Osmanlı Döneminde Musul Vilayetinin Demografik Durumu
Tarih: 14-02-2008 19:08


ImageOsmanlı hâkimiyeti altındaki Musul eyaleti Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarına
ayrılırken XX. yüzyıl başlarında 350 bin nüfus barındırıyordu ve Irakın mülkî taksimatında da bu sancaklar esas alınmıştı. 1947 sayımına göre Musul, 1.350.000 nüfusuyla Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil sancaklarından oluşmakta idi. Musul vilayet salnamelerindeki verilere göre XIX. yüzyılın sonlarında 1894 yılında
kayıt dışı ve kayıtlı nüfusa baktığımızda eyalette toplam 252.416 hane mevcuttur.
Bir hanenin kesin olarak kaç kişiden oluştuğunu tespit etmek imkânsız ise de genel
kabul gören 5 sayısı ile çarptığımızda, 1.262.080 kişilik bir nüfus ortaya
çıkmaktadır. XX. yüzyıl başlarında dünyada ve bölgede yaşanan savaşlar göz önünde
bulundurulduğunda, bu sayının kesin olmamakla birlikte, dönemin nüfusunu aşağı
yukarı yansıttığı varsayılabilir.
Bölgedeki nüfusun sancaklara göre dağılımı ise yukarıdaki grafikte oldukça net bir
şekilde ortadadır. Musulun merkez sancak olması nüfusuna da yansımıştır. Bir Türk
bölgesi olan Kerkük ise, vilayetin ikinci büyük yerleşim alanıdır. Yine kayıtlı
nüfusu gösteren 1912 yılına ait veriler, yüzdelik dilime döküldüğünde, durum
1894ten pek de farklı değildir. Nüfusun %90ı Müslüman iken, geriye kalan %10luk
dilimde Musevi, Süryani ve Rum gibi çeşitli azınlıklar yer almaktadır.
Salnamelerde yer alan nüfus yapısı ile ilgili veriler, dönemin Musuluna dair kayda
değer bilgiler sunmaktadır ki bu bilgiler özellikle bölgenin yerleşik nüfusuna dair
olanlardır. Türk, Kürt, Arap, Keldani, Musevi vb. nüfusun hangi yerleşim
birimlerinde yoğunlaştığı, sayısal olarak ifade edilmese de, genel olarak
literatürde ve diğer arşiv kaynaklarında yer alan bilgilerle birebir örtüşmektedir.
Bu çalışmanın önemli taraflarından biri de budur.
Bilindiği gibi Musul ve Kerkükün akabinde Bağdat ve Basranın Osmanlı hâkimiyetine
girmesi ile burada eskiden beri mevcut olan Türklerin yanı sıra, birçok bölge
yeniden Türk yerleşimlerine açılmıştır. Kerkük ve civarındaki ilk yerleşim
dönemlerine ait olan ve bugün hala aynı adla anılan birçok Türk yerleşim birimi
mevcuttur. Batılı ve Türk kaynaklarında zikredilen ve salnamelerde de ismi sıkça
geçen Kerkük, Dakuk (Tavuk), Altınköprü, Tazehurmatı, Tuzhurmatı, Köysancak bunun
için verilebilecek örneklerden birkaçıdır.
Bölge üzerine çalışan birçok araştırmacı bilir ki, Birinci Dünya Savaşı sonrasına
kadar kuzeyden güneye doğru uzanmakta olan Türk yerleşim bölgesi Büyük Yol olarak
adlandırılmakta idi. Bu alan; Musul ve civarındaki kasabalar ile Telafer kazasını,
Yarımca, Nebi Yunus, Reşadiye, Erbil, Kerkük ve etrafındaki köy ve kasabaları,
Altınköprü, Kuştepe, Dakuk (Tavuk), Tazehurmatu, Tuzhurmatı, Yenice, Çardaklı,
Karatepe, Kifri (Salahiye), Leylan, Bağdat ile Bağdatın doğu ve güneydoğusundaki
Hanekin, Mendeli, Köşk, Kızılrabat, Bedre, Cessan, Deliabbas kasabaları ve bunların
etrafındaki köy ve mezraları kapsamaktaydı. İşte kabaca bu şekilde sınırları çizili
alan, yoğun bir Türk yerleşimine sahne olmuştur. Bu konuda salnamelerde geçen
kayıtlara daha yakından bakmak, şüphesiz faydalı olacaktır.
Musul şehri halkının genellikle Arap, Keldani, Süryani ve Musevilerden oluştuğunu,
bununla birlikte şehirde Türk, Kürt ve Ermeninin de bulunduğunu kaydeden H. 1330
tarihli salnameye ek olarak H. 1325 tarihli salnamede & Musul şehrinin dışındaki
halk genellikle Arap ve Kürt taifeleri olduklarından Arapça ile konuşurlar ve
Musulun dışındaki bazı köylerde Türkler yaşamakta ve Çağataycaya yakın bir Türkçe
ile konuşmaktadırlar şeklinde ifadeler yer almaktadır.
Kerkük, Osmanlı idaresine girmeden önce de Türkmenlerin elinde bulunmakta ve
Gökyurt olarak adlandırılmakta idi. Kanuninin Bağdatı fethi ile Musul
bölgesindeki Osmanlı hâkimiyeti kesinleşmiş ve Musul, 6 sancaktan oluşan bir eyalet
haline getirilmişti.
14 mahalleden oluşan ve bir Türk şehri olarak bilinen Kerkük için H. 1325 salnamesi
şu bilgiyi vermektedir:  Kerkük şehrinde 26.510 Müslüman, 432 Keldani ve 463 Musevi
olmak üzere 27.405 erkek nüfus var ise de, buna bir misli kadın, üç binden az
olmayan yabancı ilave olunursa şehrin toplam nüfusu 57.810a ulaşmış olur. Şehir
halkı umumiyetle Türktür ve Türkçe konuşurlar, gurebâ olarak bir miktar Arap ve
Kürt ile az miktarda İranlı bulunur.

Salnamelerin basıldığı dönemde, 1890larda Düyûn-ı Umûmiye Müfettişi olarak bölgeye
gelen Vital Cuinetnin konuyla ilgili verdiği bilgiler, salnamelerde verilenleri
doğrular niteliktedir. Zira Cuinet, La Turquie dAsie adlı eserinde Kerkükün
nüfusunun 30.000 civarında olduğunu, bunun 28.000ini Türkmenlerin oluşturduğunu
açık bir şekilde zikretmektedir.
Kerkükteki Türk nüfusunun yoğunluğu bölgeye gelen Batılı seyyahların da dikkatini
çekmiştir. Örneğin 1910larda bölgeye gelen E.B. Soane, Kerkükü Türkmenleri ile
meşhur olan bir yer olarak tanımlamıştır. Yine aynı tarihte İngiliz konsolosluk
raporundaki verilere göre de Kerkük ve Telaferde 50.000 Türkmen bulunurken,
buradaki Kürtlerin sayısı sadece 2.000dir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde şehirde
20.000 nüfus yaşamaktaydı ve bunun büyük kısmını Türkler oluşturuyordu. Diğer Batılı
kaynaklardaki rakamlar ise şöyledir: Birinci Dünya Savaşından sonra bölgede İngiliz
siyasi memuru olarak görev yapan W.R. Haya göre savaştan önce 30.000; 19191925
arasında burada bulunan C.J.Edmonsa göre de 25.000 nüfus yaşamaktaydı ve
çoğunluğunu Türkmenler oluşturmaktaydı.
Salnameler, Kerkük civarında pek çok Türk köyü olduğuna dair bilgiler de
sunmaktadır. Bunların en büyüklerinin adları Tisin, Beşir ve Tazehurmatıdır.
Görüldüğü üzere XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarında hem Türk arşiv
kaynakları, hem de Batılı kaynaklar, Kerkükün bir Türk şehri olduğunda hemfikirdir.
Fakat son dönemde Kerkükün özel konumu, petrol endüstrisi için taşıdığı değer ve
merkezi idare ile Kürtler arasındaki konumundan dolayı, bölgedeki demografik yapı
sürekli olarak Türkmenlerin aleyhine değiştirilmektedir.
Kerkük sancağına bağlı kazalara gelince, durum şöyle idi:
Kerkük merkez kazasına bağlı olan ve Kerkük sancağının en önemli iskelesi olarak
tarif edilen Altınköprü nahiyesinin ahalisi tamamen Türktür.
Aynı şekilde Kerkükün güneyinde yer alan Dakuk (Tavuk) nahiyesi için de Kasaba
merkezi ile civarındaki beş altı köyün halkı Türk, kalanı Arap ve Kürt& olduğu
salnamelerde kayıtlıdır. Kerkük sancağına bağlı olan Erbil kazası hakkında
salnamelerdeki kayıtlar, bu bölgenin önemli bir Türk yerleşim alanı olduğuna dair
bilgilerimizi doğrulamaktadır. Salnamedeki ifade ile İstanbul-Bağdat posta yolu
üzerinde bulunan ve yedi mahalleden oluşan Erbil şehrinin & kasaba merkezinde;
erkek ve kadın 7.590 nüfus vardır. Erbil merkez kasabası halkı Türktür ve zekidir.
Bağlıları halkı Arap ve Kürttür.
Eski adı Kifri olan ve Salahiye kazasının merkezi olan Salahiye kasabası da
Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdendir. Aynı kazaya bağlı olan Tuzhurmatı ve
Karatepe nahiyeleri de Türk bölgesidir. H. 1325 tarihli salnamede durum satırlara şu
şekilde yansımıştır: Kasabada erkek ve kadın 2.500 nüfus vardır. Kasaba halkı Türk
olup, kaza halkı Arap ve Kürttür. Salahiye kazasına bağlı Tuzhurmatı ve Karatepe
nahiyeleri halkı da Türktür
Özetle, Musul merkez ve çevresindeki birkaç köy ile Kerkük kasabası, Telafer,
Tazehurmatu, Altınköprü ve Dakuk nahiyeleri ile Erbil kasabası ve Salahiye (Kifri)
Tuzhurmatı, Karatepe gibi yerler, Türklerin yoğunlukta olduğu bölgelerdir.
Musulun 60 km. batısında yer alan Telafer, Iraktaki Türklerin yoğun olarak
yaşadığı en önemli merkezlerden biridir. Nüfusunun yarıdan fazlası Türk olan Erbil
ise, Türk nüfusu açısından Kerkükten sonra ikinci büyük şehir konumundadır. Yoğun
Türk nüfusuna sahip olan Kerkük ise, Irak Türklerinin kalbi ve kültür merkezi olup,
ona bağlı nahiye ve köylerin pek çoğunda da Türkler yaşamaktadır.


Osmanlı Dönemi Musul Vilayeti (XX. yy başları)

Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku

Older news items: