Almanya’da Bu Hafta

HUGENOTTEN THILO SARRAZIN

Pazartesi, 06 Eylül 2010 | Prof.Dr.Mehmet Erdaş

article thumbnailEN ÇARPICI YALANI İSTATİSTİK HİLELERİYLE SÖYLÜYOR; BÖYLECE ALMANYA’ DA TÜM ALMAN HÜKÜMETLERİNİN ENTEGRASYON POLITIKALARININ İFLASINI ADETA GOEBBELS ROLÜNÜ OYNAYARAK TÜM DÜNYA...
Devamı

Ilgili Diğer Haberler
    Sözde Ermeni Soykırımı&#8217;nın 90. Yıldönümünün<br>Federal Almanya ve Ermenistan&#8217;daki Yankıl Yazdır
    Salı, 24 Mayıs 2005 19:06
    Sözde Ermeni soykırımının 90. yıldönümünün yaklaştığı bu günlerde Avrupa’da özellikle de Almanya’da diaspora faaliyetleri hareketlenmeye başlamıştır. Son günlerde sık sık Alman basınına yansıyan sözde Ermeni soykırımı ibaresinin ders kitaplarından çıkarılması Almanya Ermenileri Merkezi Kurulu Organizatörlüğünde faaliyet gösteren diaspora Ermenilerini adeta ayağa kaldırmıştır.

    Dr. Raffi Bedikyan başkanlığındaki Almanya Ermenileri Merkezi Kurulu daha Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müzakereleri öncesinde Ermeni-Alman kültürel ilişkilerinin geliştirilmesi ve sözde Ermeni soykırımının tüm Avrupa’da tanınmasına yönelik olarak Almanya’nın Dinslaken kentinde 17-19 Aralık 2004 tarihlerinde Uluslararası Ermeni Gençlik Konferansı düzenlemiştir. Bu vesileyle Ermenistan-diaspora ilişkilerinin güçlendirilmesi ve özellikle sözde Ermeni soykırımının tanınmasına yönelik çalışmaların aktifleştirilmesine ilişkin gayretler, 17 Aralık 2004 tarihinde Avrupa Parlamentosu binası önünde Türkiye’nin üyeliğine karşı yapılan yürüyüş tartışılmıştır. Ayrıca Almanya’daki diaspora Ermenilerinin faaliyetlerinin diğer Avrupa ülkelerindeki diaspora Eremnilerinin faaliyetlerine oranla etkinliğinin daha az olduğu ve bunun arttırılması bu tür toplanmaların ana konusunu oluşturmaktadır.

    Almanya’da okul kitaplarında sözde Ermeni soykırımından söz eden tek eyalet olan Brandenburg’ta bu konu ilk kez 2002 yılında ders müfredatına Eyaletin Eğitim eski Bakanı Steffen Reiche[1] tarafından konmuştur. Alman basınında bu konunun gündeme gelmesinin ardından, politikacılar, Almanya’nın bu konuyla ilgili olarak devlet politikasını belirledikten sonra ders kitaplarında işlenmesi yönünde fikir beyan etmektedirler. Özellikle de sözde Ermeni soykırımı konusunda bugüne kadar kapsamlı bir çalışma yapılmamış olması, tartışmaların bu noktaya gelmesinde etkili olmuştur. Tartışmaların bu kadar yankı bulmasının bir başka nedeni ise, bu konunun Türkiye’nin AB’ye tam üyelik görüşmeleri sırasında Almanya’da gündeme getirilmemiş olmasıdır. Bu vesileyle 3 Ekim 2005’te başlaması öngörülen müzakere gündeminin yeniden hareketlendirilmesi amaçlanmaktadır. Nitekim Almanya’da sözde Ermeni soykırımı konusu yeniden ders müfredatına alınmıştır.[2] Brandenburg Eyalet Başbakanı Matthias Platzeck, (Sosyal Demokrat Partisi-SPD) ders müfredatında yer alan soykırım konusundaki notun kaldırılmasının gereğini savunarak, soykırım gibi hassas bir konuya sadece Ermenilerin örnek gösterilmesinin yanlış olduğunu düşündüğünü açıklamıştır.

    Aslında Platzeck’in fikirlerinin bir anda bu kadar değişmesinin asıl nedeni Ermeni diasporasının baskısıdır. Özellikle Platzeck’in Ermeni Cumhuriyeti Büyükelçisi Karine Karzinyan ile yaptığı görüşme sonrasında bu durum daha da netleşmiştir.

    Federal Almanya (Federal Alman Sosyalist Partisi-PDS) Eyalet Meclisi Grup Başkanı Dagmar Enkalman, her ne kadar Platzeck’in bu tutumları için “başına buyruk” ifadelerini kullansa da Platzeck’in aslında başına buyruk olmadığı ve Ermeni diasporasının isteklerine göre karar aldığı ortaya çıkmıştır. Potsdam’daki Tarih Araştırma Merkezi’nin, “Ermeni soykırımı Almanya genelinde ders müfredatına girsin” yönündeki talebi ise güncelleştirilen Ermeni sorununun önümüzdeki günlerde bir başka skandalla anılacağının belirtisidir. Almanya’nın bu tür talepleri, kendisinin Yahudilere karşı işlediği soykırıma “hayali ortak” arama çabasından ileri gelmektedir. İşlediği soykırımın tam olarak ders müfredatında yer almamasının önemli nedeni de budur. Almanya’da yaşayan Ermeni nüfusunun Türk nüfusuna oranla daha etkili olduğu bu olaylarla bir kez daha kanıtlanmış ve diasporanın talepleri Almanya’daki Türk nüfusuna daha ağır basmıştır.

    Bu duruma benzer bir diğer olay ise, ABD başkan adayı John Kerry’nin başkanlık seçimi öncesinde de ortaya atılmıştı. ABD’deki diaspora Ermenileri, Türk basınını yanıltan ifadelere yer vererek, Kerry’nin başkanlık seçimini kazandığı takdirde, sözde Ermeni soykırımını ABD temsilciler meclisine kabul ettireceğini açıkladığını duyurmuşlardı. Kısa süre gündemde kalan bu açıklamaların ardından Kerry, basına verdiği demeçte, kendisinin böyle bir açıklamadan haberdar olmadığını ifade etmiştir. Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür,

    Almanca Basın (Federal Almanya, Avusturya, İsviçre)

    Alman basınının önde gelen basın yayın organları 28,29,30 Ocak 2005 tarihlerinde sözde Ermeni soykırımı konusunun ders kitaplarından kaldırılması ve yeniden ders kitaplarında yer alması konusu şu başlıklar altında değinmişlerdir:



    - Frankfurter Allgemeine Zeitung (28 Ocak 2005): 'Türk Gerçekleri'

    - Die Presse (Avusturya, 28 Ocak 2005) “Türklerin Ermenilere Soykırımı...'Yine Yapabiliriz’”

    - Kölner Stadt-Anzeiger (28 Ocak 2005) 'Açık Açık Konuşma Fırsatı'

    - Tages Anzeiger (İsviçre, 29-30 Ocak 2005) 'Dünya Ekonomik Forumu... Schmid-Erdoğan Görüşmesi'

    - Deutsche Welle (Radyo,28 Ocak 2005) 'Almanya'da Sözde Ermeni Soykırımı Tartışmaları'

    - Basler Zeitung (4 Şubat 2005) 'Ermeniler Türkiye'de Hala Hassas Bir Konu'

    - Frankfurter Rundschau (5 Şubat 2005) 'Büyükelçi Soykırım İddiasına İtiraz Ediyor'

    - Der Tagesspiegel (5 Şubat 2005) 'Ermeniler Platzeck'e Öfkeli'

    - Berliner Zeitung (7 Şubat 2005) 'Brandenburg'da Türk Müdahalesi Yok'

    - Der Tagesspiegel (8 Şubat 2005) 'Soykırım Yeniden Ders Müfredatına Alınıyor'

    - Die Welt (9 Şubat 2005) 'Soykırım... Ermeni Örneği'

    - Berliner Zeitung (9 Şubat 2005) 'Ders Müfredatı Tartışması... Platzeck Hatayı Kabulleniyor'

    Türk Diplomatının Tepkisi

    Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik, Brandenburg eyaletinin ders müfredatındaki sözde Ermeni Soykırımı ibaresinin 'Türklere ve yabancılara yönelik saldırılara yol açabileceği'ni[3] gerekçe göstererek konunun hassasiyetini dile getirmiştir. Büyükelçi’nin dile getirdiği gerekçe birçok kişi tarafından çeşitli tepkilere neden olurken, halkın büyük bir kısmı ise bu konuyla ilgili bilginin Türk bilim adamlarının da fikri alındıktan sonra ne yazılacağına karar verilmesi yönündedir. İrtemçelik’in de açıkladığı gibi, bu ibare aslında, Türk diplomatlarının baskısı üzerine çıkarılmamıştır. İrtemçelik’in bu açıklamalarına rağmen, Alman basını hâlâ soykırım ibaresinin Türklerin ricası üzerine müfredattan kaldırıldığını ifade etmektedir.[4]

    Alman eski Eğitim Bakanı Steffen Reiche’ın (SPD) da ifade ettiği gibi, Alman basınında sözde soykırım ifadesinin ders müfredatından çıkarılması lehimize görünse de, aslında bunun tam tersi söz konusudur. Ortaya çıkan tartışmalar, şimdiye kadar Ermeni sorunuyla ilgili tartışmalardan çok daha etkili olmuş ve bu durumda diasporayı amacına ulaştırmıştır. Böylece diaspora aslında uluslararası arenaya taşımak istediği Ermeni sorununu bu şekilde gündemde tutma konusunda başarılı olmuştur.

    Ekonomik Çıkmazdaki Ermenistan’da Sözde Soykırımın 90. Yıldönümü Faaliyetleri

    Ermeni haber ajansı Asbarez’in 27 Ocak 2005 tarihli yazısında Ermenistan Hükümeti’nin sözde Ermeni soykırımının 90. yıldönümü dolayısıyla yayınlayacağı kitaplara yer verilmiştir. Yine aynı kaynak, Ermenistan Hükümeti’nin bu konuyla ilgili faaliyetler için 36 milyon dramlık (yaklaşık 77 bin USD) bir ödenek ayırdığına da değinmiştir. Söz konusu yazı, aralarında çeşitli yazar ve tarihçilerin eserleri, yabancı ülkelerin soykırım hakkındaki resmî belgeleri, Alman diplomatlarının 1915-1918 arasındaki raporları ve Vahak Dadrian'ın 'Ermeni Soykırımının Tarihi' adlı eserini de içeren 27 kitaptan oluşmaktadır.[5] Buradaki en önemli nokta, ekonomik dar boğazda olan Ermenistan halkının, hükümetin bu faaliyetine yoğun ilgi göstermemesidir. Özellikle son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarında, halkın büyük çoğunluğunun ve özellikle de Ermeni gençlerinin bu konuya rağbet göstermediği ortaya çıkmıştır. 90. yıldönüm faaliyetlerine opera sanatçısı Renato Bruson’un 5 Şubat 2005’te Erivan’da Aram Khachaturian konser salonunda müzik konseriyle başlanmıştır.[6]

    Avrupa ülkelerinde ise, başta Fransa olmak üzere Ermeni diasporası daha aktif bir çalışma içindedir. Fransa basınında sık sık gündeme gelen Türkiye’nin AB’ye tam üyelik tartışmalarında çıkan haberler, Fransa’daki Ermeni lobisinin ne kadar aktif olduğunun göstermektedir. Almanya’dan farklı olarak, Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier’nin Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği konusunda Fransız halkının referandum talebine yönelik açıklamaları, sözde soykırım propagandası yapan Ermeni diasporasına açık bir destek niteliğinde değerlendirilebilir. Barnier’nin basına yaptığı açıklamada, “gelişmiş bir ülke olarak AB’ye tam üye olmaya hazırlanan Türkiye’nin geçmişi ile hesaplaşacağını ve 90 yıl önce Ermeni soykırımını yaptığını kabul edeceğini umduğunu” açıklaması, Fransa Ulusal Meclisi’nde her geçen gün biraz daha aktifleşen Fransa Ermenileri’nin Meclis’teki etkisini ortaya koymaktadır.[7] Fransa’nın Ermeni diasporasına karşı bu ılımlı tutumu, geçmişten gelen sıcak ilişkilere dayanmaktadır. Özellikle, I. Dünya Savaşı’nda Fransız ordusunda görev alan Ermeni lejyonerlerine karşı bugün vefa borcunu ödeyen Fransa, her geçen gün Ermenilerin lehine yeni kararlar almaya devam etmektedir.

    90. yıldönümü çerçevesinde gerçekleştirilen bir diğer etkinlik ise, Londra Üniversitesi’nin sponsorluğunu üstlendiği “Avrupa, Türkiye ve Ermeni Sorunu” konulu konferanstır. Dr. Tessa Hofman’ın[8] tebliği ve soru-cevap kısmından oluşan konferansa, öğrencilerin yanı sıra bir çok akademisyenin de katılması beklenmektedir. Bir sonraki konferans ise Prof. Richard Hovannisian’ın “Geriye Bakarak İlerlemek”[9] adlı konferansıdır. Konferans daha çok Hovannisian’ın “Geriye Bakarak İlerlemek” adlı kitabını anlatacağı kitap tanıtımı mahiyetinde gerçekleşecektir.

    Öte yandan, Fransa Ulusal Meclis Başkanı Jean-Louis Debre’nin 4 Şubat 2005 tarihindeki Türkiye ziyareti sırasında Fransa’daki diaspora Ermenilerinin beklediği sonucu elde edememesi, diasporayı hayal kırıklığına uğratmıştır. Türkiye’nin AB’ye tam üye olma yolunda Debre’nin hoşnut edileceğini düşünen diasporanın, sözde soykırımı kabul ettirme çabası, Almanya’da gündeme geldiği kadar etkili olmamıştır. Debre, Ankara'daki görüşmelerinde, ‘Ermeni Sorunu’ konusunu acil çözümlenebilecek bir mesele[10] olarak değerlendirerek, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği sürecinde Fransız Parlamentosu’nun ve Fransız seçmeninin onayları olmaksızın müzakerelerin ilerleyemeyeceğini ima etmiştir.

    Debre’nin, bu sorunu bağımsız bilim adamlarının araştırması gereği konusundaki teklifi inandırıcı değildir, çünkü Türkiye’nin bağımsız, bilimsel araştırmalardan kaçan taraf olmadığı ortadadır. Nitekim Mayıs 2005 tarihinde yapılması planlanan Viyana Türk-Ermeni Tarihçiler Platformu'nun (VAT) ikinci toplantısının iptal edilmesine neden olan taraf Ermeni tarafıdır. Bilindiği gibi bu toplantıda sözde Ermeni soykırımına dair Türk ve Ermeni tarihçiler arasında belge değiş tokuşu amaçlanıyordu.[11]

    Sonuç

    Diaspora Ermenileri, sözde soykırım ibaresinin Türklerin baskısı sonucu müfredattan kaldırıldığını iddia etmektedirler. Bu durumun tam tersi söz konusudur. Nitekim sözde soykırımın tekrar müfredata alınmasının Alman yetkililerin, özellikle Almanya’daki Ermeni Kilisesi ve Ermenistan Büyükelçiliği ile sürdürdüğü sıcak diyalogdan ileri geldiği söylenebilir. Ermenistan’da diasporadan farklı olarak ılımlı yaklaşımlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Özellikle Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün Ermenistan Daimi Temsilcisi Arsen Avegyan’ın Ermenistan Hükümeti’nin arşivlerini açtıklarını ifade etmesi buna güzel bir örnektir. Almanya’da diaspora Ermenileri’nin, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müzakereleri öncesinde Ermeni sorununu gündemde tutma çabalarının kısmen amacına ulaştığı söylenebilir. Özellikle müzakere süreci öncesinde Almanya ve Fransa’da yaşanan gerginlikler, Ermeni diasporasının sözde soykırımın 90. yıldönümü faaliyetlerinin başlangıcını oluşturmaktadır. Almanya’da sözde Ermeni soykırımının ders müfredatından kaldırılıp yeniden müfredata alınması, Ermeni diasporasının Avrupa’daki etkisinden kaynaklanmaktadır. Sözde soykırımın 90. yıldönümü faaliyetleri aslında beklenildiği gibi büyük çaplıdır. Faaliyet planının ayrıntıları, anti-propaganda faaliyetlerinin zamanında ve yerinde düzenlenmesinin engellenmesi için kamuoyuna yansıtılmadığı söylenebilir. Ermenistan’da ise, Koçaryan Hükümeti’nin sözde soykırımın 90. yıldönümü faaliyetlerine ayırdığı ödenek dışında beklenildiği kadar büyük bir hazırlık içinde olmadığı gözlemlenmektedir. Sonuç olarak Alman politikacılarının, Alman gençliğinin holocaust ve soykırım kavramlarını şaibeli bir konu olan sözde Ermeni soykırımı üzerinden değil, Nazi Almanya’sı döneminde (1933-1945) yaşanan örneklerden öğrenmelerinin daha uygun olacağını düşündükleri söylenebilir.


    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] http://haber.byegm.gov.tr/abone.asp?Action=Birlestir&Tarih=07.02.2005

    [2] Der Tagesspiegel gazetesinin 8 Şubat 2005 tarihli haberine göre, Federal Almanya’da sözde soykırım konusunun yeniden ders müfredatına alınmasına karar verilmiştir.

    [3] http://haber.byegm.gov.tr/abone.asp?Action=Birlestir&Tarih=28.01.2005

    [4] Özellikle de Almanya’nın sosyal demokrat eğilimli Frankfurter Rundschau gazetesi 5 Şubat 2005 tarihinde “Büyükelçi’den Soykırım İddiasına İtiraz Ediyor” başlıklı haberinde bu konuya değinmiştir.

    [5] http://www.asbarez.com/frontpage2.htm

    [6] http://groong.usc.edu/news/msg102084.html

    [7] http://www.asbarez.com/frontpage2.htm

    [8] http://www.accc.org.uk/Dr_Tessa_Hofmann__Jan_2005.pdf

    [9] http://www.accc.org.uk/

    [10] http://www.hyetert.com/haber3.asp?AltYazi=Haberler+%5C%3E+D%FCnya&Id=12419&DilId=1

    [11]Avusturyalı tarihçilerin, sözde Ermeni soykırımına ilişkin olarak Türk ve Ermeni tarihçiler arasında belge değiş-tokuşunu amaçlayan Viyana Türk-Ermeni Tarihçiler Platformu’nun (VAT) ilk toplantısı Temmuz 2004’te Viyana’da yapılmış ve Türk ve Ermeni tarihçiler arasında 100’er belge değiş-tokuş edilmişti. VAT’ın 2004 yılında Viyana’da yaptığı ilk toplantıya, Türkiye’den Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile TTK Ermeni Masası Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Ermenistan’dan Erivan “Soykırım Müzesi” Müdürü Prof. Dr. Lavrenti Barseghian ile Ermenistan Bilimler Akademisi (EBA) üyesi Prof. Dr. Ashot Melkonian katılmıştı.