ALMANYA'DA / ALMANCADA TÜRK EDEBİYATI
Tarih: 06-07-2007 10:39


ALMANYA’DA / ALMANCADA TÜRK EDEBİYATI :  literaturca


Alman (elbette Avusturyalı ya da İsviçreli de olabilir) dostlarınıza, tanıdıklarınıza, herhangi bir vesileyle ilişkide olduğunuz gençlere bir armağan vermek istediğinizde artık aklınıza gelebilecek şeylerden birisi, belki de bulabileceğiniz en güzel şey, Türk edebiyatından bir kitap olacak. 

 

Yakın zamanlarda faaliyete geçen Literaturca Verlag adlı yayınevinin kitaplarının sayısı yirmiye yaklaştı.  Bunlar arasında ünlü Türk edebiyatçılarının eserleri olduğu gibi, bilimsel eserler, inceleme kitapları ve anı-izlenim türü ürünler de bulunuyor.

 

Frankfurt’ta kurulmuş yayınevinin çalışmalarını, kendisi bir Türkolog olan tanınmış çevirmen ve edebiyat incelemecisi Beatrix Caner yürütüyor.  Türkçeden çevrilmiş kitapların önemli bir kısmının çevirisi de ona ait. Türkische Literatur - Klassiker der Moderne adlı 1998’de Georg Olms Verlag adlı yayınevince yayınlanmış önemli bir eseri var.  Türk edebiyatı konusunda Almancada çıkmış en önemli eser olarak biliniyor.  Ne yazık ki, bu kapsamlı çalışma henüz Türkçe olarak yayımlanmamış. 

 

Beatrix Caner’in yakında Literaturca’da yayımlanacak eseri ise, Cumhuriyet döneminin değerli ve ünlü yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en önemli eseri sayılan Huzur konusunda bir monografi çalışması (Tanpınar’s Harmonie - der Höhepunkt der türkischen Moderne).  Tanpınar’ın bu romanı konusunda yapılan ilk kapsamlı değerlendirme çalışması olduğunu sandığımız bu özgün kitap dört yüz sayfaya yakın olacakmış.  Kitabın adından anladığımıza göre Caner bu eseri çağdaş Türk edebiyatının zirvesi olarak görüyor.

 

Romanya’da doğan Macar asıllı Beatrix Caner, ailesi 1973’te Federal Almanya’ya göçünce (o sıralar 19 yaşında imiş) Frankfurt’taki Goethe Üniversitesinde Doğu Dilleri ve Kültürleri Bilimleri Bölümünde (Fachbereich Ost- und Außereuropäische Sprach- und Kulturwissenschaften) okumaya başlamış.  Sonradan kendini Türk edebiyatına adamış.

 

Beatrix Caner’in Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı adlı kitabını esas alarak yaptığı eleştirel Pamuk değerlendirmeleri de son derece ilginç.

 

Türk edebiyatından seçilen yazarlar arasında kadın yazarların çokluğu (toplam yazarların yarıdan fazlası) belki hemen dikkati çekmiyor, çünkü yazarların hepsi önemli, ama bu durumun bu konudaki özel bir anlayış ve özenin sonucunda ortaya çıktığını düşünmemek de mümkün değil.  Ancak kadın yazarlar arasından yapılan seçim, Türk edebiyatındaki kadın yazarları düşündüğünüzde, esas olarak hakkını da veriyor.  Kimler mi var?  Kadın yazarlarımızdan kimleri görmek isterdiniz, elbette hepsi değil ama işte onlar var.  Nezihe Meriç, Nermin Abadan-Unat, Ayla Kutlu, Feyza Hepçilingirler, Tomris Uyar, Erendiz Atasü, Pınar Kür, Ayşe Kulin, Elif Şafak.  Zehra İpşiroğlu ve başkaları da sırada.

 

Tanpınar gibi Cumhuriyetin ilk dönemi yazarların yanında yanında, orta dönemin, 60 sonrasının Demir Özlü, Bilge Karasu, Çetin Öner gibi önemli adlarına, yakın zamanların sivrilmişlerinden ise Murat Gülsoy, Cemil Kavukçu, Sadık Yalsızuçanlar gibi görece genç yazarlara yayınevinin listesinde raslayabiliyorsunuz.

 

Bütün yazarların eserlerinde seçimin en etkili, en bilinen, en önemlilerine yönelik olduğunu da belirtelim.  Yayınevinin öznel değerlendirmesi, Türk edebiyatının kalıcı değerleriyle genellikle uyum içinde.  Tanpınar’ın 1955 yılında yazdığı Yaz Yağmuru (Sommerregen), Tomris Uyar’ın öykülerinden seçmeler (Traumverkäufer), Demir Özlü’nün İstanbul Büyüsü adlı öykü kitabından seçmeler (Der Beginn einer Liebe), Erendiz Atasü’nün Lanetliler adlı öykü kitabından seçmeler (Das Lied das Meer), Pınar Kür’ün Bir Yalnız Ağaç adlı öykü kitabından seçmeler (Ein verrückter Baum) yayınevinin listesinde yeralanlardan ve ilgiyi hakedenlerden.

 

Ahmet Haşim’in ünlü Frankfurt Seyahatnamesi (Frankfurter Reisebericht adıyla) Ayla Kutlu’nun filme de çekilmiş olan Sen De Gitme Triyandafilis adlı romanı (Triyandafilis adıyla) da yakında yayımlanmak (Herbst 2007) üzere hazırlananlar arasında.

 

İlginç olan, yayınevinin kuru bir edebiyat çizgisi izlememesi.  İlgi alanları içine Türkiye’de matbaacılığın öncüsü İbrahim Müteferrika’dan büyük Alman Mareşali Helmuth von Moltke’ye, „Lale Devri“nden çeviri sorunlarına, Tanzimat’tan mistisizme kadar çok şey giriyor.  Tarih ve felsefeyle içli dışlı olmadan edebiyat çok anlamlı olmuyor.

 

Türk edebiyatını görmek ve tanımak isteyen Almanca dilliler için literaturca bir olanak.  Türk edebiyatını göstermek, tanıtmak, Türk edebiyatıyla övünmek isteyenlere ise bir fırsat.  Görmezden gelinen Türk edebiyatını görmezden gelenlerin gözüne sokmak için de bir fırsat.

 

5 Temmuz 2007


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku