Ergenekon olgusu aydınlatılmalıdır. İstanbul’daki bir ilçe savcısının çabaları ile değil ama, tersine bu ilçe savcısının olguyu karmaşıklaştırmasına karşın aydınlatılmalıdır.
Bir olgunun aydınlatılmasıdır sözkonusu olan. Araştırılan olgu ‘mahkemeye intikal’ ettiği için, ve hukuka saygı gereği, yorum yapmak değil niyetim. Sözcüklerimi seçiyorum o nedenle. Aydınlatılacak olguyu, yani görüngüolayı, Fransızcası ile fenomeni çözümlüyorum. Görüngüolay iki biçimde ortaya çıkıyor ; ya duyu organları ile algılanıyor (ki, algılamak yaygın kullanımının tersine sadece ve ancak burada sözkonusudur, diğer kulllanım yerleri tümden yanlıştır) ya da psikolojik olarak bir anlamda seziliyor. Görüngüolay çözümlendiğinde ise olgu ya da olaya ulaşılmış, ortaya çıkarılmış oluyor. Olgu ya da olay aydınlanmış oluyor yani. Çözümleme ile bir anlamda olayın görüntüsüyle yetinilmeyip özü araştırılıyor. İlk duyum, sezgi ya da algıda direnmek ise ‘takıntılı’lığa yolaçabiliyor. Görüntü dondurulmuş gibi oluyor ve görüntü ile yetiniliyor. Uslamlama (akılyürütme)’ya gerek kalmıyor ve olguya trene bakar gibi bakılıyor. Güncel Ergenekon görüngüolayı da bu bağlamda tipik bir örnek oluşturuyor. Darbe olacak mıydı olmayacak mıydı? Olacaksa kimler nasıl yapacaklardı ? Araştırılacak olgu budur. Ancak araştırılan bu değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hükumet etmesi gerekenler kendilerini bulundukları yerde tutabilmenin yollarını araştırmaktadırlar özünde. Geçmişte tasarlanan bir darbe olgusu değildir araştırılan, ama gelecekteki olası bir darbe takıntısıdır. Yani bilinen, ele-avuca gelen, somut bir olgu değildir araştırılan. Öyle olsaydı, bir dizi somut belge, kanıt ve tanık vardı ellerinde, onlara başvurabilirlerdi. Örneğin, son yirmi yılın ileri gelen emniyet müdürlerinin ne kadar ileri gittiklerini araştırabilirlerdi. Devlet denilen aygıtın olanakları bütün bunları ortaya çıkarmaya yetebilirdi. Askerin, polisin, istihbarat birimlerinin bilgi ve belgeleri dışında olduğu varsayılan şeyin araştırılıyor olması demek, bir olgunun değil, bir düşünce, bir tasarım ya da bir idealin araştırılıyor olması demektir. Düşünülmüş olabileceği varsayılan bir düşüncenin ne olabileceğinin araştırılması!… Bir görüngüolaya kapılmışlık. Salt bir takıntılılık durumu… Yanlı basın ve yayım aracılığı ile de tüm toplumun takıntılı duruma getirilmesi . Burada başka bir olasılık ortaya çıkıyor: Ergenekon görüngüolayı ile toplumun uslamlama yapmasının engellenmesi ve yansıtılan görüntüyle yetinmesinin sağlanması. Görüngüolay aydınlandıkça takıntılılar takıntıları ile başbaşa kalacaklardır kuşkusuz. Ancak toplumun da bu yapay takıntılarından arındırılması gerekmektedir. O nedenle bu görüngüolay kesinlikle aydınlatılmalıdır. Bütünüyle Ağar’ıncaya değin gidilmelidir üzerine ve menzili (Menzir de denilebilir) genişletilmelidir. Ki olgu ne imiş takıntı nedir belli ola. Bu bulanık Ağar’tılı ortamdan, bu alacakaranlıktan çıkılmalıdır kesinlikle. O da ancak doğru bir yöntem izlemekle olanaklıdır. Savcının yöntemi yöntem değildi, bakalım mahkemeninki nasıl olacak. Habip Hamza Erdem |