Osmanlı hâkimiyeti altındaki Musul eyaleti Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarına ayrılırken XX. yüzyıl başlarında 350 bin nüfus barındırıyordu ve Irakın mülkî taksimatında da bu sancaklar esas alınmıştı. 1947 sayımına göre Musul, 1.350.000 nüfusuyla Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil sancaklarından oluşmakta idi.
Musul vilayet salnamelerindeki verilere göre XIX. yüzyılın sonlarında 1894 yılında kayıt dışı ve kayıtlı nüfusa baktığımızda eyalette toplam 252.416 hane mevcuttur. Bir hanenin kesin olarak kaç kişiden oluştuğunu tespit etmek imkânsız ise de genel kabul gören 5 sayısı ile çarptığımızda, 1.262.080 kişilik bir nüfus ortaya çıkmaktadır. XX. yüzyıl başlarında dünyada ve bölgede yaşanan savaşlar göz önünde bulundurulduğunda, bu sayının kesin olmamakla birlikte, dönemin nüfusunu aşağı yukarı yansıttığı varsayılabilir. Bölgedeki nüfusun sancaklara göre dağılımı ise yukarıdaki grafikte oldukça net bir şekilde ortadadır. Musulun merkez sancak olması nüfusuna da yansımıştır. Bir Türk bölgesi olan Kerkük ise, vilayetin ikinci büyük yerleşim alanıdır. Yine kayıtlı nüfusu gösteren 1912 yılına ait veriler, yüzdelik dilime döküldüğünde, durum 1894ten pek de farklı değildir. Nüfusun %90ı Müslüman iken, geriye kalan %10luk dilimde Musevi, Süryani ve Rum gibi çeşitli azınlıklar yer almaktadır. Salnamelerde yer alan nüfus yapısı ile ilgili veriler, dönemin Musuluna dair kayda değer bilgiler sunmaktadır ki bu bilgiler özellikle bölgenin yerleşik nüfusuna dair olanlardır. Türk, Kürt, Arap, Keldani, Musevi vb. nüfusun hangi yerleşim birimlerinde yoğunlaştığı, sayısal olarak ifade edilmese de, genel olarak literatürde ve diğer arşiv kaynaklarında yer alan bilgilerle birebir örtüşmektedir. Bu çalışmanın önemli taraflarından biri de budur. Bilindiği gibi Musul ve Kerkükün akabinde Bağdat ve Basranın Osmanlı hâkimiyetine girmesi ile burada eskiden beri mevcut olan Türklerin yanı sıra, birçok bölge yeniden Türk yerleşimlerine açılmıştır. Kerkük ve civarındaki ilk yerleşim dönemlerine ait olan ve bugün hala aynı adla anılan birçok Türk yerleşim birimi mevcuttur. Batılı ve Türk kaynaklarında zikredilen ve salnamelerde de ismi sıkça geçen Kerkük, Dakuk (Tavuk), Altınköprü, Tazehurmatı, Tuzhurmatı, Köysancak bunun için verilebilecek örneklerden birkaçıdır. Bölge üzerine çalışan birçok araştırmacı bilir ki, Birinci Dünya Savaşı sonrasına kadar kuzeyden güneye doğru uzanmakta olan Türk yerleşim bölgesi Büyük Yol olarak adlandırılmakta idi. Bu alan; Musul ve civarındaki kasabalar ile Telafer kazasını, Yarımca, Nebi Yunus, Reşadiye, Erbil, Kerkük ve etrafındaki köy ve kasabaları, Altınköprü, Kuştepe, Dakuk (Tavuk), Tazehurmatu, Tuzhurmatı, Yenice, Çardaklı, Karatepe, Kifri (Salahiye), Leylan, Bağdat ile Bağdatın doğu ve güneydoğusundaki Hanekin, Mendeli, Köşk, Kızılrabat, Bedre, Cessan, Deliabbas kasabaları ve bunların etrafındaki köy ve mezraları kapsamaktaydı. İşte kabaca bu şekilde sınırları çizili alan, yoğun bir Türk yerleşimine sahne olmuştur. Bu konuda salnamelerde geçen kayıtlara daha yakından bakmak, şüphesiz faydalı olacaktır. Musul şehri halkının genellikle Arap, Keldani, Süryani ve Musevilerden oluştuğunu, bununla birlikte şehirde Türk, Kürt ve Ermeninin de bulunduğunu kaydeden H. 1330 tarihli salnameye ek olarak H. 1325 tarihli salnamede & Musul şehrinin dışındaki halk genellikle Arap ve Kürt taifeleri olduklarından Arapça ile konuşurlar ve Musulun dışındaki bazı köylerde Türkler yaşamakta ve Çağataycaya yakın bir Türkçe ile konuşmaktadırlar şeklinde ifadeler yer almaktadır. Kerkük, Osmanlı idaresine girmeden önce de Türkmenlerin elinde bulunmakta ve Gökyurt olarak adlandırılmakta idi. Kanuninin Bağdatı fethi ile Musul bölgesindeki Osmanlı hâkimiyeti kesinleşmiş ve Musul, 6 sancaktan oluşan bir eyalet haline getirilmişti. 14 mahalleden oluşan ve bir Türk şehri olarak bilinen Kerkük için H. 1325 salnamesi şu bilgiyi vermektedir: Kerkük şehrinde 26.510 Müslüman, 432 Keldani ve 463 Musevi olmak üzere 27.405 erkek nüfus var ise de, buna bir misli kadın, üç binden az olmayan yabancı ilave olunursa şehrin toplam nüfusu 57.810a ulaşmış olur. Şehir halkı umumiyetle Türktür ve Türkçe konuşurlar, gurebâ olarak bir miktar Arap ve Kürt ile az miktarda İranlı bulunur.
Salnamelerin basıldığı dönemde, 1890larda Düyûn-ı Umûmiye Müfettişi olarak bölgeye gelen Vital Cuinetnin konuyla ilgili verdiği bilgiler, salnamelerde verilenleri doğrular niteliktedir. Zira Cuinet, La Turquie dAsie adlı eserinde Kerkükün nüfusunun 30.000 civarında olduğunu, bunun 28.000ini Türkmenlerin oluşturduğunu açık bir şekilde zikretmektedir. Kerkükteki Türk nüfusunun yoğunluğu bölgeye gelen Batılı seyyahların da dikkatini çekmiştir. Örneğin 1910larda bölgeye gelen E.B. Soane, Kerkükü Türkmenleri ile meşhur olan bir yer olarak tanımlamıştır. Yine aynı tarihte İngiliz konsolosluk raporundaki verilere göre de Kerkük ve Telaferde 50.000 Türkmen bulunurken, buradaki Kürtlerin sayısı sadece 2.000dir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde şehirde 20.000 nüfus yaşamaktaydı ve bunun büyük kısmını Türkler oluşturuyordu. Diğer Batılı kaynaklardaki rakamlar ise şöyledir: Birinci Dünya Savaşından sonra bölgede İngiliz siyasi memuru olarak görev yapan W.R. Haya göre savaştan önce 30.000; 19191925 arasında burada bulunan C.J.Edmonsa göre de 25.000 nüfus yaşamaktaydı ve çoğunluğunu Türkmenler oluşturmaktaydı. Salnameler, Kerkük civarında pek çok Türk köyü olduğuna dair bilgiler de sunmaktadır. Bunların en büyüklerinin adları Tisin, Beşir ve Tazehurmatıdır. Görüldüğü üzere XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarında hem Türk arşiv kaynakları, hem de Batılı kaynaklar, Kerkükün bir Türk şehri olduğunda hemfikirdir. Fakat son dönemde Kerkükün özel konumu, petrol endüstrisi için taşıdığı değer ve merkezi idare ile Kürtler arasındaki konumundan dolayı, bölgedeki demografik yapı sürekli olarak Türkmenlerin aleyhine değiştirilmektedir. Kerkük sancağına bağlı kazalara gelince, durum şöyle idi: Kerkük merkez kazasına bağlı olan ve Kerkük sancağının en önemli iskelesi olarak tarif edilen Altınköprü nahiyesinin ahalisi tamamen Türktür. Aynı şekilde Kerkükün güneyinde yer alan Dakuk (Tavuk) nahiyesi için de Kasaba merkezi ile civarındaki beş altı köyün halkı Türk, kalanı Arap ve Kürt& olduğu salnamelerde kayıtlıdır. Kerkük sancağına bağlı olan Erbil kazası hakkında salnamelerdeki kayıtlar, bu bölgenin önemli bir Türk yerleşim alanı olduğuna dair bilgilerimizi doğrulamaktadır. Salnamedeki ifade ile İstanbul-Bağdat posta yolu üzerinde bulunan ve yedi mahalleden oluşan Erbil şehrinin & kasaba merkezinde; erkek ve kadın 7.590 nüfus vardır. Erbil merkez kasabası halkı Türktür ve zekidir. Bağlıları halkı Arap ve Kürttür. Eski adı Kifri olan ve Salahiye kazasının merkezi olan Salahiye kasabası da Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdendir. Aynı kazaya bağlı olan Tuzhurmatı ve Karatepe nahiyeleri de Türk bölgesidir. H. 1325 tarihli salnamede durum satırlara şu şekilde yansımıştır: Kasabada erkek ve kadın 2.500 nüfus vardır. Kasaba halkı Türk olup, kaza halkı Arap ve Kürttür. Salahiye kazasına bağlı Tuzhurmatı ve Karatepe nahiyeleri halkı da Türktür Özetle, Musul merkez ve çevresindeki birkaç köy ile Kerkük kasabası, Telafer, Tazehurmatu, Altınköprü ve Dakuk nahiyeleri ile Erbil kasabası ve Salahiye (Kifri) Tuzhurmatı, Karatepe gibi yerler, Türklerin yoğunlukta olduğu bölgelerdir. Musulun 60 km. batısında yer alan Telafer, Iraktaki Türklerin yoğun olarak yaşadığı en önemli merkezlerden biridir. Nüfusunun yarıdan fazlası Türk olan Erbil ise, Türk nüfusu açısından Kerkükten sonra ikinci büyük şehir konumundadır. Yoğun Türk nüfusuna sahip olan Kerkük ise, Irak Türklerinin kalbi ve kültür merkezi olup, ona bağlı nahiye ve köylerin pek çoğunda da Türkler yaşamaktadır.
Osmanlı Dönemi Musul Vilayeti (XX. yy başları)
|