|
‘Bunalımın Niceliği’ başlıklı yazımda, ‘ekonomi politiğin ölçü birimi değerdir’ dedim.
Oysa değer ekonomi politiğin nesnesidir de. Ölçebilse de ölçemese de konusu budur. Ekonomi politik değer konusunda üzerinde anlaşılabilecek bir ölçüyü bulabildiği oranda bilimselliğini kanıtlamış olacaktır. Eğer bugün elimizde ortak bir ölçü birimimiz yok ise, bu durum değerin değerinden birşey yitirmez, ama ekonomi politiğin değerini düşürür. Ya da, yapıldığı üzere, ortalıkta ekonomi politik adına değersiz tartışmalar sürüp gider. Ekonomik bunalımla birlikte, ekonomi politiğin klasik, neo-klasik, marksist vb ekollerinin görüşleri üzerine bir dizi yarım-yamalak, kulaktan dolma ve ya da ekonomi politiği ekonomi bilimi diye yutturmaya çalışan akademik tartışmalar yeniden alevlenmiş gibi görünüyor. Öncelikle vurgulanması gereken, dünyada olduğu gibi bugün Türkiye’de ekonomi politiğin bilimsel bir disiplin olarak öğretilmemekte olduğudur. Ekonomi öğreniminde hiçbir ders kitabı, herhangi bir yardımcı kitap, lisans ya da üstü hiçbir araştırma, ‘bilimsel’ herhangi bir ‘tez’ ekonomi politiğin konusu, yani nesnesi olan değeri ele almamıştır. “Klasik öğretide A.Smith ve D. Ricardo’dan sonra Marx’a göre de” diye başlayan tümceden sonra sunu (arz) ve istem (talep) fonksiyonlarına geçilip, bu son ikilinin balansından uluslararası ‘türbülans’ ve ‘mürbülans’lara gidilir. Ve bugünkü ekonomik bunalım karşısında, bunalımdan çıkaracak bir ‘ambülans’ aranacak duruma gelinir. Sorun, özünde bir ekonomik sistem sorunudur, ulusal ve acunsal. Zaten ekonomi poltik de bir bilim olarak, Devlet-Ulusların ortaya çıkması ile birlikte ortaya çıkmıştır. Yaşıttırlar, ve küreselleşme ile birlikte, beklendiği gibi Devlet-Uluslar ortadan kalkacak olsa idi ekonomi politiğe de bir bilim olarak gerek kalmayacaktı. İşte o zaman, şimdi saymaya değmeyecek ekonomik araç, model, sav ve kuramların bir yararı olabilirdi. Oysa insanı insanlıktan çıkaran böylesi bir acunsal sistemin sürdürülebilir olması olanaksızdır. Ve bu gidişten şu ya da bu nedenle geri dönülecektir. Bu bunalımdan sonra olmazsa, ardındaki savaştan sonra olacaktır, ama olacaktır. Çünkü ekonomik sistem, dar anlamda bir üretim biçimi demektir. Ve insanlar, arılar gibi içgüdüsel olarak değil ama gereksinmelerine göre üretirler. Gereksinmelerini karşılamayan bir üretim biçiminin sürdürülmesine de belli bir noktaya kadar dayanabilirler ancak. Sözkonusu olan insanlığın gereksinmelerinin ölçülebilmesidir. Gereksinme terimi ekonomi politiğin istem (talep) kavramı ile çakıştırılabildiği oranda ekonomik değer kavramına o denli yaklaşılmış olacaktır. Sunuyu (arz) belirleyecek olan da yine gereksinme olacak ve sonuçta, insanca yaşamak için gereksinim duyulan ekonomik değerlerin üretimine geçilecektir. İşte ekonomi politiğin araştırmakta olduğu ve birgün bulacağı değer budur. Bugün pazarda revaçta olan ekonomistlerin değerinden sözetmeye bile değmez. |