmış: “Ben bu kadar yeteneklisini hiç görmedim: Televizyoncu, gazeteci, diplomat, polis, MİT’çi, MOSSAD, CIA ajanı, eşcinsel, dolandırıcı. Bu kadar çok işi bir arada nasıl yapabiliyor?.. Lise 1’den terk, ama peş peşe üç büyük gazetede çalışabilmiş. Ergenekon davasının kilit ismi... Enteresan bir arkadaş. MİT bile sıra ona gelince bir tuhaf oluveriyor; onun, elemanları olmadığını açıkladılar... Ama aynı açıklamada bu değerli vatan evladına hangi kod adını verdikleri vardı: ” İpek... “ Demek ki kod orada... Kendisi yok... Ben televizyonda gördüm; anlında küçük kutsal kitap asılı, saçları ensesinde lüleli: ” Şimdi ne oldu?.. “Haham...” İnsana sanki Love Story’yi söyleyecekmiş gibi geliyor, ama o “Ergenekon’un sırlarını” anlatmaya başlıyor. Ve Türkiye’de yer yerinden oynuyor...” ‘MİT, BBG evine döndü’ CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Milli İstihbarat Teşkilatı’nı Meclis gündemine getirdi. Ersin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle dün TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, “MİT’le ilgili iddialar, bu kurumun güvenilirliğini erozyona uğratmaktadır. Çok gizli olması gereken belge ve bilgilerin sızdırılması, teşkilatı BBG evine çevirmiştir” dedi. Ersin, 1,5 yıl önce bir MİT mensubundan kendisine gelen bilgide, teşkilatta hizipleşme yaşandığı, hiziplerin birbiri aleyhine dosya düzenlediği, atama ve yükselmelerde haksızlık yapıldığı, gizli kapaklı işe alınan vali, yüksek bürokrat ve daire başkanı çocukları batı illeri ve yurtdışında görevlendirilirken, ’zenci’olarak tanımlanan torpilsizlerin doğu ve güneydoğuda görevlendirildiklerinin iddia edildiğini anımsattı. Ersin, Erdoğan’a, Tuncay Güney’in MİT’te çalışıp çalışmadığını da sordu. Yenicag |